12 Şubat 2012

Bakmakla aşk olsaydı; en büyük aşkı trenle öküz yaşardı...

Siyah Üzümün İnanılmaz Faydaları...

Yapılan araştırmalara göre siyah üzüm çekirdeği çok sayıda doğal antioksidan madde içeriyor.


 İnsan hücrelerinde zarar veren ve yaşlanmasına neden olan maddelerin vücuttan atılmasını sağlayan antioksidan maddeler siyah üzümün çekirdeği sayesinde azalıyor.


Sonuç olarak siyah üzüm çekirdeği insan cildinin elastikiyetini korur, ciltteki sarkmaları önler, yaşlanma ile oluşan lekeleri önler ve yaşlanmayı geçiktirir…


Yorum: Kendi fikrime göre çekirdeğinin bu kadar faydası olduğuna göre kendisinin de bir çok faydası vardır. Bence siyah üzümü çekirdeği ile beraber iyice çiğneyerek yemeliyiz. Paylaş dostlarını haberdar et....

Selim Abi Dün Evrim Geçirmiş...

Başarısız olmayacağını bilseydin, ne yapardın?

What would you do if you knew you couldn't fail?/Başarısız olmayacağını bilseydin, ne yapardın? (bir vitrinden)

Tasarım Harikası...

Ay dudint di dört...

Mutlu Yaşam Reçetesi...

Başı Dönenler Beğensin...

Aşklar ve özgürlükler için herkes kendi vicdanının önünü süpürürse, bütün hayatlar bembeyaz olacak mıdır?

Yıllar önce şöyle bir not düşmüştüm: “Siz bir balçık yığınında yaşıyorsanız, üzerinize ve temiz tutmaya özen gösterdiklerinize çamur sıçramaması olanaksızdır; fakat yapabileceğimiz şey, üzerimize sıçrayacak çamuru en asgaride tutmaya çalışmak değil midir?

Aşklar ve özgürlükler için herkes kendi vicdanının önünü süpürürse, bütün hayatlar bembeyaz olacak mıdır?

 

- Yılmaz ODABAŞI -

Yeterince sevginiz varsa, dünyada ki en mutlu ve en güçlü insan olursunuz...!

Yeterince sevginiz varsa, dünyada ki en mutlu ve en güçlü insan olursunuz...!

~Emmet Fox ~

ben Kim Miyim?

Sosyal Toplumun Koyun Sürüsü Zihniyetini Reddediyorum...

Şefkat öyle bir dildir ki; sağır da duyabilir, kör de okuyabilir..

Şefkat öyle bir dildir ki; sağır da duyabilir, kör de okuyabilir..

Sevgililer Gününü Kutlamalı Mı?



Bizim kuşağın sevgililer günüyle tanışması sanırım yirmi üstü yaşlarda olmuştur. Ondan önce cahilce geçirdiğimiz seneler boyunca rahatımızla yaşayıp giderdik. Ne sevgilimiz yok diye komplekse girerdik, ne de hediye alma telaşına düşerdik…

Sanırım hayatıma giren ilk sevgililer gününde bankada çalışıyordum. O furyaya kapılmış biri olarak, erkek arkadaşıma daha önceden nasıl bir gül sepeti istediğimi bile bildirmiştim. Yok öyle sürpriz olsun, beni düşünsün, bekleyeyim falan. Baştan çatır çatır listeyi vermiştim kendisine. Ama ne hikmetse o gün çiçekçinin yoğunluğundan mı benim şansızlığımdan mı ne şubeye en son benim çiçeğim gelmişti…

Tabi çiçekçiler şube arkadaşlarıma irili, ufaklı çiçekleri bırakırlarken ben sinir içinde nerde benim çiçeğim diye erkek arkadaşımı defalarca taciz etmiştim… Bir de çiçek akşam geldiği yetmezmiş gibi istediğimden bir boy küçük gelmez mi? Eh ben o akşamı sevgilime zehir eder miyim etmez miyim?

Tabi bir sonraki sene ikimiz de daha temkinliyiz. Ben yine günler öncesinden istediğim çiçek sepetini bildiriyorum, o da çiçekçiye evvelden bin bir tembihle siparişi veriyor… Bu sefer şubeye gelen ilk çiçek benimki oluyor. Hem de istediğimden bir boy büyük… Şube içinde nasıl kurum kurum dolaştığımı hala hatırlarım…

Sonraki seneler bu tip günler benim için yavaş yavaş anlamını yitirmeye başladı. İçleri boşaltılmış, sadece insanları tüketime yönelten günler olarak görmeye başladım. Bu bana bir miktar rahatlık verse de “sevgililer günü tamamen anlamsız” diyecek kıvama da gelemedim ve her sene bir şekilde bu günü kutlamaya devam ettim.

Mesela bundan birkaç sene önce sevgililer gününde bir taksiye bindim, adam bana kırmızı bir gül uzatmasın mı? Yüzünde koca bir gülümsemeyle “buyrun, sevgililer gününüz kutlu olsun” diyerek elime tutuşturuverdi… Sonrada başladı anlatmaya: Karısı gül alsın diye çok dırdır yapmış. Karısına alırken sekiz tane de fazladan almış ve arabasına binen ilk sekiz kadına bu güllerden vermeye karar vermiş. Ben de sekizinciymişim… Bundan sonra binene bir şey yokmuş yani…

Bir başka sene de ;arkadaşlar, sevgilisi olan olmayan davetli olacak şekilde bir ev partisi yapmaya karar vermişler. Akşam iş çıkışı yorgun argın “zaten pek de fazla kalmam” diyerek partiye gittim. Oo bir de ne göreyim. Balıkçıdan eve yemekler söylenmiş. Gelenin haddi hesabı yok. Muhabbet falan süper… Olay sevgililer günü bahane parti şahane kıvamında gece geç saatlere kadar devam etti…

Bu sene de sevgililer günü hediyem beni buldu… Geçen gün kitap almaya D&R’a girmiştim. Baktım kasanın yanında pembe pembe duran bir sürü kitap ayracı… “Ne kadar bunlar?” dememe kalmadan “bunlar sizlere sevgililer günü hediyemiz, buyrun istediğiniz kadar alın” dedi kasadaki görevli adam… Kitap poşetime zevkle birkaç kitap ayracını koyuverdim…

Sanırım bu konuda en çok hoşuma giden şey bu ortak heyecan duygusu; din, dil, ırk ayırımı yapmadan tüm dünyaya yayılan sevgililer gününü kutlama telaşı; her sene yeni fikirlerle ortaya çıkan insanları takip etmek, onların yaratıcıklarını gözlemlemek… Kutlasak da kutlamasak da  sanırım bu gün bizi uzun süre çevrelemeye devam edecek… Eee, o zaman ne diyelim “havamız nasıl olursa olsun, sevgililer günümüz kutlu olsun”…

Sağlıcakla,

Harika Tasarımlar...