6 Ekim 2011

BENİ GÖNÜL GÖZÜYLE GÖREN İNSANLARA,HAYATIMDA OLDUKLARI İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM...

EĞER;
SENİN EN KÖTÜ HALİNDE BİLE, İÇİNDEKİ İYİYİ,
SENİN EN ZAYIF HALİNDE BİLE, ...İÇİNDEKİ GÜCÜ,
SENİN EN KORKMUŞ HALİNDE BİLE, İÇİNDEKİ KAHRAMANI
SEN KENDİNİ TAMAMEN KARANLIKTA HİSSEDERKEN BİLE,
GÖZLERİNDEKİ IŞIĞI, GÖREN
VE SANA İNANDIĞINI SÖYLEMEKTEN VAZGEÇMEYEN BİRİ VARSA,
BU KÖR VEYA APTAL OLDUĞU İÇİN DEĞİL,
SENİ GÖNÜL GÖZÜYLE GÖRDÜĞÜ İÇİNDİR...
ZATEN EVREN DE SENİ BÖYLE GÖRMEKTE,
VE AYAĞA KALKIP,
EN İYİ OYUNUNU ÇIKARTMANI SABIRLA BEKLEMEKTEDİR :):)
BENİ GÖNÜL GÖZÜYLE GÖREN AZ VE ÖZ İNSANLARA,
HAYATIMDA OLDUKLARI İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM...

Ekleyen: Mediha Gramos

Pink Floyd- Coming back to life...

http://youtu.be/-vC_eoozrHY

Fil susarsa... Günün fotosu... 06/10/2011

Sen tek ve eşsizsin...



Asla kıyaslama. Daha önce senin gibi biri hiç olmadı ve bir daha da olmayacak. Sen tek ve eşsizsin – geçmişte, şimdi ve gelecekte – o yüzden kimseyle kendini karşılaştıramazsın ve kimseyi taklit edemezsin.OSHO

gerçekte kimin kazandığı asla bilinmez...

71055 50702346300 5305744 n1 Başucumda Müzik yasak aşk Vesamet Kutlu kürşat başar Fatin Rüştü Zorlu

Uzun zamanlar boyunca hepimiz o içimizdeki kalabalıktan, o şekilsiz hamurdan, başkalarının beğeneceği, onaylayacağı bir biçim, mükemmel bir desen çıkartabilmek, bir bütün yaratabilmek için uğraşıp dururuz.
Sonu gelmez bir iç savaş gibi...
Kendi parçalarımızı yok edip öldürerek, tutsak alarak, zorlayarak, değiştirerek, onlardan sonunda kendimizce bir bütün oluşturmaya çalışarak geçer hayatımız.
Ve tabi sonunda, gerçekte kimin kazandığı  asla bilinmez...

"Başucumda Müzik"

Kürşat Başar

Ne delilik değildir ki?


Delilik mi?
Neden olmasın?
Ne delilik değildir ki?


Hesap makinesini yeni keşfettik...

5 Ekim 2011

Dişimi fırçalar mısın ? Günün fotosu... 05/10/2011

bazen herşeyi susturmak gerekir gerçeği bulabilmek için...

 Çevrendekilerin öğütleri, fikirleri ...

televizyon, gazetelerden gelenler ...

Çocukluktan beri taşıdığın önyargılar, olaylar...

içinde nerler olduğunu duyabiliyormusun???

bazen herşeyi susturmak gerekir gerçeği bulabilmek için...

Kimler geldi kimler geçti...

Düşüncesinde derin, verirken tarafsız, engin...

Lao Tzu Sözleri

Bilge kişi su gibidir,

su ki, beslerken dört bir yönü,

yarışmaz, tartışmaz şunu, bunu.

Kibirsizce akar,

seçmeden sağı solu,

bu yüzdendir ki,

YOLa uyumludur yolu.

İşte bilge kişi benzer şekilde, yaşar, doğayla içiçe...

Düşüncesinde derin, verirken tarafsız, engin. Konuşurken doğru, ve yönetirken dürüst. Gündelikte yeterli ve edimlerinde tutarlı. Yeteneğince üretici, fırsatlar kadar girişimci. Ne kimseye üstün olma çabasında, ne de kimse ona üstün. _____________ Tao Te Ching 'ten

4 Ekim 2011

Karamsarlıgı ögrendigimiz gibi iyimserligi de ögrenebiliriz...

 

Mutlu Olmak Ögrenilebilen Bir Sey mi?

Küçük seylere dikkat ögrenilebilen bir seydir, insanlar, içinde yasadıkları ortama, aldıkları egitime göre birtakım küçük seylere dikkat etmeyi ögreniyorlar. Çiftçiler, hekimler,terziler, dedektifler, kendi ugraslarıyla ilgili küçük ipuçlarını degerlendirmeyi ögrenebiliyorlar. Küçük seylere dikkat etmeyi ögrenebilen insan, bunlar karsısında mutlu veya mutsuz olmayı da ögrenebilir. Bazılarımız, küçük seylere dikkat etmeyi ve bunlar karsısında mutsuz olmayı ögrenmis bulunuyoruz. Bazılarımız ise aynı küçük seylere dikkat edip mutlu olmayı ögrenmis bulunuyoruz.

