3 Ocak 2012
ajda pekkan-hür doğdum hür yaşarım
http://youtu.be/G0EZLK_5Qnc
Suya atılan taş gibi en kısa yoldan çözümü bul...
Zen ustası; "suya atılan taş gibi en kısa yoldan çözümü bul..." der.
Bir gülümsemenin, bir kelimenin, dinleyen bir kulağın, içten söylenmiş güzel bir sözün gücünü küçümseriz...
Ölmeler Ustası...
Yapılacak işlerim terbiyeli terbiyeli listede duruyor, yapılmayı bekliyorlar. Dursunlar. Listeye konuldular. Daha ne istiyorlar? Listeleri hazırlarken hiçbir işi atlamıyorum, unutmuyorum. Çünkü ben bir liste yapma ustasıyım. Listelemeden bir sonraki adım, onları hayata geçirmek. Yapmak. Kendime haksızlık etmek istemiyorum. Arada birkaç tane işi yaptığım oluyor. Onların üstünü fosforlu kalemle çiziyorum. Bun...u yapmaya bayılıyorum. Çünkü her üstünü çizdiğim iş beni kuş gibi hafifletiyor. Bu arada çizmediklerimin sayısı çizdiklerimin 4-5 katı ama olsun.
Onları yapmıyorsam bir nedeni var. Her zaman ertelemek için çok geçerli sebeplerim oluyor benim. Çok ikna edici sebeplerim. Çünkü ben bir ertelemeler ustasıyım. Birden Cem hocanın cümlesini hatırlıyorum. Bir şeyler dank ediyor kafama. Liste yapmak o işi yapmak anlamına gelmiyor. Liste yapmak, liste yapmanın içinde olduğu bir iş listesinde yapılmış bir işi temsil ediyor ancak… Dank… Her erteleme aslında durduruyor, akışı kesintiye uğratıyor. Dank… Ben nerdeyse her şeyi ertelediğim için iki ölüm arasında kısacık ve hırsızlama yaşıyorum. Dank.. Ölüyüm ben. Çoktan ölmüşüm ve ölmeye devam ediyorum. Ölüyorum, ölüyorum, hayatın akışında öle öle yuvarlanıyorum. Çünkü ben bir ölmeler ustasıyım. Ve bir kez daha dank.. Sevgili listelerimdeki işler yapılmadan kalıyor.
Ajandamda geriye doğru gidiyor. Bir de yapılmadığı için geriden bugüne doğru gelen işler var. Gelenler ve gidenler ortada bir noktada buluşup, giderek rakımı yükselen çamurlu bir yığın oluşturuyorlar. İşte o çamurlu yığının altında yatıyorum ben, yaşadığını sanan bir ölü olarak hem de. Başıma fosforlu kalemlerden bir mezar taşı istiyorum ve renginin seçimini de size bırakıyorum.
Dank etmenin ardından gelen bu minicik fosfor parıltılı andan sonra bu kadar küçük şeylerle ölmek istemediğimi anlıyorum. Yattığım çamurun içinden doğrulmaya çalışıyorum bir taraftan. Ama biliyorum, bunca birikmiş çamuru temizlemek, üstümden silip atmak kolay olmayacak. Bir an için bunu da yapılacak işler listeme eklemeyi düşünüyorum. Ama artık farkındayım ki, doğrudan o işi yapmak yerine önce bir listeye yazmak da durmak oluyor. Durmak ve ölmek.
Yaşamak üzere kalkıyorken bir kez daha ölmeyi istemiyorum. Hem de hiç istemiyorum. Ve tüm ustalıklarımdan vazgeçiyorum. Sıfır noktasından hareket eden bir çırak olarak mazeret bulmadan, ertelemeden, listeye yazmadan yaşamaya başlıyorum.
Elvan Pektaş Deniz...
Kişinin değeri, anlamı kadardır.
