30 Ekim 2012
Insanın karşısında çıkan zorluklara dayanabilme gücü onu bir yerlere getirir...
29 Ekim 2012
Ayvanın faydaları...
Protein, karbonhidrat, kalsiyum, demir, fosfor, potasyum, sodyum ve C vitamini içerdiği ile vücut için bir çok yararı bulunan ayva bunların yanında bir çok derde de deva bir meyve.
Ayvanın faydaları
-Ayva, çocukların sağlığını korur, büyümelerini ve gelişmelerini hızlandırır.
-Bir çok hastalığın şifası olan ayva, kalp, akciğer, boğaz, mide, göz, bağırsak ve ağız rahatsızlıklarının tedavisi için faydalı.
-Ayva her yaştaki kişinin sinir sistemini güçlendirir
-Mide ve bağırsakları zararlı mikroplardan koruyup hazımsızlık gibi sorunları önler.
-Cildi ve tırnakları zinde, parlak ve daha sağlıklı hale getirir.
-Grip ve nezlenin iyileşmesini hızlandırır.
-Ayva veya ayva suyu ishalin geçmesi için de çok yararlı. Meyvesi ya da meyvesinden hazırlanan şurup ve komposto ishale iyi gelir.
-Vücudun gücünü artırarak, zinde tutmaya yardımcı olarak yorgunluk ve bitkinlikten korur.
-Ayva ağız kokusunu önler.
-İçerdiği vitamin ve minareler ile kalp ve damar hastalıklarından korur, varisi önler ve varis tedavisinde yardımcı olur.
-Ayvanın cinsel gücü artırdığı söylenmektedir.
-Ayva kandaki kötü kolesterolü düşürerek damar sertliğini önler.
-Ayva hoşafı ağızdaki yaraların iyileşmesini hızlandırır.
-Tereyağı ile pişirilen ayva, balgamı söker, kronik öksürüğe, solunum sistemi hastalıklarına ve bronşite iyi gelir.
-Ayva çiçeği kaynatılarak içilirse anne sütünü artırır, kalbi güçlendirir ve baş ağrısına iyi gelir.
-Ayva kabuklarının kaynatılıp içilmesi, idrar yolu iltihaplarında iyileşmeyi hızlandırır.
-Ağızdaki yaralar, boğazdaki şişlik ve ağrı için ayvanın kendisi veya yapraklarının kaynatılarak suyu ile gargara yapılması mucize etkiler ortaya koyuyor.
-Dudak çatlamalarını önlemek ya da iyileştirmek içinde ayva çekirdeklerinin kaynatılıp dudakların bu suyla yıkanması öneriliyor.
-Ayva yaprakları çay gibi demlenip içildiğinde sakinleştiriyor ve uykusuzluğa iyi geliyor.
-Şeker içeriğinin düşük olması nedeniyle şeker hastaları tarafından da rahatlıkla tüketilebiliyor
HER DÜŞÜNDÜĞÜN BİR ŞEKİLDE GERÇEKLEŞİR...:)
Hindu cennetinde “Kalpataru” adında bir ağaç var. Dilek ağacı anlamına geliyor. Tesadüfen bir yolcu oraya geldi ve öyle yorgundu ki ağacın altına oturuverdi…
Çok da açtı, o yüzden “Burada birisi olsaydı ondan yemek isterdim” diye düşündü. “Ama hiç kimse yok!” Aklında yemek fikri beliriverdiği anda aniden ortada yiyecekler beliriverdi ve öyle açtı ki hiç düşünmedi. Hepsini yedi. Sonra uykusu geldi ve ”Şurada yatak olsaydı…” diye düşündü.
Ve yatak beliriverdi. Ama yatakta yatarken “Neler oluyor?” diye düşünmeye başladı. “Burada kimseleri göremiyorum. Yemek geldi, yatak geldi -belki bunlar hayaletlerin marifetidir!” Birden ortaya hayaletler çıktı. Bunun üzerine korktu ve “Şimdi beni öldürecekler!” diye düşündü. Ve öldürdüler!
Yaşamın temel kuralı diyor ki “her düşündüğün bir şekilde gerçekleşir”.