Yani bazıları bardagın yarısı bos diye esef etmeyi, bazıları ise yarısı dolu diye sevinmeyi, sükretmeyi ögrenmis. Dogustan iyimser veya kötümser olmuyoruz. Belirli durumlar karsısında iyimser veya kötümser olmayı çesitli yollarla ögreniyoruz. Örnegin, büyüklerimizi model alarak ögreniyoruz.

Bir dügüne giden insanların, bir seyleri övmekten çok, negatif elestiri yönelttiklerini görürüm. Ufacık ufacık ayrıntıları yakalayıp kurabiyeleri, limonataları, gelinin, damadın kasını, gözünü, kayınvalidelerin elbiselerini elestirdiklerini duyarım, insanlar elestiriyorlar, elestiriyorlar, ondan sonra da "Amann bize ne, Allah mesud etsin" diyorlar. (iyi de, su 'bize ne'yi en basta demeyi ögrenebilir miyiz acaba?

Eger bir insan genelde kötümser, karamsar ise, galiba zamanla bu karamsarlıgı destekleyecek yönde küçük ayrıntıları fark eder hale geliyor. Negatifi vurgulaya vurgulaya, yasama negatif bir bakıs tarzı gelistiriyor. Bu durumun sonucunda da, arabesk sarkılarda duydugumuz "batsın bu dünya" tavrı çıkıyor ortaya.

Karamsarlıgı ögrendigimiz gibi iyimserligi de ögrenebiliriz.

 

Üstün Dökmen

Kağıtta pastırma...

 

8 dilim
pastırma

1 dilim
domates

1 dilim ince kabuksuz
limon

1 çay kaşığı kıyılmış maydanoz

Pastırmayı alüminyum
folyo ya da yağlı kağıdın ortasına dizin üzerine
domates
ve
limon
u
koyun
. Maydanozu da serpip kağıdı
pastırma
nın üzerine kapatın, uçlarını sıkıştırın. Tavada alt ve
üstünü çevivrerek bir kaç dakika pişirin.

Ve yaşamı paylaşmak gerek… Alınacak ve verilecek tek şey ise sevgi, mutluluk ve kahkaha olmalı.

Tang Hanedanı zamanında Mutlu Çinli veya Güleç Buda olarak adlandırılan şişman bir adam vardı.

Bu Hotei’nin, kendisine Zen Ustası sıfatı vermek veya etrafında mürid toplamak gibi bir derdi yoktu. Onun yerine, sırtında içi tatlı, meyve ve şekerleme dolu bir torba ile sokaklarda yürüyordu.

Bunları etrafını sarıp oyunlar oynayan çocuklara dağıtıyordu.

Ne zaman kendisini Zen’e adamış birini görse elini uzatıp “Bana bir lira ver” diyordu. Ve eğer birisi ona başkalarına ders vermek üzere tapınağa geri dönmesini söyleyecek olursa yine şöyle diyordu “Bana bir lira versene”.

Bir defasında, oyun işine dalmışken bir başka Zen Ustası ordan geçiyordu ve sordu: “Zen’in anlamı nedir?”

Hotei cevap olarak hemen torbasını yere koyup sustu.

“Peki” dedi diğeri “Zen nasıl hayata geçirilir?”

Mutlu Çinli hemen torbasını omuzuna atıp yoluna devam etti.

Sadece yaşa, paylaş ve gül…

Yaşamı da hayata geçirmek gerek.

Yaşam  feragat ederek yaşanmıyor, tüm duyularla deneyimlemek gerek… Yaşamı tatmak, işitmek, görmek, koklamak ve yaşama dokunmak gerek.

Her ne ise seni kapalı tutan çık içinden; evden çık, işyerinden çık, küskünlüğünden, öfkenden çık, zihnindeki tüm engellerin içinden çık… yaşamın içine adım at. Kalk ve hemen şimdi yap; yarın için bugün dün’dür ve bil ki unutur sessizce.

Yaşamı deneyimlemek için tam merkezde, içinde olmak gerek. Bak bakalım merkezinde kim ya da ne var. Merkez sende değil dışındaysa o deneyim de sana ait değil artık. Geri dön merkezine ve ayaklarını yere sağlam bas. Kim olduğunu hatırla. Bu yaşam sana ait.

Unutma, her ne ise bizi yaşamdan korkutan her an peşimizde olacak. Korkuyu ve endişelenmeyi bırak.

Ve yaşamı paylaşmak gerek… Alınacak ve verilecek tek şey ise sevgi, mutluluk ve kahkaha olmalı.

http://intouchcoaching.wordpress.com/2011/05/31/gulen-buda-yolda-kalpatru-agacina-rastlarsa/

Kaynak: Melike Doğar

Herkes papatyaya sorar SEVİYORMU? SEVMİYOR MU? Diye.......



Sadece 3günlük ömrü olan kelebek papatyaya aşık olur ancak öleceğine saatler kala SENİ SEVİYORUm der.Papatya sadece bende diyebilir ve kelebek ölür.O'nu sevdiğimi neden zamanında söyleyemedim diye papatya üzüntüsünden hasta olur,yapraklarını dökmeye başlar.Döktüğü her yaprakta SENİ SEVİYORUM der.Sonunda ölür.İşte ogünden sonra birbirini sevdiğini söyleyemeyen herkes papatyaya sorar SEVİYORMU? SEVMİYOR MU? Diye.......?Gec kalmayın :)))))