Sizin davanızı bilmek isterim, mananızı öğrenmek için,Mananızı bilmek isterim davanızı öğrenmek için.
Her İnsan kendine bir değer biçer, atfeder ve vehmeder.Sonra kendine biçtiği bu değere şahit arar.
Bu değere şahitlik edenleri sever.
Biçtiği bu değerden bile çok değerli olduğuna şahitlik edenlere ise aşık olur.
Çektiği acıların kaynağı budur.Bu yazıyı okuyan okuyucu yüreğine bakarsa dikkatlice ayan beyan görecektir ki, çektiği en büyük acı, ona hak ettiği değerin başkaları tarafından verilmemesi, bu değer iddiasına şahitlik edilmemesidir.İnsanlar yalancı şahit arar dururlar.Bazen bulurlar, en başlarında sevgi duyarla bazende aşk yaşadıklarını iddia ederler ve sonunda cayır cayır yanar yürekleri.Yalancı şahitlik kısa sürede biter zira.
Kişinin değeri, anlamı kadardır.
Kişinin anlamını onun manası belirler.Mana yoksa anlam olmaz.
Kişinin manası, davası kadardır.Kişi ancak davası kadar mana taşır.
O halde kişi davasını nasıl öğrenebilir.
Kişinin davası ancak derdidir.Derdin neyse davan odur.
Ya derdini dahi bilmeyen ler?
Kişinin derdi en çok konuştuğu şeydir.
Ey iddiacı sen derdin kadar değerlisin.Bırak başkalarınıda GERÇEK derdine bir bak...
Şems-i Tebrizi
AYIBIN en büyüğü, Ona benzer bir ayıp SENDE de varken; Başkasını AYIPLAMANDIR..."
AYIBIN en büyüğü, Ona benzer bir ayıp SENDE de varken; Başkasını AYIPLAMANDIR..."
H.z Ali
Aşık mısınız? Bağımlı mısınız? Soruların yarısından fazlasına evet diyorsanız maalesef siz bir kişi bağımlısısınız...
2- Sevgilinin her sözünü emir olarak kabul ediyor musun? Sırf onu mutlu etmek için sana ve yaşam tarzına uymayan şeyleri yapıyor musun?
3- Sevgilin sana kötü davrandığında ya da beklemediğin bir tepki verdiğinde ağlama krizlerine girip günler süren ‘kapanma’ dönemleri yaşıyor musun?
4- Yalnız kalmaktan aşırı korkuyor musun? Sevgilin olmadan kendini işe yaramaz, hiçbir şey yapamaz gibi hissediyor musun?
5- Sürekli “Acaba nerede? Ne yapıyor? Kimle? Beni arayacak mı?” diye düşünüyor musun? Olur olmaz her ortamda konuyu mutlaka sevgiline getiriyor musun?
6- Araması gecikince ya da beklediğin ilgiyi göstermediğinde kendini bitmiş, tükenmiş hissediyor musun?
7- Sevgilinle kavga ettiğinde ve aranızda bir ayrılık konuşması geçtiğinde seni bırakmaması için yalvarıyor musun? “Ne istersen yaparım” diyor musun?
8- Sana sevgilinin hatalarını göstermeye çalışan arkadaşlarını ya da aile bireylerini dışlıyor musun? “Hepiniz kıskançsınız o yüzden böyle yapıyorsunuz” diyor musun?
9- Sevgilinle aran kötü olduğunda başka her şeye ilgini kaybediyor musun? O dönemlerde konsantrasyon sorunu yaşıyor musun?
10- Sevgiline seni görmesi, araması, seninle ilgilenmesi için ısrarcı oluyor musun? Bunlar yerine gelmediğinde kendini önemsenmeyen biri gibi görüyor musun?
11- Kıskançlık dozun yüksek mi? Sevgilini baskı altına alıyor musun? Kıskançlık nedeniyle sürekli kavga çıkarıyor musun?
