16 Mart 2013

Ders verici bir hikaye... Hayat ve Detaylar!



Juan, motosikleti ile Meksika sınırına gelir. Arkasındaki iki büyük çantayı gören sınır polisi şüphelenir ve içinde ne olduğunu sorar.
Juan, "Yalnızca kum" diye yanıt verince polis, "Aç bakalım çantaları" der. Juan çantaları açar, polis didik didik kontrol etmesine rağmen kumdan başka birşey bulamaz çantada!
Bununla yetinmeyen polis, gece yarısına kadar kumu her tür tahlilden geçirtir ancak saf kumdan başka birşey yoktur! Polis, çantalarını Juan'a geri verir ve sınırdan geçmesine izin verir.
Ertesi gün Juan motosikletinin arkasında iki büyük çantayla tekrar sınırda belirir. Polis Juan'ı gene durdurur, didik didik arar, birşey bulamaz ve Juan'ı serbest bırakmak zorunda kalır. Bu olay, polis emekli olana dek yıllarca devam eder!
Bir gün emekli polis Meksika'da bir barda otururken Juan'ın içeri girdiğini görür ve derhal yakasına yapışır;
"Senin yıllardır birşeyler kaçırdığından eminim. Çıldıracağım . Geceleri uyku uyuyamıyordum senin yüzünden. Lütfen anlat banane kaçırdığını. Aramızda kalacağından emin olabilirsin."
Juan gülümseyerek yanıtlar: "Motosiklet"

*** BAZEN DETAYLARA O KADAR ÇOK TAKILIRIZ Kİ, OLAYIN ÖZÜNDEN TAMAMEN UZAKLAŞIRIZ. BÜYÜK RESMİ GÖREBİLMEK İÇİN BİR ADIM GERİ ÇEKİLMEK GEREKİR.

fw mail

Bugünümüzü Çalan İki Hırsız!



Bugünümüzü çalan iki hırsız var; geçmişe ilişkin pişmanlıklarımız ve geleceğe ilişkin kaygılarımız.
Bu iki hırsız bugünümüzü alıp götürür.

Yaşamaya kıyamayıp geleceğe attığımız yaşantılarımız (bugün'lerimiz), gün gelir, yaşanmadan geçmişte kalır.
İçinde bulunduğumuz anı yeterince yaşamadığımız zaman, geleceği hakkıyla yaşama şansımız azalır.
Çünkü :
Her şeyi biriktirebilirsiniz, ama zamanı biriktiremezsiniz, kendinizi de biriktiremezsiniz. Böyleyse, yaşanmadan ertelenmiş günleri ileride yaşama ihtimalimiz yoktur..
Bugün ne varsa yarın tarih olacaktır ; tarih olmadan onların kıymetini bilmekte keyif vardır.
Geçmiş bu an artık yoktur ; gelecek ise henüz yoktur.
Eğer sürekli yas içindeyseniz geçmiş sizi kontrol ediyor demektir; sürekli korkuyorsanız gelecek sizi kontrol ediyor demektir ; eğer yasla ve korkuyla başa çıkmışsanız, bugününüzü kontrol edebilir, geleceğinizi planlayabilirsiniz.

fw mail

Yaşamda Dengeyi Yakalamak İçin Öneriler



Kaliteli yaşam zengin ve ünlü insanlara özgü değil! Biraz plan ve disiplin ile daha iyi bir yaşam sürmek mümkün. İşte hayatınızı dengede tutmak için öneriler:

“Büyük Taş” teorisiyle başlayın.
Dr. Stephen Covey, “Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı” adlı kitabında, öğrencilerine cam bir kabın içine taşların nasıl yerleştirileceğini gösteren bir profesörün öyküsünü anlatır. Kaba önce büyük taşları, daha sonra küçük taşları, kumu ve son olarak suyu koymak, süreci tersine çevirmeye çalışmaktan açıkça çok daha kolaydır.
Yaşamınızı tasarlarken, “büyük taşlarınızın” ne olduğuna karar verin ve bunları, tanımlanmış zaman dilimleri ya da günler olarak yıllık takviminize işleyin.
Bunu, hedefinizi aklınızda tutarak işe başlamak suretiyle başarın. Çalışmaya, bir sonraki takvim yılının sonundan başlayın.

Geriye doğru çalışın.
Basitçe, yıl içinde önemli önceliklerinizin, ya da “büyük taşların”, olduğu günleri işaretleyin. Hangi güne hangi önceliğin verildiğini saptamak, kişisel bazda bir miktar araştırma yapmanızı gerektirecektir. Yaşamdaki önemli olaylar için öncelikli günler belirlemek, “Zamanım yoktu” bahanesinin en alt düzeyde kullanılmasını sağlar.

