ruhsal büyüme... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ruhsal büyüme... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mayıs 2013

Eğer kendini başkalarıyla kıyaslar durursan,Ya mutsuz olursun,Yadakendini beğenmiş olursun...



Eğer kendini başkalarıyla kıyaslar durursan,
Ya mutsuz olursun,
Yada kendini beğenmiş olursun.
Çünkü her zaman senden daha iyi
Ya da
Daha kötü durumda
Birileri hep olacaktır

3 Mayıs 2013

Gerçek Basittir


Bir gün bilge hırkasını çıkardı ve onunla bir yumurtayı sarıp sarmaladı. Sonra da kasabanın ana meydanına gelip insanların kendi etrafına toplanmalarını istedi. Onlarca, yüzlerce kişi bilgenin çevresini sardı.
"Bugün hepin...izin katılabileceği büyük bir yarışma düzenliyo¬rum." diye seslendi bilge. "Kim bu hırkanın içinde ne olduğunu bilirse, onun içindeki yumurtayı ona vereceğim." İnsanlar birbirleriyle bakıştılar, meraklandılar. Ama kimse bir tahminde bulunmak istemedi. Sonunda kalabalıktan birisi bilgeye şöyle dedi:
"Bunu nereden bilebiliriz, bize vahiy gelmiyor ki."
"Bakın, bu hırkanın içindeki şeyin yumurta sarısı gibi sarı bir göbeği var ve yumurta beyazı gibi şeffaf bir sıvıyla kaplı. Hepsi de, kolayca kırılabilen bir kabukla çevrili. Hadi bilin bakalım bu hırkanın içinde ne var?"
Çevresini saran herkes bilgenin elinde bir yumurta tuttuğunu düşünüyordu, ama cevap o kadar besbelliydi ki, hiç kimse o kadar insanın önünde rezil olmak istemiyordu. Öyle ya, o şey ya bir yumurta değilse, bilgenin derin ilmiyle söylemek istediği başka bir şey ise? Hayır hayır, bilge mutlaka başka bir şeyi ima ediyordu.
Bilge, iki defa daha sordu. Ama aptal durumuna düşmek istemediği için kimse cevap vermedi. Bilge sonunda hırkayı açıp yumurtayı herkese gösterdi ve şöyle dedi: "Aslında cevabı hepiniz biliyordunuz. Ama kimse cesaret edip de bunu dile getiremedi. Bu haliniz, riske girmeye, kaybetmeyi göze almaya cesaret gösteremeyenlerin haline benziyor. Gerçekte çözümler çok basit. Bu basit çözümleri Allah akıl gözümüze gösteriyor. Ama insanlar hep karmaşık açıklamaların peşine düşüyorlar, sonunda ise bu açıklamalardan bir şeyler yapmaya sıra gelmiyor."

Kaynak: Şifacı

Zaman geçsin diye bekle, zamanı gelsin diye bekle.



Zaman geçsin diye bekle, zamanı gelsin diye bekle.

Anlatmak için bekle, anlaşılmak için bekle.

Bulmak için bekle, bulunmak için bekle, buluşmak için bekle.

Başlasın diye bekle, bitsin diye bekle.

Sabahı bekle, geceyi bekle, baharı bekle, yazı bekle, yarını bekle, yeni yılı bekle.

Daha iyisi için bekle, daha yenisini bekle.

Sabırdan bekle, çaresizlikten bekle, panikle bekle, vazgeçerken bekle.

Plan yap bekle, hayal kur bekle.

Değişsin diye bekle, dönüşsün diye bekle.

Bir bekle, iki bekle.

Hayat geçsin önünden geçip gitsin, sen bekle.


Icarus
Kuantum Yaşam Haritası

1 Mayıs 2013

Bazen Bir Şeyleri Oluruna Bırakmak, Onlara Sarılmaya, Uğraşmaya Göre Kat Kat Daha Güçlü Bir Eylemdir...

Fotoğraf: ...

Hayat tıkanınca :



Hayat tıkanınca :
Buda : Kendi içine dön.
Gandhi : Sabret.
Karma : Bir gün karşılığını alırsın.
Windows : Yeniden başlat.
Annem : Çık dolaş biraz.

