14 Ekim 2011
Bir dilek tut, gerçek olana kadar çabala...
Annem derdi ki: “Terli terli su içme.”...
İçten içe kızardım ona
Oyunun en tatlı yerinde
Bu müdahale de niye?
Hastalanınca anlardım ki!
Annem haklıymış.
Annem derdi ki: “Sakın geç kalma.”
Meraklanırmış sonra
İçten içe hayıflanırdım ona
Gidenin dönmesini beklerken anladım ki !
Annem haklıymış.
Annem derdi ki: “Odanı dağıtma.”
İçten içe karşı gelirdim ona
Toparlamayı erteleyip dururken
Hayatımı dağıttığım anlarımda anladım ki !
Annem haklıymış.
Annem derdi ki: “Öfkende fakir ol, sevginde zengin.”
İçten içe önemsemezdim bakışlarımla
Kırdığım kalpleri telafi edemediğimde anladım ki !
Annem haklıymış.
Annem derdi ki: “Doğal ol, yapmacık olma.”
İçten içe burun kıvırırdım ona
Ezberlediğim yaşam biçiminin tatsızlığını fark edip
Rollerimi karıştırmaya başlayınca anladım ki !
Annem haklıymış.
Annem derdi ki: “Gençliğinin kıymetini bil, geri gelmez bir daha.”
İçten içe sitemkâr davranırdım ona
Yüzümdeki çizgiler
Saçımdaki beyazlar zafer kazandıkça anladım ki !
Annem haklıymış.
Annem der ki: “Bir dilek tut, gerçek olana kadar çabala.”
İçten içe söylemesi kolay, yapması zor derdim ona
Hayatımı sorgulamaya başlayıp
Sürekli yapamadıklarım aklıma geldiğinde anladım ki !
Annem haklıymış.
Her gün ihtimallere 'yoklama çekmek' gerekir!

Her sabah dünya yeniden kurtulur! Her sabah şartlar yeniden oluşur! Her gece kad...er ihtimallerini yeniden düzenler! Dün olmayan bugün olabilir hale gelir, bugün olabilen yarın olamayabilir. Her gün ihtimallere 'yoklama çekmek' gerekir!
... Yüreğimi yakan darbeleri bağışlıyorum.
Acıları ve aldatmaları bağışlıyorum.
İhanetleri ve yalanları bağışlıyorum.
İftiraları ve ahlâksızları bağışlıyorum.
Nefreti ve zulmü bağışlıyorum.
... Yüreğimi yakan darbeleri bağışlıyorum.
Yıkılan hayalleri bağışlıyorum.
Ölen umutları bağışlıyorum.
Sevgisizliği ve kıskançlığı bağışlıyorum.
Umursamazlığı ve kötü zihniyeti bağışlıyorum.
Haklılık uğruna haksızlık edenleri bağışlıyorum.
Öfkeyi ve şiddeti bağışlıyorum.
İhmalkârlığı ve unutkanlığı bağışlıyorum.
Bütün kötülükleriyle dünyayı bağışlıyorum...
paulo coelho
Riverside - Before
http://youtu.be/Olda75AYUrA
13 Ekim 2011
Patlıcan Güveç...
- 2 kuru soğan
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 kg kuzu kuşbaşı
- 5-6 sivribiber
- 10 diş sarımsak
- 5-6 domates
- 1 demet bütün maydanoz
- 2 yemek kaşığı tereyağı
- 1,5 su bardağı kaynamış su
- tuz
- karabiber
- arzuya göre 1 çay kaşığı kimyon
hazırlanması:
1. patlıcanları alacalı soyup, tuzlu suya koyun. soğanları yemeklik doğrayın. güveç tenceresine yıkanmış ve fazla yağları alınmış et ile birlikte ilave edin. zeytinyağını ekleyip etler bıraktıkları suyu çekene kadar kavurun.
2. sırayla üzerlerine doğranmış sivribiber, dörde bölünüp irice doğranmış patlıcan, sarımsak, soyulup fındık büyüklüğünde doğranmış domates ve maydanoz demetini yayın. en üste tereyağını koyup tuz, karabiber ve kimyonu serpip kaynamış suyu üzerine gezdirin.
3. güveç tenceresinin ağzını yağlı kağıtla-kağıdın uçları tencerenin içine girecek şekilde- kapatın. üzerini alimünyum folyoyla-uçlarını güvecin dış kenarlarına kıvırıp- tekrar kapatın. hiç karıştırmadan 40-45 dakika pişirin. (arada tencerenin kenarından bir kaşık yardımıyla suyunu çekip çekmediğini kontrol edin. yoksa etler suyunu çekip yanabilir.) piştikten sonra maydanozu alıp güveci tabaklara servis yapın.
Daha çok verin...Daha az bekleyin.. ♥ ♥ ♥ ♥

Bir gün, bir çiftçinin eşeği kuyuya düşer.
Adam ne yapacağını düşünürken, hayvan saatlerce anırır.
En sonunda çiftçi, hayvanın yaşlı olduğunu ve kuyunun da zaten kapanması gerektiğini düşünür ve eşeği çıkartmaya değmeyeceğine kararverir. Bütün komşularını yardıma çağırır. Her biri birer kürek alarak kuyuya toprak atmaya başlarlar.... Eşek neolduğunu fark edince, önce daha beter bağırmaya başlar. S...onra, herkesin şaşkınlığına, sesini keser.Birkaç kürek toprak daha attıktan sonra, çiftçi kuyuya bakar. Gözlerine inanamaz. Eşek, sırtına düşen her kürek toprakla müthiş bir şey yapmakta, toprağı aşağıya silke leyerek yukarı çıkmasına basamak hazırlamaktadır.Bir süre sonra, komşular toprak atmaya devam edince, herkesin şaşkınlığı altında eşek, kuyunun kenarından dışarı biradım atıp, koşarak uzaklaşır!