Özel günleri tespit edin.
Asla zaman bulamadığınızdan yakındığınız işlerin tamamını programlayacağınız yer burasıdır. Yaşamınıza katmak istediğiniz şeyleri kaleme alma fırsatını değerlendirin. Bu, üç ayda bir “yakın bir arkadaşınızla öğle yemeğinde buluşmak” olabilir.
Ayda bir gününüzü kendinize çekidüzen vermek ve doktor ziyaretlerinde bulunmak için ayırın. Hep gitmek istediğiniz ama fırsat bulamadığınız özel seminerler ya da kurslar için, üç ayda bir düzenli olarak “kişisel gelişme” günü saptamayı ihmal etmeyin.

Bir “flört gecesi” programlayın.
Sevgilinizle geçirmek üzere haftada bir gününüzü düzenli bir biçimde “flört gecesi” olarak tayin ederseniz, kişisel ilişkilerinize çok faydası dokunur. Bunu, aile üyelerinin birlikte yemek yiyip zaman geçirdikleri haftalık düzenli “aile” geceleriyle karıştırmamak gerekir.
İstatistikler, bir ilişkinin gelişimi için haftada en az 2 saat yüz yüze zaman geçirmek gerektiğini göstermektedir.

Üç ayda bir kendinize “sakinleşme” günü belirleyin.
Edison, Ford, Firestone, Carrel ve Lindberg yaratıcılık için zaman bulmuşlarsa, siz de bulabilirsiniz. Bu özel günde ne yapmak istediğinizi önceden kararlaştırın.

Bedeninizi yitirirseniz nerede yaşayacaksınız?
Genellikle günde 30 dakikalık egzersizimizi yapamıyoruz; ama hayatta olduğumuz her dakika, üstümüzdeki 5-10 kilo fazlalığı sağa sola sürüklemeye razı oluyor, gücümüzü ve enerjimizi tüketiyoruz... Kendinizle bir anlaşma yapın ve şu andan itibaren, yaşamınızın geri kalan kısmında sağlıklı ve zinde olmayı tercih edin.

Kontrol edebildiğiniz tek şeyi kontrol edin…
En çok gıpta ettiğimiz insanların “her şeye sahip” gibi görünen bireyler olduklarını fark ettiniz mi hiç? Hiçbir gün dağınık saçları olmamış gibidirler; arabaları kusursuzdur ve evleri karakter, ilgi ve konfor açısından şaşırtıcı derecede zengindir. Buna ek olarak, sınırsız enerjiye ve eşi benzeri olmayan bir bakış açısına sahipmiş gibi görünürler.
Siz de çoğumuz gibiyseniz, gizliden gizliye bu kişilerin “sırlarını” bilmeyi istiyor ya da onları “gerçekdışı” farz edip yok sayıyorsunuz. Gerçek şu ki bu insanlar, dürüst ve onurludurlar; çünkü ilk etapta kendilerini kontrol altına almışlardır ve zamanla yaşamın önlerine çıkardığı engellerle baş etmeyi öğrenmişlerdir. Kendimizi kontrol etmek, son derece mantıklıdır. Yoksa, çevremizdeki dünyayı değil.
Havayı kontrol edemeyiz; ama hava çok sıcak ya da çok soğuk olduğu için yürümekten büsbütün vazgeçmek yerine, bir spor salonunda egzersiz yapmayı ya da alışveriş merkezinde yürümeyi tercih edebiliriz.
Randevu zamanına uymaları konusunda müşterilerimize, eşlerimize, meslektaşlarımıza ya da çocuklarımıza güvenmek mümkün olmayabilir; ama bekleyip kendimizi kurban gibi hissetmeyi, sinirlenmeyi, zamanı boşa harcamayı ya da alternatif bir plan yapmayı seçmek bizim kararımızdır.
“Herşeyi bir arada yürütmeyi beceren” tipleri kıskanmak yerine, gıpta ettiğiniz şeylerden keyif almak için kendinize izin verin.
Anlayış basit; yalnızca kendinizi kontrol edebilirsiniz. Öyleyse, ne istediğinizi, nereye gitmeyi arzuladığınızı, yeni hedefinize ulaşmak için ne yapılması gerektiğini ve bu hedefi gerçekleştirmek üzere gerekli zamanı ve mekanı tanımlamakla işe başlayın.