OKUNULASI BİLGİ***
Aşk olduğunda, iki kişi bilinçsiz olarak enerjilerini birbirlerine verirler ve mutluluk ve neşe inanılmaz derecede artar, titreşimler yükselir. Ne yazık ki, insanlar kısa sürede birbirlerinden gelen bu enerjiye bağlanırlar ve evrenden sağladıkları enerjiyi keserler, oysa iki kişinin birbirine verecek yeterli enerjisi yoktur. Bir süre sonra birbirlerine enerji vermeye son verip, diğerinin enerjisini elde etmeye çalışırlar ve çocukluk dramalarının içine düşerler.
Ve sonuçta ilişki giderek yozlaşır ve güç mücadelesine dönüşür. Aslında bu durumdan tam olarak kurtulmayı öğreninceye kadar alfabedeki C harfi gibiyizdir. Karşı cinsten kolay etkileniriz, onun yarım kalmış dairesi gelip bizimkiyle birleşir.Birbirimize enerji akıtmaya başlarız, gerçekte ise kendi dışında diğer yarısını arayan bir başka insanla birleşmiş oluruz. Karşıt cinsten birine bağımlı olmamızın nedeni, karşıt cinsin enerjisini elde etmek istememizdir. Halbuki, içimizdeki kaynaktan aldığımız mistik enerjinin hem erkek hem de dişi yönü vardır. Zamanla onun dışarı vurmasını sağlarız ama evrime ilk başladığımız sıralar çok temkinli davranırız.
Bütünleşme işlevi zaman alır. Eğer olgunlaşmadan eril yada dişil enerjimiz için, insan kaynağı ile bağlantı kurarsak, evrensel kaynağın akışını durdururuz. Önce daireyi kendimiz bütünlemeliyiz.Evren ile bağlantımızı sağlamlaştırmalıyız. Bu zaman alır ancak bunu sağladıktan sonra yüksek ilişkiler kurabiliriz. Böylece bütünleşmiş bir insanla romantik ilişki kurduğumuzda süper-insanı yaratırız. Ama bu bizim bireysel gelişimimiz engellemez. Bu deneyime ilk başlarken, karşılıklı bağımlılık ilişkisinin ilk günlerinde duyulan iyilik ve keyfin tadını, tek başına olduğun zaman çıkarmalısın. Onu içine almalısın.Bundan sonra gelişmeye başlarsın ve kendine uygun romantik ilişkiler sana ulaşır.
Alıntı
28 Ekim 2012
Eski Erkek Arkadaşım Nasıl Benden Önce Evlenir ???
Valla Arzu gerçekten doğru söylüyordu. Kız kime el atsa onunla değil de bir sonrakiyle evleniyordu bu adamlar. Hepimiz bu duruma artık şaşmış kalmış vaziyetteydik ki Veysel sanırım bardağı taşıran son damla olmuştu. Ama bir arkadaş olarak üzerime düşen Arzu’ya bunları söylemek değildi tabi ki. Bana düşen olayı önemsiz gösterip arkadaşımın yerlere düşen öz güvenini toparlamaktı.
Arzu’ya face’ten hemen mesaj attım: Kızım ya isteyen evlenir, isteyen boşanır, isteyen çocuk yapar sana ne ki? Sen hem bize yüz kez benim artık Veysel’le işim olmaz, önüme diz çökse, yalvarsa ona dönem demiyor muydun, adam işte duymuş bu söylediklerini, yoluna devam etmiş.
Arzu’dan tabi ki hemen cevap geldi: Yaa Anette inanamıyorum senin afyon bugün patlamadı herhalde. Ben onları tabi ki laf olsun diye söylüyordum. Tamam Veysel’e karşı bir şey hissetmiyorum ama ona düşen gelip benim için uğraşması, çabalaması, benden vazgeçemediğini söylemesi olmalıydı! Hadi onları söylemedi uzun bir yas tutma dönemine girmeliydi! Yani nedir bu çakma sarışın bulmalar, hadi buldu, gönül eğlendirmek yerine evlenme teklifi etmeler falan. Bak sırf bana gıcıklık yapıyor olmasın diyerek dengesini ne kadar kaybetmiş olduğunu bir kere daha anlamamı sağladı…
Ya Arzu’cuğum diye geri mesaj atım hemen. Sana ne, olan olmuş biten bitmiş, yani gerçekten sana ne, niye sürekli adamın sayfasına girip girip casusluk yapıyorsun ki diye cevap yazdım….
