20 Mart 2013

Acıları Kabullenelim...



HARİKA BİR YAZI, HERKES OKUMALI..Hayat Bir Çocuğa Nasıl Anlatılmalı?

 


Arkadaşımın kızı bir yaşına gelmişti, 'Sen eğitimcisin, neler öğretmem gerekiyor, bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum' dedi. Sorusu kolaydı ama yanıtı zordu, akıl ve...rmesi basitti ama uygulaması karmaşıktı, anlatmaya başladım: Annelik uzun zaman alan ve günün yirmi dört saati devam eden adı 'insan yetiştirmek' olan bir iş. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye zaman harcarsan onun karşılığını alırsın. İşine zaman harcarsan işinden, eşine zaman harcarsan eşinden, çocuğuna zaman ayırırsan da ondan karşılığını alırsın. Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret, acı çekmeden olgunlaşamayacağını... Kıskanmamayı öğret ona, arkadaşının başarısından mutlu olmayı, birlikte sevinçleri paylaşmayı, içinden 'neden ben değil de o?' demeden...


Kazanmaktan mutluluk duyup içine sindirmeyi, ama aynı zamanda kaybetmeyi öğrenmesini. Çünkü bir adım sonrasında görünüşte galip olanları gösterecek hayat ona. Her şeyin bir sonu olduğunu öğret. Sahip olduğu bütün değerlerin bir gün keyif vermeyebileceğini, kazanılan ve harcananın bir sonu olduğunu. Gidilen yerlerin zamanla bıkkınlık verebileceğini, her şeyi tüketebileceğini, tüketemeyeceği tek şeyin bilgi olduğunu öğret. Kitaplardan keyif almasını. Ders çalışmak istemiyorsa zorlanmamasını, ama okumayı sevmesini öğret ona. Elbet er ya da geç alacaksın biliyorum, ama mümkün olduğunca geç al ona bilgisayarı.


Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver, sıkılmayı öğret ona, sıkılıp da kendini yönlendirmeyi bulmasını. Doğaya götür onu, hayvanlardan korkmaması gerektiğini öğret. Arıların bizi sokmasından çok, nasıl bal yaptığını anlat. Doğanın kendi içindeki gizemini bulmasına yardımcı ol, yağmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasını sağla. Soğuk kış gecesinde ateş yakmayı öğret, belki büyüdüğünde bir gece sevgilisine ateş yakar ve belki binlerce yıldızın altında birbirlerine sarılırlar, bunu öğretmemiş diğer sevgililerin aksine... Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona.


Kazandığı elli milyonun piyangodan çıkan beş yüz milyardan çok daha keyifli olduğunu öğret.Alın terine saygıyı öğret ona. Aşk acısı çekmenin hiç aşık olmamaktan daha güzel bir duygu olduğunu öğret.Kendi doğruları üzerinden kimsenin onu yargılamasına izin vermemesi gerektiğini öğret,başkalarını da kendi doğruları üzerinden yargılamamayı... Bunun başkalarını dinlememek olduğunu değil, söylenenleri kendi eleğinden geçirmesi gerektiğini öğret. Kendi fikirlerine inanmanın güzelliklerini anlat.Hayatı sorgulamayı öğret ona...


Bilginin en büyük güç olduğunu öğret.Yapabilirse bunu en büyük fiyata satmasını, ama kalbini ve ruhunu kendisine saklaması gerektiğini öğret. Haklı olduğu konuda sonuna kadar diretmesini öğret ve haklıyken dik durmasını. Günün birinde yaptıkları değil yapmadıkları için pişmanlık duyabileceğini öğret. Basit yaşaması gerektiğini öğret ona, çay içmekten keyif almayı... 'İstemiyorum', 'hayır' demeyi öğret ona, istediğinde ise 'istiyorum' demeyi. Sevdiğinde ise 'seni seviyorum' diyebilmeyi öğret ona. Bir kot pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğret ona. Temiz kokmasını... Sorgusuz sevmeyi...


El yazısı ile notlar yazmayı... Lafı dolandırmamayı... Sevdiklerinin hiçbir zaman çantada keklik olmadığını, dostluğa yatırım yapması gerektiğini, kıymetini bilmeyenlerden uzaklaşmasını öğret ona. Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını. İşlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, en yoğun zamanda bile kendine vakit ayırması gerektiğini öğret... Ama en çok da kendini sevmesini öğret... Kendini sevmezse kimsenin onu sevmeyeceğini...