Yaşamı sonuna kadar yaşamayı tercih edin.
Ebeveynlerin ve öğretmenlerin geçmişte kendilerini “değerli” ya da “yetkili” bulmadıkları için söyledikleri “Bunu alamazsın” tarzı sözleri göz ardı edin.
“İyi” yaşamın zengin ve ünlü insanlara özgü olduğunu düşünmeye gerek yok. Siz de azıcık planlama ve disiplin ile payınıza düşeni, hatta daha fazlasını alabilirsiniz… Seçim sizin, yalnızca sizin. Şunu bilin ki “oyun” bittiğinde, yapmak istediğiniz her şeyi ve daha fazlasını kendi yönteminizle yapmış olacaksınız.
Terri Murphy

fw mail

Yıllardır 'Allah bi yürü ya kulum demedi!' diye dert yandığın son gün olabilir bugün. Sana belki 'Koş' diyecek.



Yıllardır 'Allah bi yürü ya kulum demedi!' diye dert yandığın son gün olabilir bugün. Sana belki 'Koş' diyecek. 'GünaydıN'

Selim Çiprut

13 Mart 2013

Yıllarca yaşadığınız 'Yine olmadı!' hayalkırıklıklarının ardındanbugün 'Sonunda oldu!' gününüz olsun.



Yıllarca yaşadığınız 'Yine olmadı!' hayalkırıklıklarının ardından bugün 'Sonunda oldu!' gününüz olsun.

'TünaydıN'

Selim Çiprut

Heboiki diye bir enerji ürettik!... SAKIN KAÇIRMAYIN...



Öyle bir belgesele denk geldim ki altyazısını hazırlamak için seçim yaparken, şu anda kalbim çok acıyor ve daha 40. dakikasındayım izlemenin. Aslında çok komik bir hikaye. Adamın birisi, "sizin inandığınız tüm gurular birer illuzyondan ibarettir, esas guru insanın kendisidir" diyor ve bunu ispatlamak için kendisini Hintli bir guru formuna sokuyor ABD'de. Adını da Kumare koyuyor ki filmin de adı bu.... Sonrasında olanları izlerken önceleri çok gülüyorsunuz.


Adam klasik şablon cümleleri kullanıyor ve hatta sürekli "Ben bir illüzyonum, ben herkesi aldatırım" diyor; ama gün geçtikçe müritleri artıyor. Hatta işler öyle bir noktaya geliyor ki adamın kendisi de kim olduğunu karıştırmaya başlıyor. Hatta Mavi Işık meditasyonu diye bir meditasyon uyduruyor, böyle onlarca kişi yapıyor ve yaptırırken meditasyonu o mavi ışığı kendi de görmeye başlıyor. İzlerken zaten çok sık gördüğümüz bir hikayenin bu sefer yüzümüze çarpılmasını görüyoruz.


Diyeceksiniz neden kalbin acıdı: İnsanlık olarak bu kadar yalnızlığımıza, bu kadar sevgisiz kalışımıza, bu kadar sorumluluklarımızdan kaçışımıza... Bir damla su gösterenin bile peşinden hemen gidişimize... Hani filmi izlerken "salaklara bak" diyebilir ve kendinizi çok akıllı sanıp kahkahalarla gülebilirsiniz. Ben de yıllarca güldüm, dalga geçtim, eğlendim.


Hatta Heboiki diye bir enerji üretmiştik "Her boka inananların Ki'si" diye ve ben oturmuş bir tarihçe uydurmuştum. Benden telefonla arayıp masterlık isteyenler olmuştu. İnanamamıştım. Şaka yapıyorlar sanmıştım ama ben bunu yaşadım. Şu anda içimde sadece acı hissediyorum. Kibirli kibirli "Bak ben ne kadar biliyorum, bu salaklar ise herşeye inanmaya hazır" deyip kendimi de aldatabilirim daha önce yaptığım üzere... Ama şu anda hissettiğim tek şey acı. Bu kadar kurumuş olmamıza ve kaynaktan hiç uzak olmayışımıza rağmen ayağa kalkmayışımıza dair acı. İlgiye, şefkate, dokunulmaya, sevilmeye ne kadar açız ki en ufak umut pırıltısında bile peşine takılmaya hazırız.


Canımız ne kadar acıyor ki "acınızı dindireceğim" diyenlere hiç düşünmeden kendimizi açabiliyoruz. "Ben akıllıyım, ben böyle şeylere pabuç bırakmam" diyen kardeşim. Senin de hiç kimseden farkın yok, senin de canın acıyor içinde. Sadece olduğun yere çöktüğün ve kollarını kavuşturduğun için bunu dışardan saklayabildiğini sanıyorsun, ama senin de canın acıyor... Hem de nasıl... Peki nasıl dinecek bu acı... Bilmiyorum... Sadece hissediyorum... Ve canım çok acıyor

Hasan Sonsuz Çeliktaş

''Doğruyu söylemek'' ile ''patavatsızca doğruyu söylemek'' arasındabüyük fark vardır...