12- Kıskançlık yaptığın halde bu konuda hep sevgilini suçluyor musun? Yani seni kıskançlığa iten şeyin sevgilinin davranışları olduğunu düşünüyor musun?
13- Zamanının çoğunu sevgilin için harcıyor musun? Aileni, işini, okulunu, arkadaşlarını ikinci plana atıyor musun?
14- Sevgilin için daha önceki hobilerinden, sosyal faaliyetlerinden, dostlarından vazgeçiyor musun?
15- Terk ederse ya da aldatırsa onu öldürebileceğini veya kendi canına kıyabileceğini düşünüyor musun?
16- Sürekli karamsar bir düşünce tarzı içinde misin? Hayatındaki mutsuz anların, mutlu olduğun anlardan fazla mı? Sık sık kendini depresyona girmiş gibi hissediyor musun?
17- Sevgilinin uyuşturucu, alkol gibi kötü alışkanlıklarını bile görmezden geliyor musun? Hatta sırf onu kaybetmemek için sen de bu tür alışkanlıklar ediniyor musun?
18- İşle, okulla ya da aileyle ilgili sorunlarla baş etme konusunda sorun yaşıyor musun? Bu tür sorunları çözmek yerine kaçmayı tercih ediyor musun?
19- “Hayır” deme konusunda sıkıntın var mı? Sırf kırılmasınlar diye insanların sana uygun gelmeyen taleplerine bile “Evet” diyor musun?
Yukarıdaki soruların yarısından fazlasına “Evet” cevabı verdiysen, AŞIK DEĞİL SEN BİR BAĞIMLISIN demektir. O zman önerimiz yakın bir arkadaşınızdan ya da bir uzmandan yardım almanız... Ve kendi kişiliğinizi ve güveninizi geliştirmeye başlamanızdır.
Ruhsal Tekamül İçin Aşamalar
2.Biliyorsunuz dil kemiksizdir. Her söz ordana çıkar, acısı da, tatlısı da, sevgisi de, şerri de.
Sözünüzde sevgi,
Sesinizde yumuşaklık,
Mantığınızda uysallık olursa
Kapınızdan hoşgörü ve mutluluk girer,
Kınama ve ayıplama çıkar,
Bu da size sonsuzluğun kapısını verir.
3.Göz görür sever,
Göz görür ister,
Göz görür ağlar...
Gözyaş, sizdeki negatif duyguları yıkayan köpüklerdir. Yüreğiniz köpürdükçe, ruhunuz yıkanır, yücelir.
Bilgi Kitabı
Menfaat Üzerine...
Bir insanla çıkarın için beraber olmak karmanı bozar . Bir kişiden birşey bekleyeceğine, o kişiye gönülden, menfaatsiz bir şey veren, onun karşılığını beklemeyen bir insan ol. Böylece ruhunun tekamülü için ilk adımları atmışsın demektir...
bİLGİ kİTABI
Sağlık bedeninden aksın, aşk kalbini patlatsın, başarıların dillerde dolaşsın, yastığa koyduğun kafanda "huzura" daha fazla yer kalsın
Belki kendinden ödün verdin, savaştın, tek kaldın...
Belki aşık oldun, belki sevildin, belki terk edildin...
Belki aldatıldın, belki istenilmedin, kim bilir.
Belki birileri öldü, birileri doğdu...
Belki çok para kaybettin, belki işinden oldun...
Belki "ne yapıyorum ben yaa" cümlesini ardarda kurdun...
Her ne yaptıysan yaptın, bitti...
Bu çok güzel bir yıl olsun tamam mı? Buna sen de gayret et!
Gülmekten yanakların çatlasın, paranı koyacak cüzdan bulama, bankalar "yatırım" hesabın için telefonlarda kalsın...
Sağlık bedeninden aksın, aşk kalbini patlatsın, başarıların dillerde dolaşsın, yastığa koyduğun kafanda "huzura" daha fazla yer kalsın
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)