Anette: Unutma bu da geçicek...

Feyz: Pınar ÖZFİDAN

HAYAT, SEÇTİĞİN KARARLARA ÖDEDİĞİN BEDELLER İLE ŞEKİLLENİR.


Moralin mi bozuk. Öyleyse kaldır başını. Kimse başı yukarda ağlayamaz çünkü.Kendini mutsuz hisseden insan içine döner.Çünkü duygular içtedir.Durumunu değiştirmek istiyorsan, kaldır başını ve umuda bak. Ve ne seçtiğini kendine tekrar et. Polyannacılık oynamak değil bunun adı.

Bulunduğun yeri ve şartları en iyi bilen sensin. İhtiyacın olanı en iyi bilen sensin. Sen değiştirirsen değişecek dünya. Sen istersen gelecek başarı. Sen kapılarını açarsan girecek mutluluk içeri.
Öncelikle gerçeği olduğu gibi kabul etmekle işe başla. Sonra başını kaldırır ve ne olmasını istiyorsan onu seç hayatına. GERÇEĞİ GÖR. KARARINI VER. SEÇİMİNİ YAP. BEDELİNİ ÖDE. HAYAT, SEÇTİĞİN KARARLARA ÖDEDİĞİN BEDELLER İLE ŞEKİLLENİR.

Kaynak: Gelişimsel Olumlama

30 Nisan 2013

Bakakaldım ardından, ne gözümü alabildim, ne göze alabildim ....



Bakakaldım ardından, ne gözümü alabildim, ne göze alabildim ....

Kaynak. Filiz Kılıçarslan

I am a piece of paper and I control your entire life...

Herkes kendi uçurumunu yüreğinde taşır.



Her şeyin bir yüreği vardır. Dağın, taşın, ırmağın. İş onu bulmaktadır.

Bir bakışta kimse kimseyi kolay kolay anlayamaz.

Ağanın, bey'in olduğu yerde, sevdaların acıya, ateşe, ayrılığa, yoksulluğa, zulme bulaşması mecburdur. Her sevda hikayesi, sevda hikayesi olmaktan başka bir şeydir aslında. Her sevdanın bir yanı da zulüm hikayesidir.

... Her yürek ses veren bir uçurumdur.

Aşık kısmının diline zincir vurulmaz. Aşık kısmı yürektekini söylemiyorsa eğer sazına namertlik ediyor demektir. Sazın da sözün de hukuku vardır. Saza da söze de yasak konulmaz. Gün gelir o yasak, koyanını yer ilkin. Sazın sözün hukuku ölüme yenik düşmez.

Yasak bir sevdaya at koşturanlar, dünyanın öteki ahvaline suskun kalmalı.

Konuşan bir uçuruma inanmak, çoğu zaman birçok başka şeye inanmaktan çok daha az tehlikelidir.

Aşık demek, yalnızca iyi saz çalmak, kudretli türkü söylemek demek değildir. Aşık dediğin gönül toprağına tohum düşüren kişidir.

Hayat diye bize yaşattıkları şey, koskoca bir sayıklama değil mi?

Zaman en çok sahip olunması gereken şeydir. Zaman bize sahip olur ve zaman tanır. Biz, bize tanınan zamanı değerlendirir, kullanırız. Yazgımız gibidir zaman da; küçük irademizle, büyük irade içerisinde kendimize yer açarız. Bütün bunları bilmekse zaman alır. Her zamanın kendi bilgisini zamanında bilmek, ömrü iyi kullanmaktır. Böyle ömürlerin ardından pişmanlık yaşları dökülmez. Çünkü pişmanlıklar yaşanmamış gerçeklerin bilgisidir.

Güzellik, bin bir lisan kullanır. Dağ bin bir lisanla yazılmış uzun bir masaldır.

Toprağı bölen, malı bölen, emeği bölen, sevdayı da bölecektir elbet. İnsanları birbirine yasak edecektir. İnsanların birbirine yasak olduğu yerde, her vahşet muteberdir.