Hayat üzerinize hep toprak atacaktır; her türlü pislik ile.Kuyudan çıkmanın sırrı, bu pisliği silkeleyip bir adım yükselmektir.
Sıkıntılarımızın her biri bir adımdır. En derin kuyulardan bile yılmayarak, usanmayarak çıkabiliriz.Silkelenin ve biraz daha yukarı çıkın.
Adam ne yapacağını düşünürken, hayvan saatlerce anırır.
En sonunda çiftçi, hayvanın yaşlı olduğunu ve kuyunun da zaten kapanması gerektiğini düşünür ve eşeği çıkartmaya değmeyeceğine kararverir. Bütün komşularını yardıma çağırır. Her biri birer kürek alarak kuyuya toprak atmaya başlarlar.... Eşek neolduğunu fark edince, önce daha beter bağırmaya başlar. S...onra, herkesin şaşkınlığına, sesini keser.Birkaç kürek toprak daha attıktan sonra, çiftçi kuyuya bakar. Gözlerine inanamaz. Eşek, sırtına düşen her kürek toprakla müthiş bir şey yapmakta, toprağı aşağıya silke leyerek yukarı çıkmasına basamak hazırlamaktadır.Bir süre sonra, komşular toprak atmaya devam edince, herkesin şaşkınlığı altında eşek, kuyunun kenarından dışarı biradım atıp, koşarak uzaklaşır!
Hayat üzerinize hep toprak atacaktır; her türlü pislik ile.Kuyudan çıkmanın sırrı, bu pisliği silkeleyip bir adım yükselmektir.
Sıkıntılarımızın her biri bir adımdır. En derin kuyulardan bile yılmayarak, usanmayarak çıkabiliriz.Silkelenin ve biraz daha yukarı çıkın.
Mutluluğun 5 basit kuralını unutmayınız:1. Kalbinizi nefretten arındırın - Affedin.
2. Düşüncelerinizi endişelerinizden arındırın - Çoğu zaten hiç gerçekleşmez.
3. Basit yaşayın ve elinizdekilerin kıymetini bilin.
4. Daha çok verin.
5. Daha az bekleyin.. ♥ ♥ ♥ ♥
2. Düşüncelerinizi endişelerinizden arındırın - Çoğu zaten hiç gerçekleşmez.
3. Basit yaşayın ve elinizdekilerin kıymetini bilin.
4. Daha çok verin.
5. Daha az bekleyin.. ♥ ♥ ♥ ♥
Yirmi yaşım otuz beş yaşımı tutucu buldu..Otuzsekiz yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi...Yirmi yaşım otuzsekizyaşıma bardak attı.
Şunları bir araya toplayayım.Bir güzel muhabbet edelim" diye düşündüm.
Mutfak i...şinden de anlarım.
Donattım sofrayı.
Bayağı uğraştım.
Hepsinin ayrı ayrı ne yemekten
ne içmekten hoşlandığını iyi bilirim.
Bayağı da para gitti.
Birinin yediğini öbürü yemez.
Ötekinin içtiğini beriki içmez.
Dört kişilik sofra kurdum.
Mumları da yaktım. Bak hepsi Dire Straits severdi.
Hatırladım.Müziği de ayarladım. Geldiler.
20 yaşımda ben
28 yaşımda ben
35 yaşımda ben
ve bugünkü ben dördümüz.
Yirmi yaşımı otuzbeş yaşımın karşısına oturttum.
Yirmisekiz karşısına da ben geçtim.
Yirmi yaşım otuz beş yaşımı tutucu buldu.
Otuzsekiz yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi.
Yatıştırayım dedim.
"Sen karışma moruk" dediler. Büyük hır çıktı.
Komşular alttan üstten duvarlara vurdular.
Yirmi yaşım otuzsekizyaşıma bardak attı.
Evin de içine ettiler. Bende kabahat.
Ne çağırıyorsun tanımadığın insanları evne.
Ömür dediğin üç gündür
dün geldi geçti yarın meçhuldür
O halde ömür dediğin bir gündür
o da bugündür..
Ne kadar önemli olduğunuzu asla unutmayın!…
Bir şarkı yaşanan anı ateşleyebilir.Bir ağaç bir ormanın başlangıcı olabilir.
Bir kuş, baharın müjdecisi olabilir.
...
Bir gülümseme bir dostluğu başlatabilir.
Bir tokalaşma moralinizi yükseltebilir.
Bir yıldız, denizde bir gemiye yön gösterebilir.
Bir tek kelime, büyük bir ideali anlatabilir.
Bir oy, ülkenin kaderini değiştirebilir.
Bir huzme güneş ışığı, bir odayı aydınlatabilir.
Bir mum, karanlığı yırtabilir.
Bir gülüş, hüznü fethedebilir.
Bir adım, uzun bir yolculuğu başlatabilir.
Bir dua, bir kelimeyle başlar.
Bir umut ışığı ruhumuzu besleyebilir.
Bir dokunuş, ne kadar önemsendiğinizi hissettirebilir.
Bir ses, bilgelikle konuşabilir.
Bir yürek, gerçek olanı anlayabilir.
Bir yaşam, çok şeyi değiştirilebilir.
Görüyorsun ya…
Her şey sana bağlı!.
Ne kadar önemli olduğunuzu asla unutmayın!…
*Margo Daniel
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
