4 Haziran 2011
Hayata teşekkür ederim...Her olumsuz deneyimden, olumlu yanı bulup çıkarmayı öğrettiği için...
Hayata teşekkür ediyorum beni eğittiği için. Farkında olmamı sağladığı için. Yaşattığı güzellikler ve zorluklarla beni mutlu ettiği için. Her yaşattığı güçlüğün yanında bir kolaylık verdiği için. Her olumsuz deneyimden, olumlu yanı bulup çıkarmayı öğrettiği içinn..(Rapunzel
Bir dua üç dilek...
Rivayet edilir ki, Hz.Musa (a.s) Tur Dağına giderken bir adamın şöyle bir dileği...ne muhatap oldu:
- “Ya Musa, Rabbimden üç dileğim var, O’na söyle bu duamı kabul etsin. Birincisi, benim gözlerim görmüyor, açılmasını istiyorum. İkincisi, çocuğum olmuyor, bir oğlan evladı istiyorum. Üçüncüsü, fakirim, fakirlikten çok çektim; hiç olmazsa doğacak oğlum fakir olmasın, onun zengin olmasını istiyorum.”
Hz.Musa (a.s.) Tur’da bu kulun üç dileğini nakledince:
Allah:
- “Üç dileğini birden kabul etmem; tek şey istesin,kabul edeceğim” diye buyrulmuş.
Hz.Musa (a.s.) bu cevabı aktarınca düşünceye dalan adam üç yerine tek bir dilekte bulunmuş:
- “Ya Rab,oğlumun altın tasla su içtiğini gözlerimle görmeyi diliyorum.”
Ve bu akıllı adamın duası kabul edildi!
Bilgelik Öyküleri Kitabı
- “Ya Musa, Rabbimden üç dileğim var, O’na söyle bu duamı kabul etsin. Birincisi, benim gözlerim görmüyor, açılmasını istiyorum. İkincisi, çocuğum olmuyor, bir oğlan evladı istiyorum. Üçüncüsü, fakirim, fakirlikten çok çektim; hiç olmazsa doğacak oğlum fakir olmasın, onun zengin olmasını istiyorum.”
Hz.Musa (a.s.) Tur’da bu kulun üç dileğini nakledince:
Allah:
- “Üç dileğini birden kabul etmem; tek şey istesin,kabul edeceğim” diye buyrulmuş.
Hz.Musa (a.s.) bu cevabı aktarınca düşünceye dalan adam üç yerine tek bir dilekte bulunmuş:
- “Ya Rab,oğlumun altın tasla su içtiğini gözlerimle görmeyi diliyorum.”
Ve bu akıllı adamın duası kabul edildi!
Bilgelik Öyküleri Kitabı
Bağışlayacılık, kendimize yarattığımız cehennemden tek çıkış yoludur...
Geçmişimizi bağışlayalım. Geçmişimizdeki acıya ayna olan insanları. Kendimizi bağışlayalım sonra. Kendimizi evrenin sevgisine havale edelim. Zihinlerimizi bağışlama yoluyle temizleyerek, hayatlarımızı en güzel ve doğru şekilde seçimlerle çizebilmemiz için, bize ilham vermesi için Yaratıcımıza istekte bulunalım. Bağışlayıcılık, kendimize yarattığımız cehennemden tek çıkış yoludur dostlar. Ya severiz ya korkarız. Her seçim bizi ya kendi cennetimize ya da cehennemimize taşır. ‘’ BÜYÜK İŞLER YOKTUR, SADECE SEVGİYLE YAPILMIŞ KÜÇÜK İŞLER VARDIR’’
Neden kardesinin gozundeki çöpü görürsün de, kendi gozundeki mertegi görmezden gelirsin...
Yargılama ki yargilanmayasin. Çünkü hangi yargiyla yargilarsan, onunla yargilanacaksin. Hangi olcuyle ölçersen, aynı ölçü sana da uygulanacaktir. Neden kardesinin gozundeki çöpü görürsün de, kendi gozundeki mertegi görmezden gelirsin? - Isa Mesih
Hayatınıza sahip çıkın o size aittir...
Hayatınızı kucaklayın. Suçluluk duymayı bırakın. Kendinize acımayı bırakın. Kendinize gereksiz yükler yüklemeyi bırakın.. Başklarını suçlamayı bırakın. Hayatınıza sahip çıkın o size aittir.”
*RAMTHA*
Zeytinyağlı barbunya...
Malzeme
1,5 kilo taze barbunya
5 dolmalık biber
3 soğan
4 domates
1 demet maydanoz
5,5 bardak su
1 bardak zeytinyağı
1 tatlı kaşığı şeker.
Yapılışı :
Barbunyaların kabuklarını çıkarıp tek tek ayıklayın. Yıkadıktan sonra, bir tencereye koyup 15 dakika kaynatıp çıkarın, suyunu süzün. Tencereye zeytinyağı koyup iyice kızdırın. Bu yağa, çekirdek ve sapları ayıklanıp 6 parçaya bölünmüş dolmalık biberleri koyun, kavurun Hafifçe kızarınca, bir kepçe ile yağdan çıkarın Bu yağa doğranmış soğanları da koyup kavurun. Soğanlar pembe bir renk alınca, kabukları soyulup doğranmış iki domatesi katarak kavurmaya devam edin. Sonra da 5 buçuk bardak su ve tuz katın. Bu su ağır bir ateşte kaynamaya başlayınca, önceden hazırlanan barbunyaları, biberler ile şekeri de ekleyin. Tencerenin kapağını kapatıp ağır bir ateşte bir saat, yani barbunyalar yumuşayıncaya karlar, pişirin. Sonra, kabukları çıkarılmış ve dilim şeklinde kesilmiş 2 domatesi, kıyılmış maydanozu da koyup yeniden kapağını kapatın, yarım saat de böyle pişirin. Sonra yemeği soğumaya bırakın.