Kendine çiçek almazsa kimseden çiçek beklememesi gerektiğini... Kendine özenli yemekler yapıp sofralar kurmazsa kimsenin onun için yemek hazırlamayacağını... Hayatta her şeyden çok kendisinin önemli olduğunu öğret ona... -


Aylin Kotil

HÜKÜM VERMEDEN ÖNCE; BEKLE VE GÖR

 


Öykü ünlü Cin düşünürü Lao Tzu'nun zamanında geçer... Lao Tzu bu öyküyü çok sever,anlatırmış. Köyün birinde çok fakir yaşlı bir adam varmış... Ama kral bile onu kıskanırmış... Öyle dillere destan bir beya...z ati varmış ki, Kral at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış... "Bu at, bir at değil benim için... Bir dost... İnsan dostunu satar mi" dermiş hep... Bir sabah kalkmışlar ki,at yok... Köylü ihtiyarin başına toplanmış... "Seni ihtiyar bunak. Bu ati sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi.


Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var,ne de atin" demişler... İhtiyar: "Karar vermek için acele etmeyin" demiş. Sadece 'At kayıp' deyin. Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atimin kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mi, bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez..." Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler. Ama aradan 15 gün geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş.


Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine... Dönerken de, vadideki 12 vahşi ati pesine takip getirmiş. Bunu gören köylüler toplanıp ihtiyardan özür dilemişler. "Babalık" demişler" Sen hakli çıktın.Atinin kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, simdi bir at sürün var..." "Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar... Sadece atin geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç. Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?" Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler açıktan ama, içlerinden "Bu herif sahiden gerzek" diye geçirmişler... Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarin tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kirmiş. Evin geçimini temin eden oğul simdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara... "Bir kez daha hakli çıktın" demişler. "Bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını uzun süre kullanamayacak.


Oysa sana bakacak başkası da yok.Simdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler... İhtiyar "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş. "O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kirdi. Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru? Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez... Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarin kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savasın kazanılmasına imkan yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp köle diye satılacağını herkes biliyormuş. Köylüler, gene ihtiyara gelmişler... "Gene hakli olduğun kanıtlandı" demişler. "Oğlunun bacağı kırık,ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer.." "Siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar... Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var.


Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah biliyor. " Lao Tzu, öyküsünü su nasihatle tamamlarmış, etrafına anlattığında: "Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatin küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar aklin durması halidir. Karar verdiniz mi, akil düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akil insani daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insani huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi baslar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz

Kaynak: Bilge Sarı

Omega 3 ve 9 Hakkında Bilgiler...

ENERJİNİZİ TÜKETEN SEYLER:

 



•Kendinize vermiş olduğunuz fakat bir türlü tutamadığınız sözler

•Kullanmadığınız halde evinizde, işyerinizde bulundurduğunuz her türlü materyal.

•Görüşmek istemediğiniz halde "ayıp" olur düşüncesinden ötürü iletişim halinde olduğunuz herkes. ...

•Geçmişinizde affedemediğiniz, hala zihninizde kavga halinde olduğunuz aile fertleri ve kişiler.

•Evinizde sizi bekleyen fakat bir türlü vaktiniz olmadığı için yapamadığınızı ifade ettiğiniz birikmiş tadilat veya işler.

•İstemeyerek giriştiğiniz her türlü proje. •Sevmediğiniz fakat "kim sevdiği işi yapıyor ki?" dediğiniz işiniz .

•Her türlü dağınıklık.

•"Yarın yaparım" diyerek ertelediğiniz, her yeni hayaliniz.

•Canınızı sıktığı halde görüşmeye devam ettiğiniz herkes.

•Her yıl ertelemeye yöneldiğiniz ya da bir görev misali gittiğiniz tatiliniz.

•Yapamadığınızı, başaramadığınızı düşündüğünüz her şey. (hayallerinizdeki işiniz, hayallerinizdeki eşiniz, hayallerinizde yaşamak istediğiniz yer…)

• "Hayır" diyemediğiniz, iyi niyetli olduğunuz için yaptığınızı sandığınız her şey.

•Mutsuzluğunuzdan kaynaklı gösteremediğiniz performans.

•Tutamadığınız her türlü söz.

• "Keşke" diyerek hayıflandığınız her şey.

•Vermek istediğiniz ama bir türlü veremediğiniz cevaplar.

•Sağlığınızla ilgili aldığınız ama bir türlü uygulayamadığınız kararlarınız. ( spora gitmek…)

•Vermek istediğiniz kilolarınız.

•Cevaplamadığınız mailler

. •Tamamlanmamış, ötelediğiniz, ertelediğiniz, sizi yiyip bitiren her şey!