Çünkü diye hemen cevabı düştü, bu bir gurur meselesi, bu bir onur meselesi. Bu ayaklar altına alınmış kadınlık gururumun çığlığıdır diye yazarken, herhalde bir an olsun aklı başına gelmiş olmalı ki, Anette ya sanırım egom tavan yaptı, gerçekten bana ne elalemin Veysel’inden derken ve ben tam rahatlamışken, egosu gene onu bir sarstı, bana ne ya, benim önce evlenmem lazım dı diye bu sefere tweetten mesajları düşmeye başladı.
Anladım ki bu kriz bugün geçmeyecekti. Arzu’nun sakinleşmesi için zamana ihtiyacı vardı ya da evlenmeyen eski bir erkek arkadaşa? O anda aklıma eski erkek arkadaşlarından Yusuf geldi. Yaa Arzu’cuğum dedim Yusuf bak hala evlenmedi, seviniyor musun bari dememe kalmadı, Anette ya sende hiç facebook güncellemelerini takip etmiyorsun galiba, Yusuf uzun süredir yelloz Emine’yle beraber deyince beni aldı bir gülme. Kızım sen hem eski erkek arkadaşlarını hem de onların yeni kız arkadaşlarını, yani pardon yeni yellozları da mı takip ediyorsun, sil hepsini gitsin bitsin, kafan rahat etsin o zaman diye karşı bir fikir ortaya atmaya çalıştımsa da Arzu gene veryansın etti. Silmem efendim niye silecekmişim, hiçbirini silmem, ben hepsi otursun beni beklesin istiyorum, önce ben evleneyim, mutlu olayım, çocuk yapayım sonra hepsi ne yaparsa yapsın. Benden önce bunları yapmaya hakları yoktu derken, herhalde son sözleri de kendine anlamsız gelmeye başlamış olmalı ki bir göz kırpma işareti geliverdi mesaj olarak.
Anette ya ben neler diyorum ve diliyorum böyle, ben niye böyle kötü biriyim, neden onların bu kadar çabuk, yani benden önce mutlu olmalarını kaldıramıyorum ki diye sordu içli içli…
Ne diyebilirdim ki, biz insanların zaaflarla dolu yaratıklar olduğunu söylemekten başka…
Sağlıcakla,
HAYAT FELSEFESİ
Hergün üç kişiye iltifat et...
Yılda en az bir kez güneşin doğuşunu seyret....
İnsanların doğum günlerini hatırla....
İnsanların gözlerini içine bak...
Sık sık "lütfen" de...
Bir müzik aleti çalmayı öğren...
Duşta şarkı söyle...
Değerli takılarını saklama kullan...
Her baharda çimen ek...
İlk önce sen " merhaba "de...
Ucuz otomobil kullan ama sahip olabileceğin en iyi evi al...
Hak ettiğini düşündüğünde maaaşına zam iste...
Hiçbir zaman asla umudunu yitirme, mucizeleer her gün oluyor...
Jackson Brown
Bir güle bakarken, önce bir süre güle bak, birkaç dakika, sonra işlemi tersine çevirmeye başla; gül sana bakıyor. Gülün sana ne kadar çok enerji verebildiğini gördüğünde şaşıracaksın.

Bilincin dışarı doğru akıyor, bu bir gerçek, bir inanç sorunu değil. Bir nesneye baktığında, bilincin nesneye doğru akar.
Örneğin, bana bakıyorsun. Bunu yaptığında kendini unutursun, bana odaklanırsın. O zaman enerjin bana doğru akar, gözlerin bana doğru yönelir. Bu ilginin içten dışa dönmesidir. Bir çiçek görürsün ve büyülenirsin, çiçeğe odaklanırsın. Kendini unutursun, sadece çiçeğin güzelliğiyle ilgilenirsin.
Örneğin, bana bakıyorsun. Bunu yaptığında kendini unutursun, bana odaklanırsın. O zaman enerjin bana doğru akar, gözlerin bana doğru yönelir. Bu ilginin içten dışa dönmesidir. Bir çiçek görürsün ve büyülenirsin, çiçeğe odaklanırsın. Kendini unutursun, sadece çiçeğin güzelliğiyle ilgilenirsin.
Bunu biliyoruz, her an olur. Güzel bir kadın geçer ve birden enerjin onu izlemeye başlar. Işığın böyle dışarı doğru akışını biliriz. Bu hikayenin sadece yarısıdır. Işığın dışarı doğru her akışında, sen arka plana düşersin, kendine ilgisizleşirsin.