''Doğruyu söylemek'' ile ''patavatsızca doğruyu söylemek'' arasında büyük fark vardır.''Doğru söyleyince dokuz köyden kovulanlar''ın çoğu aslında,doğruyu söylediklerinden değil,patavatsızca doğruyu
söylediklerinden onuncu köye gitmek zorunda kalmışlardır.
(Bihin Edige)

Kadınlar sır vermeyi de, dinlemeyi de sever. Peki öğrendiğimiz sırları ilk kime anlatıyoruz?

 


"Kimseye söylemeyeceğim" dedikten en fazla 47 saat sonra verdiğimiz sözü bozuyoruz.


Yeni bir araştırmaya göre, kadınların kendilerine verilen sırrı 47 saat 15 dakikadan fazla tutamadığı ortaya çıktı.


Sırları en önce söyledikleri insanlar arasında erkek arkadaş, koca, en iyi arkadaş ve anne yer alıyor. 18 ve 65 yaş arasındaki 3000 kadın üzerinde yapılan araştırmada kadınların onda dördü kişisel ve gizli olsa bile sır tutamadıklarını itiraf etti.


Aynı zamanda sır vermeyi tetikleyen en büyük etkenlerden birinin alkol almak olduğu da çıkan sonuçlar arasında. Satın alınan şeylerin gerçek fiyatı aşk yaşamı ve cinsellik verilen sırların en başında yer alıyor.


Sır paylaşımı genellikle yüz yüze yapılan sohbetlerde, telefon ya da mesaj yazılarak oluyor. Kadınların dörtte biri ise kendilerine verilen sırrı ertesi gün hatırlamadıklarını açıkladı.

12 Mart 2013

Sana Uğur Böceğimi Gönderiyorum.."



Hani ince bir hüzün duyarsın kimi zaman,

Şarkılar daha bir dokunaklıdır.

... Ve sanırsın ki hiç kimse yok elinden tutan

Oysa her sözün ardında ümitler gizlidir,

Bulutların ardındaki güneşler gibi,

Yağmur sonrası çıkan gökkuşağı gibi
Ve unutma sevgi gibi, dostluk gibi aşk gibi,

Eğer bir gün yalnızlıklar duyarsan

İnceden yaşlar süzülürse yanağına

Ve unutulduğunu sanıp bir sızı başlarsa yüreğinde
O zaman gökyüzüne bak.

Bulutların ardındaki güneşe,

Çalıların ardındaki çiçeğe

Bırak pencerelerinden yağmur dolsun içeriye
Ve aç avuçlarını

Sana Uğur Böceğimi gönderiyorum

Kaynak: Sonsuz Şifa

Ben Mükemmel Değilim...Kusurlarımı Seviyorum...Bazen Küserim, Bazen Tembellik Yaparım, Sakarım, Darılınca Surat Asarım. Ben Kendimi Çok Seviyorum...İyi Ki Varım. Beni Seven Böyle Sevsin....



Kaynak: Hayat Güzeldir...

Kendi kalbine bakamayanın yaşamı bulanıktır; kendi yüreğine bakabilme cesareti gösterenler gönlünün muradını keşfedenlerdir.



Kendi kalbine bakamayanın yaşamı bulanıktır; kendi yüreğine bakabilme cesareti gösterenler gönlünün muradını keşfedenlerdir.

Dışarıya bakan rüya görür, hayal dünyasında kaybolur; içeriye bakan uyanır, kendini keşfeder.

Mutluluk aramakla bulunacak birşey değildir, onu inşa etmek gerekir.

Doğan CÜCELOGLU

Adımlarını sağlam attığı için önümüzdeki günlerde "keşke" demeyecek burçlar Boğa , Oğlak , Aslan , Yay



Adımlarını sağlam attığı için önümüzdeki günlerde "keşke" demeyecek burçlar Boğa , Oğlak , Aslan , Yay

•Onlardan biri ile beraberseniz, gözünden akacak bir damla yaş için dünyayı yakabilirsiniz. Terazi , Kova , İkizler , Başak

•Onları bi seven bi daha vazgeçemez Balık , Akrep , Yengeç , Koç, İkizler, Kova

•Sevdiği zaman sonuna kadar sevip, yalanını yakalarsa afetmeyen ... Burçlar : BAŞAK, KOÇ, İKİZLER, ASLAN, YENGEÇ, AKREP

•Kafalarına taktıkları bir işi o an yapmaları lazım, şekerlik abidesi insanlar Yay , Aslan , Yengeç, Oğlak, Boğa

Alıntı

Burçlar Ve Dikkat Çekici Özellikleri...