Alıntı

19 Mart 2013

Şimdi Tek Bir Noktaya Odaklıyoruz Zihnimizi...

Bize derecelerin, ünvanların, yeterince iyi olmanın, paranın ve işleridoğru şekilde yapmanın sevgiden daha önemli olduğu öğretildi


"Doğduğumuzda mükemmel biçimde programlanmış bulunuyorduk. Peki sonra ne oldu?

Bize rekabet, mücadele, hastalık, kısıtlı kaynaklar, sınırlılık, suç, kötülük, ölüm, kıtlık ve kayıp gibi düşünceler düşünmemiz öğretilmişti.

Biz bunları düşünmeye ve böylece bunları bilmeye başladık.

Bize derecelerin, ünvanların, yeterince iyi olmanın, paranın ve işleri doğru şekilde yapmanın sevgiden daha önemli olduğu öğretildi

. Bize diğer insanlardan ayrı olduğumuz, rekabet etmemiz gerektiği, olduğumuz halimizle yeterince iyi olmadığımız öğretildi. Hani sanki buraya gelir gelmez uyku hapı yutturulmuş gibiyiz.

Oysa sevgi doğuştan bizde olandır. Korkuyu ise burada öğrendik. Ruhsal yolculuk aslında korkunun terk edilmesi ve sevginin yeniden gönlümüze kabul edilmesidir.

Sevginin farkında olmak, kendimizde ve başkalarında sevgiyi deneyimlemek hayatın anlamıdır."

 MW

Gerketiğinde Gereksiz İnsanları Hayatından Çıkaramazsan; Hiç Gerekmediğinde, Sevdiğin İnsanlarla Arana Girebilir...

Ne Zaman BirŞeyden Vazgeçseniz, Vazgeçtiğiniz Şey Size Gelir...

Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler...

BAZI İSTEKLERİMİZ NEDEN GERÇEKLEŞMİYOR?



1. Kendi içinizde direnç ve kavga varsa istekleriniz gerçekleşmez!

2. Hak ediş olmadan her istediğinize kavuşamazsınız!

3. En ideal halinize ulaşmadan, kendinizi tanımadan, zaaflarınızla, korkularınızla yüzleşmeden bir yerlere vardım sanmak kendinize söyleyebileceğiniz yalanların en büyüğüdür. ...

4. Bazen bir isteğinizin gerçekleşmemesi sizin için daha iyidir.

5. Yaratıcı yönünüz niyetinizdir, ama niyetiniz bilinçaltınızdan bağımsız çalışmaz. Daha açık söylemek gerekirse; niyetinizde farklı bilinçaltınızda farklı bir kalıp varsa, bilinçaltınız mutlaka frene basacaktır.

6. Kendinizi olduğunuz gibi hatalarınızla, eksiklerinizle kabul edip sevmedikçe gerçek dönüşüm başlamaz.

7. Olan halinizle kendinizi sevebilmenizin ilk koşulu kendinizi tanımanızdan geçer.

8. Özünde kayıtlı olan bilgilere ulaşabilmek için, hiçliği tecrübe etmeniz şarttır. Bu da ne kadar çok şey okuyup öğrendiğinizle değil, tam tersi zihninizi ne kadar boşaltabildiğinizle ilgilidir.

9.Kaderinizde yoktur...

Ya Söyleyecek Sözü Olmalı İnsanın, Ya da, Susacak Edebi...

Duydum Ki Gıybetimi Yapmışsın, Yüzüme Söylemekten Kaçmışsın, Benim Gibi Bir Acizden Korkmuş Allah'tan Korkmamışsın...

ŞÜKRETMEK, pozitif düşünmenin ve dolayısıyla başarılı yaşamın temelini oluşturmaktadır;



Aşağıdaki kodlardan birini kopyalayıp, yorum kısmına yapıştırınız ve “+” işaretini siliniz. Bakın size hangi şükür etme nedeninizi hatırlatacak. SADECE FACEBOOK ORTAMINDA ÇALIŞMAKTADIR...

@+[121777544613559:274]

@+[260733037346374:274]

@+[387892354555186:274]

@+[251431621615493:274]

@+[318198944895589:274]

@+[191757687593535:274]

@+[148554385267255:274]

@+[350872558285096:274]

@+[173439176107840:274]

@+[236703053092648:274]

@+[290485297689123:274]

@+[196069433829736:274]

@+[377865932237722:274

Bir İnsana 'Neden Değiştin?' Demeyeceksin, Döneceksin Kendine '' Ben Ne Yaptım Da Böyle Değişti?'' Sorusunu Soracaksın!!!