Aynı anda hem özne hem de nesne olabilmen ve bunun yanında kendini de görebilmen için ışığın geri dönmesi gerekir. O zaman kişisel farkındalık ortaya çıkar. Genelde, yalnızca bu yolun ortasında, yarı canlı, yarı ölü yaşarız, durum budur. Işık yavaş yavaş dışarı akmaya devam eder ve asla geri gelmez. Şunu görüyorsun, bunu görüyorsun, enerjiyi hiçbir şekilde gören kişiye döndürmeden sürekli görüyorsun. Gündüz dünyayı görüyorsun, gece rüyalar görüyorsun, sürekli nesnelere bağımlı kalmaya devam ediyorsun. Bu enerji israfıdır.
Taocu inanışa göre, enerjiyi geri döndürmenin gizli ilmini öğrenirsen, ilgin dışa döndüğünde kullandığın bu enerjiyi kaybetmek yerine çok daha belirgin bir hale getirebilirsin. Bu mümkün; konsantrasyon yöntemlerinin hepsinin bütün hüneri budur.
Bir gün, sadece bir aynanın önünde durarak küçük bir deney yap. Aynaya bakıyorsun, aynada kendi yüzün, aynada kendi gözlerin. Sonra bir an için bütün işlemi tersine çevir. Aynadaki yansımanın sana baktığını hissetmeye başla, sen yansımaya bakmıyorsun, yansıma sana bakıyor. Çok tuhaf bir boşlukta olacaksın. Taocu kitaplarda sözü edilmese de, bu bana herkesin kolaylıkla yapabileceği en basit deney gibi görünüyor. Sadece banyondaki aynanın önünde durarak, önce yansımaya bak: sen bakıyorsun ve yansıma senin nesnen. Bu ilginin dışa dönmesidir: aksettirilmiş yüze bakıyorsun, kendi yüzüne tabi ki ama bu yansıma senin dışında bir nesne. Sonra konumu tamamen değiştir, işlemi tersine çevir. Yansıma olduğunu hissetmeye başla ve yansıma sana bakıyor. Anında bir değişim olduğunu, büyük bir enerjinin sana doğru aktığını göreceksin. Bunu yalnızca birkaç dakikalığına dene, canlanacaksın ve çok büyük bir güç içine girmeye başlayacak. Korkabilirsin bile, çünkü bu hiç tanımadığın bir şey; tam bir enerji çemberini daha önce hiç görmedin.
Başlangıçta ürkütücü olabilir, çünkü bunu daha önce hiç yapmadın ve hiç bilmediğin bir şey; çılgınca gelecek. Sarsılabilirsin, içinde bir titreme yükselebilir ya da kafa karışıklığı hissedebilirsin, çünkü şimdiye kadar yönün hep dışarı doğru oldu. İçe yönelişin yavaş yavaş öğrenilmesi gerekir. Ancak çember tamamlanmıştır. Bunu birkaç gün yaptığın takdirde, gün boyunca kendini çok daha canlı hissettiğini görerek şaşıracaksın. Sadece birkaç dakika aynanın önünde durarak enerjinin geri dönmesini sağlıyorsun ve çember kapanıyor. Çember tamamlandığında büyük bir sessizlik vardır. Tamamlanmamış çember huzursuzluk yaratır. Çember kapandığında, huzur yaratır, seni merkeze getirir. Merkezde olmak, güçlü olmaktır, güç senin gücündür. Bu yalnızca bir deney; o zaman bunu birçok şekilde deneyebilirsin.
Bir güle bakarken, önce bir süre güle bak, birkaç dakika, sonra işlemi tersine çevirmeye başla; gül sana bakıyor. Gülün sana ne kadar çok enerji verebildiğini gördüğünde şaşıracaksın.
Aynı şey ağaçlarla, yıldızlarla ve insanlarla da yapılabilir. En iyisi bunu sevdiğin kadın ya da adamla yapmandır. Yalnızca birbirinizin gözlerine bakın. Önce diğer kişiye bakarak başla, sonra diğer kişinin enerjiyi sana geri gönderdiğini hissetmeye başla; armağan geri geliyor. Kendini yeniden dolmuş hissedeceksin, yıkanmış, banyo yapmış, yeni bir enerji çeşidinin tadını çıkardığını hissedeceksin. Bu alıştırmadan yenilenmiş, canlanmış olarak çıkacaksın.
OSHO
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)