Ben bir şey önermiyorum. Ben kendi yanılsamalarımı bile güçlükle koruyabiliyorum. Başkalarınınkine hangi güçle, nasıl karışabilirim?

Masalın yoluna çıkmak için gerçeğin yollarında can tüketmek gerekir.

Aptal olanın aptallığı bir çeşit emniyettir; ne ki aptal olan tehlike anlarını savuşturmakta güçlük çeker. Aptal olan gizi saklar, lakin yazgının gizi zorlamak için fal açtığı oyunlarda da aptallık eder. Ele verir. Kurnaz olan, tehlike anlarını savuşturur, önüne çıkan maniaları aşmakta hüner gösterir; lakin aşamadığı yerde, köşeye sıkıştığında her şeyi kurnazlıkla aşikar eder. Kurnaz olanın hayatta kurtaracağı en önemli şey kendi paçasıdır.

Her şeyi öylesine yitirdik ki.. Bir daha dönmemecesine. Belki de her şey geçmişte kaldı. Bir daha yaşanamayacak olan o şey. Biz işte onu yitirdik. Her şey boşlukta silindi.

Lal Masallar/ Murathan Mungan

Hz.Ali şöyle dua ederdi: Allah'ım Gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle, Hakkımda hayırlı olanları da gönlüme razı eyle...

Bir sultan rüya aleminde dişlerinin önden arkaya doğru döküldüğünü görür.







Bir sultan rüya aleminde dişlerinin önden arkaya doğru döküldüğünü görür. Gördüğü rüyanın yorumunu yaptırmak üzere rüya yorumcularından birini huzuruna çağırır ve ondan gördüğü rüyanın tabirini ister.
"Sultanım!" diye cevap verir tabirci, ..."O kadar uzun yaşayacaksınız ki, bütün oğullarınızın ölümlerini göreceksiniz."
Sultan,oğullarının ölümünden bahseden tabircinin sözlerine öfkelenir, muhafızlarına adamı zindana atmalarını emreder.
Sonra başka bir tabirciyi çağırır ve aynı rüyayı ona da anlatır.
"Sultanım!" der bu defaki tabirci,"Allah size o kadar bereketli ve uzun bir ömür hediye edecek ki, evlatlarınızın hepsinin mutluluklarını göreceksiniz ve hepsinden uzun yaşayacaksınız."
Sultan bu habere çok sevinir ve tabirciye kese kese altın ihsan eder.
İki tabirci de aynı şeyi söylemişti;ama ilki,söyleyeceklerini incelikten uzak, yalın bir üslupla dile getirmiş,ikincisi ise insan duygularını gözeten ince ve ustalıklı bir dil kullanmıştı.
Söz ola kese savaşı/söz ola kestire başı Söz ola ağulu aşı/bal ile yağ ide bir söz.
Yunus Emre





İnsanlarla mesafeli olmak iyidir, gereksiz pişmanlıklar yaşamazsın...

Pencereni aç ve sabahı kokla...Hayat güzel.Sev onu. Plan yapmadan yaşa ve gülümse... Günaydın :)

TAM FARKINDALIK


Hiç bir şey bekleme. Senin beklediğin sadece bir hayal. Bekleyecek hiçbir şey yok. Ve hiç çaba gösterme.


Çaba sıfır. ... Kontrol sıfır. Kural sıfır. Dengeli olmaya çalışmak sıfır. Bir hâle girmeye çalışmak sıfır. Bir şeyi içinde oluşturmaya çalışmak sıfır. Hiçbir şey yok. İçte hiçbir şey yapmayacaksın. İçte birşey yapmaya çalışmayacaksın.


İçinden kendine direktifler vermeyeceksin.


Kendini telkin etmeyeceksin. İçinde birşeyler tekrarlamayacaksın. Sadece kendini ol. Kendini itme. Kendinden kaçma. Kendini olduğu gibi görmek ve hissetmekten hiç kaçma. Kendin olarak ne varsa ondan bahsediyoruz: Eksik fazla, güzel, çirkin, normal, anormal, sıradan, olağandışı, iyi, kötü.


