15 Ocak 2013
Korkuyu Yenmek...
"Zamanların birinde genç bir savaşçı varmış. Ustası ona korkuyla savaşması gerektiğini açıklamış. Savaşçı bu savaşa girmek istemiyormuş, rakibi çok saldırgan; çok korkunç; çok düşmanca görünüyormuş. Ama usta ona bu savaşın z...orunlu olduğunu söyleyerek bazı tavsiyeler vermiş. Savaş günü geldiğinde öğrenci savaşçı ve korku karşılıklı iki uçta durmuşlar. Savaşçı çok küçük hissediyormuş, korkuysa dev ve gazap dolu görünüyormuş. İkisinin de silahları varmış. Genç savaşçı kendini kaldırmış ve korkuya doğru gitmiş. Onu üç kez selamladıktan sonra "Sizinle savaşmam için izin verir misiniz?" diye sormuş. Korku: "Bana bu kadar saygı gösterip izin istediğin için teşekkürler." diye yanıtlamış. Daha sonra genç savaşçı "Sizi nasıl yenebilirim?" diye sormuş. Korku: "Benim silahlarım çok hızlı konuşmam ve yüzüne çok yaklaşmamdır. Ben böyle yapınca senin sinirlerin tamamen bozulur ve söylediğim herşeyi yaparsın. Sana söylediklerimi yapmazsan eğer, benim hiç bir gücüm kalmaz. Beni dinleyebilirsin, bana saygı duyabilirsin. Hatta benim tarafımdan ikna edilebilirsin. Ama söylediğim şeyi yapmazsan, benim hiç bir gücüm olamaz." Böylece öğrenci savaşçı korkuyu nasıl yeneceğini öğrenmiş."
Pema Chödrön
How To Defeat Fear Once there was a young warrior. Her teacher told her that she had to do battle with fear. She didn’t want to do that. It seemed too aggressive; it was scary; it seemed unfriendly. But the teacher said she had to do it and gave her the instructions for the battle. The day arrived. The student warrior stood on one side, and fear stood on the other. The warrior was feeling very small, and fear was looking big and wrathful. They both had their weapons. The young warrior roused herself and went toward fear, prostrated three times, and asked, "May I have permission to go into battle with you?" Fear said, "Thank you for showing me so much respect that you ask permission." Then the young warrior said, "How can I defeat you?" Fear replied, "My weapons are that I talk fast, and I get very close to your face. Then you get completely unnerved, and you do whatever I say. If you don’t do what I tell you, I have no power. You can listen to me, and you can have respect for me. You can even be convinced by me. But if you don’t do what I say, I have no power." In that way, the student warrior learned how to defeat fear.
~Pema Chödrön
Burçların Evlilik düşünceleri ..!
Koç : Hemen evlenelim diyorum sana duymuyormusun sağırmısın ?
Boğa : Benimle evlenirmisin lütfen ? Bak bidaha demem .
İkizler : Tmm Evlenelim ♥ Ne evlenmesi ne diyosun ya?
Yengeç : Evlenelim bitanem seninle herşeye razıyım ♥
Aslan : Evleneceksin benimle ! evleneceksin diyorum sana !
Başak : Evlenelim gitsin işte dünyaya bidahamı gelcez ..!
Terazi : Evlenmek ikimize göre !
Akrep : Evleniyoruz o kadar bitti !
Yay : Evlensemmi ki ya ?
Oğlak : Şartlarımı kabul et Evleniriz ..!
Kova : Sen Bana evlenme teklifini et ben bi ara düşünürüm ..!
Balık : Çok romantik bi evlilik olsun herşeyim ♥ .!
MUTLAKA OKUMANIZI TAVSİYE EDİYORUM !

-Güvenmediğin kimseye aleyhine kullanabilecek hiçbir koz verme.
-İnsanlara doğru değer ver, hak etmeyenleri sil.
-Kimseye yalvarma. ...
-Asla dönüp arkana bakma.
-Sır tutmasını bil.
-Dostlarının yeri ayrı, sevgilinin yeri ayrı. Sevgilin için dostlarını, dostların için sevgilini satma.
-Kimsenin lafıyla dolduruşa gelme, ama aklının bir köşesinde de tut.
-Bir ilişkiyi kafanda bitirdikten sonra iki çift tatlı söz, iki damla gözyaşı için asla yumuşama.
-Seni sevenlerle kullananları iyi ayırt et.
-Seni dinleyip anlamaya niyetli olmayanlarla tartışma.
-Emrivaki oluşturulan dostlukları kabul etme.
-Eğer verdiğin o kişide kalmıyorsa ikinci bir sır şansı verme.
-Kendini öven insanlardan kaç.
-Karşındakinin doğruyu söylediğini varsayma.
-Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir şey yapma.
-Sorunun olduğunda insanlar zaman ayırıp seni dinliyorsa onların öğütleri gözardı etme.
-Göz göre göre su birikintilerine taş atma, mutlaka üzerine sıçrar.
-Gözyaşlarının değerini bil. Onları hak etmeyenler için harcama.
-Senin zekana inanan insanları hayal kırıklığına uğratma.
-Kendini sev.
-Dışarıdaki güneşe bakıp gülümse ve önünde koskocaman bir gelecek olduğunu unutma.
-Dostluğunla yetinmeyenler için hiçbir fedakarlık yapma.
-İnsanları kaybediyorsun diye ağlayıp sızlama, ama kazandığın insanların değerini bil.
-Kimseye taşıyabileceğinden fazla değer verip bununla övünmesine fırsat verme.
-İstediğini almak için asla duygu sömürüsü yapma.
-Sana duyulan sevgiyi ve güveni istismar etme.
Üstün Dökmen
Duvarları en yüksek hapishane; ailemizin,arkadaşlarımızın,çevremizin (elalemin) bize uygun gördüğü ve kurduğu yaşam biçimiDİR...Üstelik içinden çıkamazsan süresi MÜEBBET'tir...
Anette
Duvarları en yüksek hapishanedir el alemin kurduğu ,çıkamassın mühebbetsin :!!!!!!!!!!!
14 Ocak 2013
Kısaca arkadaşım,en azından kendi inisiyatifimizle budalalık yapmazevkini elde etmemize izin verilsin
13 Ocak 2013
Siz Hangi Renksiniz...