Esas mesele şehirde derviş olabilmekte...
Eski zamanlarda bir dağın zirvesinde, buzların arasında bir derviş yaşarmış. Bu derviş günlerini ibadetle ve tefekkürle geçirirmiş. Dağda yaşayan dervişin şehirde yaşayan bir de derviş arkadaşı daha varmış. O da kadınlar hamamında, yazın kavurucu sıcağında hamamın ocağına odun atarak geçimini sağlar, arta kalan zamanlarını da ibadet ve tefekkürle geçirirmiş.
Bir gün şehirdeki derviş, dağdaki derviş arkadaşını ziyaret etmek istemiş. Ocaktan bir kor parçasını avuçlarının arasına almış ve kor parçasıyla beraber yola çıkmış. Avucundaki koru söndürmeden şehrin içinden geçmiş, dağa tırmanmış ve en sonunda dağın en tepesinde buzların arasında yaşayan derviş arkadaşına ulaşmış. Ateşten hediyesini takdim etmiş. Oturup biraz hoş beş ettikten sonra da derviş şehre, kadınlar hamamına geri dönmüş.
Bir süre sonra da dağdaki derviş iade-i ziyaret yapmak istemiş. Eline aldığı bir buz parçasıyla beraber yola çıkmış. Buzu eritmeden şehrin içinden geçip hamama kadar ulaşmış. Eski dostunu ocağın başında ateşe odun atarken görmüş. Tam elindeki buzu derviş arkadaşına vereceği sırada hamamdan çıkan bir kadının bacağını görmüş. Ve elindeki buz bir anda eriyip buhar olmuş. Bunun üzerine şehirli derviş, arkadaşına şöyle demiş:
“Yaa derviş efendi, dağda herkes derviş olur. Marifet şehirde, kadınlar hamamında derviş kalabilmekte...”
Zor olan dağdaki çiçeğe ağaçlara sevgiyle bakmak değil. Zor olan trafikte durmadan kornaya basan adama sevgiyle bakabilmek... İş yerinde arkamızdan kuyumuzu kazan mesai arkadaşımıza, egosunun peşinde koşan acımasız müdür-patronumuza ya da her fırsatta işten kaytaran çalışanımıza, kirasını vaktinde ödemeyen kiracımıza ya da kira iki gün gecikti diye kapıya dayanan evsahibimize hatta yolda yürürken pazar arabasıyla ayağımızı ezen cahil Anadolulu Fatma teyzeye sevgiyle bakabilmektir.
Aslında hepimiz potansiyel birer derviş değil miyiz? Mühim olan o aşk ateşiyle yanabilmek! Dergâhımız dünya, güzergâhımız köprü trafiği! Haydin ermeye gidiyoruz. Kimseye kızmak yok bu yolda. Aşkla, şevkle sevmek var herkesi...
Kuşları, fareleri, böcekleri...
Cem Özüak
Değişmeyi seçmek...
Ya aci cekmeye devam edip kurbani oynarsiniz, ya da kendinize ve ilskilerinize ayna tutmaya cesaret edip olani anlar ve degismeyi secersiniz.
.
3 Haziran 2011
1 Haziran 2011
Piyaz...
250 gr Kuru Fasulye
1 Su Bardağı Sirke
1 Adet İri Soğan
1 Demet Maydanoz
Sos İçin
Tuz , Beyazbiber
2 Çorba Kaşığı Sirke
6 Çorba Kaşığı Zeytinyağı
Süslemek İçin
2 Orta Boy Domates
2 Katı Haşlanmış Yumurta
Piyaz nasıl yapılır yapılışı:
1 gün önceden ıslatılmış fasulyelerin üzerlerini birkaç parmak aşacak kadar soğuk su koyup, harlı ateşte bir taşım kaynatın. Ağır ateşte yumuşayıncaya kadar pişirin. Pişme suyunda ılınmaya bırakın. Süzdürüp çukur bir kaba alın. Bir bardak sirkeyi ilave edip üzerini bir kapakla kapatın. Fasulyeleri yaklaşık 2 saat sirke içinde dinlenmeye bırakın.Sosu için tuz, biber ve sirkeyi çukur bir kapta iyice karıştırın. Sürekli çırparak zeytinyağını yedirin. 2 saatin sonunda fasulyelerin sirkesini süzün. Piyazlık kesilmiş soğan ve iri kıyılmış maydanoz ile sirkeli salata sosunu ilave edip iyice karıştırın. Piyazı bir servis kabına aktarıp domates, haşlanmış yumurta dilimleri ve siyah zeytin ile süsleyip servis yapın.
Dışımızda olup bitenleri kontrol edemeyiz ama onlara nasıl tepki vereceğimizi her zaman seçebiliriz...
Dışımızda Olup Bitenleri Kontrol Edemeyiz Ama Onlara Nasıl Tepki Vereceğimizi Her Zaman Seçebiliriz
31 Mayıs 2011
Mutluluk nedir ?
Mutsuzluğu tatmadan, hep mutlu olmak istersin. Oysa nelerin seni mutsuz ettiğini bilmeden, nelerle mutlu olacağını bilemezsin..
Freud
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)