Hiçbirini görmekten ve hissetmekten kaçma. Olanın ve yaşadığının sende yarattığı tüm etkileri ve görüntüleri hissetmek ve görmekten içinde kaçma. Kendini kendine aç. Kendini kendine öylece kabul et.


Kendini ve kendin dışındaki her şeyi, tamamen ve olduğu gibi görmeye ve hissetmeye sonsuz açık ol. Kendin ve kendin dışındaki her şeyin olduğu gibi olmasına, akmasına, hareket etmesine, değişmesine, dağılmasına, yok olmasına, kırılıp dökülmesine veya ölmesine kendi içinde tamamen izin ver.


Sadece bunları yap. Bu sözlerimizde hiçbir mecaz yok. Ne yapman gerekiyorsa, dosdoğru onu söylüyoruz.


Mustafa ÇETİN

İnsan sürekli terkrar ettiği şeyden ibaret. Yaşantınıza bakın. Süreklineyin peşindesiniz, kelimeleriniz neler.

 


Her insanın hayatında bariz bir ya da iki olgu vardır. Kimisi için bu sevgi, kimisi için mutluluk, kimisi için huzur...
Hayatınız bu olgular ve bu olguları yaşatan kişiler ve olaylarla dolduğunda zaten bunları yaşıyorsunuz demektir. Sevgi, dönüşüm, huzur olan bir insan, zaten bu olgula...r içersinde yüzüyordur, ya da yüzecektir, bu kesin. Ve bu olgular yanlızca kişi ve kendisi arasındaki ilişkide cereyan eder. Başka birisine ihtiyaç yoktur.
Aynı şekilde kaos, depresyon, öfke, öc alma, başkalarını çekiştirme, gibi diğer insanlara bağlı olarak yaşadığınız olgular da sizin gerçekliğinizi, o süre içersindeki yaşamınızı gösterir. Bir kişiye, yanlızca bir kişiye negatif bir laf söylüyorsanız eğer, bilin ki bu sizin ağzınızdan, zihninizden çıkan yani size aittir. Ve siz yargıladıkça, eleştirdikçe, öfkelendikçe, öc aldıkça, üzerinizde bu enerjiyi taşır, şikayet ettiğiniz ortamlar sizi girdap gibi içine çekmeye, bu tür insanlar arasında kendinizi bulmaya devam edersiniz. Atalarımızın çok bilindik bir sözü var çocukken çok kullanırdık, "Kötü söz sahibine aittir". Çocukken daha iyi biliyorduk :)

kaynak: Gülenay Pema Gauri
Seçim sizin ve aslında çok net.

Ve sen! Her şey olabilirsin…



Her şeyin olabilir ve sen her şey olabilirsin. Evlerin, arabaların. Bilgisayar vs… her türlü teknolojik imkanın, renk renk elbiselerin, pahalı parfüm ya da kremlerin ve pahalı alışkanlıkların…
Ve sen! Her şey olabilirsin…
... Güzel ya da çirkin. Uzun ya da kısa olabilirsin. Boylu poslu. Gösterişli ya da gösterişsiz… Tombul ya da zayıf… Genç ya da yaşlı…
Kadın ya da erkek olabilirsin… Anne, baba olabilirsin. Kardeş, ağabey, dost, arkadaş…
Huzurlu ve huzursuz… Güleryüzlü ya da somurtuk. Sakin ya da hareketli… Sabırlı, dayanıklı, heyecanlı, atak ve coşkulu olabilirsin.
Hatta her an içinde bulunduğun duruma göre bir şey de olabilirsin.
Sonra iş sahibi olabilirsin ya da işsiz… Üniversite ya da lise yada ilköğretim mezunu olabilirsin.
Bir meslek sahibi olabilirsin. Öğretmen, memur, işçi, doktor, mimar ya da avukat… Hatta mesleğinde üst seviyelere çıkabilir ve unvanların olabilir… Bütün bu özelliklerin çevrende pek bir takdir görebilir, övgüler alabilirsin…
Tüm bunlar iyidir hoştur, güzeldir …
Büyüklerin dediği gibi adam bile olabilirsin.
Ama İnsan olmak başka bir şeydir…
Onun ne okunacak bir kitabı ne de ezberlenecek bir formülü vardır. İnsan olmak yukarıda saydıklarım ile saymadıklarımın tamamını kapsar…
Eğer;
İnsanları toplumsal alt kimliklerine göre ayırmadan, cinsiyetlerine göre kayırmadan, zengin, fakir ya da meslek ya da unvanlarına göre değil önce insan olduğu için sevip sayıyorsan…
Ve çevrendekilere sahip olduklarına göre değil, (seninle paylaşmamış olsa bile çevresindekilerle…) Paylaştıklarına göre önem, değer ve anlam verebiliyorsan.
Verdiğin sözü tutuyor ve özün ile sözün birbirini tamamlıyorsa, iyiniyetli, samimi, merhametli, dürüst ve alçak gönüllü isen insan olmaya başladın demektir.
Pek havalı sıfatların olabilir ama en havalısı insan olmaktır. Kadın ya da erkek olmaktan, toplumsal sıfatlarından çok daha anlamlıdır. Ve tüm bunların yanına bir de erdem kattın mı insan oldun demektir.
Ve insan olduğunda sen artık insanların yüzlerine değil ruhlarına bakmaya başlarsın...