4 rengi anlatan hoş bir hikaye...:)
Bir kralın 4 tane şövalyesi varmış ve her bir şövalye farklı karakter özelliklerine sahipmiş....
Kralın yardımcısı bir gün şövalyelerin kendilerine komplo kurduklarını söyleyerek şövalyelere iftira eder.... Kralda şövalyeleri idam kararı verir... Büyük bir meydanda giyotin hazırlanır halk meydana toplanır... Cellat da şövalyeleri çok sevmektedir ama emir büyük yerden, yapacak başka şansı yok... Cellat ilk şövalyeyi giyotin bıçağının altına sokar ve düğmeye basar, lakin bıçak aşağı düşmez.... Bunun üzerine kral, vardır bunda bir hayır deyip şövalyeleri affeder...
Kral'ın bu davranışına şövalyelerin de farklı tepkileri olur:
Radikal (Kırmızı) karakterli şövalye halka dönerek; ''Bizim asılmamız zaten hataydı, hak yerini buldu der''....
Sosyal (Sarı) karakterli şövalye arkadaşlarına dönerek sevinçle ''Haydi gelin bu olayı kutlayalım, bu akşam bütün yemekler benden'' der ve celladı da çağırır....
Empatik(Yeşil) karakterli şövalye ise celladı teselli eder, ''Üzülme sen bir emir kulusun, biz her zaman seni severiz'' der ve ona sarılır....
Uzman (Mavi) karakterli şövalye de giyotin bıçağını altına bakıp inceledikten sonra cellada dönerek ''Bunun bıçağını iyi yağlamamışsın, iyi kesmez'' der.... :)
Renklerin tepkilerini çok iyi anlatan bir hikayedir bu...
Kırmızı, kararlı bir şekilde, zaten bizim suçumuz yoktu, boş yere idam edilecektik... Sevinmeme gerek yok, hak yerini buldu diyor...
Kırmızılar için adalet çok önemlidir... Liderlik vasıflarına uygun bir kırmızı, adil de olursa tarihe geçer....
Sarı, kurtulmanın sevinciyle hemen bunu kutlamak, sevinci paylaşmak istiyor... Sarılar hiç kin tutmazlar... Genellikle de çok iyi niyetle yaklaşırlar, çoğu meseleye... Unutkan oluşları, kayıtsızlığı ve eğlence düşkünlüğü onlarda olumsuzluk olarak yansıyabilir... Sarılar çok zekidirler, en kolay ve pratik yolla bir işin nasıl yapılacağını ilk önce sarılar keşfeder...
Yeşil, kurtulmaktan ziyade celladın arkadaşları olması ve böyle bir görevi ona verilemesinin ne denli zor olduğunu bildiğinden, onun duygularının kendilerinden daha çok yıprandığını varsayarak onu teselli ediyor... Yeşiller, çoğu kere kendilerinden çok karşı tarafı düşünürler.... Fakat çok kin tutarlar... O Kral'a ve onlara iftira ederek gammazlayan yardımcısına bir daha asla güvenmez...
Mavi, detaycı ve mükemmeliyetçi yapısı burda da kendini gösteriyor... Tamam, affedildiler... Fakat o bıçak neden giyotinden düşüp onları kesmedi...?? Bu sorunun cevabını bulmadan rahat edemezler... Herşeyin deteylarını öğrenmek isterler ve bazen detaya takılıp bütünü kaçırırlar.... Maviler çok meraklı ve çok hassas bir yapıya sahiptirler... Çabuk kırılırlar ve uzun süreli küslükler yaşayabilirler...
Baha Beyoğlu
Yeniden Doğuşlar Sancılıdır...

Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır.
Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadır.
Kartalın yaşı 40′a vardığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir.
Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır.
Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki seçimden birini yapmak zorundadır:
- Ya ölümü seçecektir,
- Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir.
Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir.
Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde, yuvasında kalır. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar.
En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.
Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız.
Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan, geleneklerimizden ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız.
Ancak geçmişin gereksiz safrasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlarından tam olarak yararlanabiliriz.
National Geographic – ‘’ Kartallar ve İnsanlar
https://www.facebook.com/groups/reikim8888/
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