♓ BALIK : Fedakar, zevkli, şık, havalı, etkileyici, doğal, hassas kararsız kötümser, yardımsever, merhamet sahibi, büyüleyici, duygusal.

♒ KOVA : Asi, şirin, inatçı, albenisi olan, arkadaş canlısı, kararlı, yetenekli, akıllı, sahiplenici, becerikli..

♑ OĞLAK : Güven veren, kendinden emin, hırslı, katı, değer bilen, hisleri kuvvetli, görünüme önem veren, zor beğenen, kötümser, dayanıklı.

♐ YAY :... Aşırı zeki, özgürlüğüne düşkün, iyimser, inançlı, geniş düşünceli, kaba, sorumsuz, fedakar, merhametli.

♏ AKREP : Zor beğenen, kuvvetli, kararlı, sorgulayıcı, yardımsever, kıskanç, kinci, zarif, istenilen, dikkat çekici, başarılı.

♎ TERAZİ : Kibar, disiplinli, ölçülü, objektif, akıllı, pratik zeka, hassas, tembel, şık giyinen..

♍ BAŞAK : KISKANÇ, yardımsever, ince, zarif, zeki, araştıran, endişeli, eleştirici, hafif duygusal, gizemli, detaya takılan, alçakgönüllü.

♌ ASLAN : Özgüveni yüksek, enerjik, kuvvetli, etkileyici, güvenilir, koruyucu, despot, ilgi isteyen, dürüst, cesur, sert.

♋ Yengeç : Koruyucu, hassas, duygusal, romantik, güçlü, fedakar, sezgili, takıntılı, çabuk soğuyan, endişeli, duyarlı.

♊ İKİZLER : Anlayışlı, kıvrak zekalı, meraklı, huysuz, kararsız, kurnaz, merhametli, cazibe sahibi.

♉ BOĞA : Asabi, çekici, zarif, ihtiraslı, merhametli, kararlı, pratik, sahiplenici, inatçı.

♈ KOÇ : Cesur, kıskanç, cazibeli, çekici, neşeli, hoş, yardımsever, gururlu..

alıntı

KESİNLİKLE OKUNMASI GEREKEN BİR YAZI.. Diyorum ki, yerdeki ekmeğe saygılı olma konusunda ülkemde mutabakat var, kimse basamaz, ayağıyla dürtüklemez ya da öper, koyar bir kenara. Ekmek nimettir kabul, peki insan nimet değil mi? -


"Yere düşen ekmeğin üstüne basan insan görmedim ama yere düşen insani tekmeleyen çok kisi gördüm" diyor... Saygılı olmaktaki kusurlarımızı söyle anlatıyor: ...


- Birbirimize saygılı olma konusunda 3 tip temel hatamız var...


Avrupa'da yasayan vatandaşımız orada yerlere çöp atmıyor ama Kapıkule'den girer girmez yerlere tükürmeye, çöp atmaya başlıyor. Niye burada böyle yapıyorsun diye sorulduğunda, herkes böyle yapıyor diyor. Kendi fikri olmayan insanin duruma göre hareket etmesidir bu. İkinci hatamız, adama göre davranmamız.


Karşımızdaki adam iri yarıysa, 'Buyur Abi', diyoruz, ufak tefekse, 'Ne var lan!' diyoruz. Oysa ki, insanların onuru birbirine eşittir.


Üçüncü hata, keyfimize göre davranmak. Keyfimiz yerindeyse eve girerken 'Merhaba millet' diyoruz, değilse surat asıyoruz. Oysa keyfimiz yerinde olsun olmasın insanlara saygılı davranmak zorundayız. Diyorum ki, yerdeki ekmeğe saygılı olma konusunda ülkemde mutabakat var, kimse basamaz, ayağıyla dürtüklemez ya da öper, koyar bir kenara. Ekmek nimettir kabul, peki insan nimet değil mi? -


Profesör Üstün Dökmen (Başkaları da okuyabilsin diye paylaşır mısın lütfen

KENDİN OL,DENGEDE KAL...GERİSİ TEFERRUAT.





KENDİN OL,DENGEDE KAL...GERİSİ TEFERRUAT.

yüksel köksal