27 Nisan 2013

Sol El Ve Bağlı Bulunduğu Çakra...



Sol El: Duygulu varlıkların (insanlık) dünyasını temsil eder. Aktif zihnin kontrol edilmesi, niyetin düşünülmesi, kutsanma, prensip, geçici realite, izlemek, içsel hatırlama ve sevgi sembolüdür. Feminin-dişi ve polaritede negatiftir. Ayı temsil eder.

2. Baş Parmak: Bedenimizden şuuraltı kalıplarından ve karmik eğilimlerden bağımsız olarak akan İlahi enerjinin sembolüdür. İrade gücünü, boşluğu ve sonsuzluğu temsil eder.

3. İşaret Parmağı: Jupiter Parmağı olarak da bilinir. Kişiliğimizin Ego yönünü temsil eder. Şuuraltı kalıpları tarafından kontrol edilen enerjilerin sembolüdür. Enerjisi geliştiricidir, hava ve rüzgârı temsil eder.

4. Orta Parmak: Satürn Parmağı. Enerjilerin en karmik ve en şartlı olanı. Bu parmak ağır, güçlü, dengeleyici enerjiler getirir. Arzu ve disiplin sembolüdür. Ateşi temsil eder.

5. Yüzük Parmağı: Güneş parmağı olarak bilinir. Kişiyi güçlendiren enerjilerle ilişkilidir. Kozmik, sonsuz, solar ışık ile karıştırılmamalıdır. İlişkilerin, şifanın ve enerjinin sembolüdür. Suyu temsil eder. Sol elin yüzük parmağında vurulduğu takdirde bir yarayı iyileştirecek Sol elin yüzük parmağında vurulduğu takdirde bir yarayı iyileştirecek güç olduğu ve bu parmağın direk olarak kalple bağlantılı olduğu söylenir.

6. Küçük Parmak: Merkür parmağı olarak bilinir. Entelektüel zihin ve enerjinin açılmasına yardımcı enerjileri yayar. İletişimin sembolüdür. Dünyayı temsil eder.

Kaynak: Aysun Zorlubilek

Bir ankete göre insanları en çok rahatlatan üç koku;



Bir ankete göre insanları en çok rahatlatan üç koku;

1. Taze pişmiş ekmek kokusu

2. Temiz çarşaf kokusu

3. Yeni biçilmiş çimen kokusu...

İnsanların negatif duygu ve düşünceleri kendi bedenlerinin 15 metreetrafına dek yayılıyormuş.

 
İnsanların negatif duygu ve düşünceleri kendi bedenlerinin 15 metre etrafına dek yayılıyormuş. Düşünün kalabalık ve mutsuz şehirlerdeki negatif enerji bulutlarının kuvvetini...
O yüzden belki de insanlardan uzak tenha ve doğa içinde daha kolay şifalanıp arınıyoruz demek ki...
Alıntı:
Messages From God and the Ascended Masters
Judith A. Beals