Bence sürü psikolojisi diye bir şey yok. - Bence de yok. - Bence de. - Bence de. - Bizce de. - Tamam varmış. Şimdi dağılalım.
29 Mart 2011
Bence sürü psikolojisi diye bir şey yok. - Bence de yok. - Bence de. - Bence de. -Bizce de.
Bence sürü psikolojisi diye bir şey yok. - Bence de yok. - Bence de. - Bence de. - Bizce de. - Tamam varmış. Şimdi dağılalım.
Bademli pilav...
Baldo pirinç 2 bardak
Tereyağ 35 gr
Margarin 35 gr
2adet et tablet
tuz
karabiber
100 gr iç badem
Yapılışı
Pirinci yarım saat kadar sıcek ve tuzlu suyun içinde bekletin
Suyu süz ve tuzun gitmesi için pirinçleri yıka
Tencerede yağı eritin ve pirinçleri ekleyin ve tane tane olana kadar kavurun
2.5 bardak sıcak su, tuz ve karabiberi ekleyin bir kaç kerekarıştırıp, tencerenin kapağını kapatıp pişirmeye bırakın
5-10 dakka pişirin ve sonra altını lapatın
Pilavın demlenmes için tencerenin üstüne örtü koyun ve kapağı sıkıca kapatın
15-20 dakkada sonra kapağı açın ve pilavı iyice karıştırın
Başka bir yerde kavurduğunuzu bademleri pilavın üstüne serpin
Laurel and Hardy meet Santana
[youtube http://www.youtube.com/watch?v=l6O9FB90kAU&w=480&h=390]
28 Mart 2011
OMAR AKRAM - Dancing with the wind ...
[youtube http://www.youtube.com/watch?v=3r99DIRPE2s&w=480&h=390]
papatya falı... seviyor mu... sevmiyor mu...
Sadece üç günlük ömrü olan kelebek papatyaya aşık olur. Ancak öleceğine saatler ...kala 'seni seviyorum' der. Papatya sadece 'bende' diyebilir ve kelebek ölür. O'na sevdiğimi neden zamanında söyleyemedim diye papatya üzüntüsünden hasta olur. Yapraklarını dökmeye başlar, döktüğü her yaprakta "seni... seviyorum" der, sonunda ölür. İşte bu günden beri sevdiğini söyleyemeyen herkes, papatyaya sorar "seviyor mu, sevmiyor mu?" diye...
Bazen, uzaklaşmak gerekir yakınlaşmak için...
Bazen, hatırlamak gerekir hatırlanmak için,
Bazen, ağlamak gerekir açılmak için,
Bazen, anmak gerekir anılmak için,
Bazen de susmak gerekir duymak için...
Bazen, ağlamak gerekir açılmak için,
Bazen, anmak gerekir anılmak için,
Bazen de susmak gerekir duymak için...
Şems-i Tebrizi
Hava bedava... Su bedava...
“Bedava yaşıyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava;
Yağmur, çamur bedava;
Otomobillerin dışı,
Sinemaların kapısı,
Peynir ekmek değil ama
Acı su bedava;
Kelle fiyatına hürriyet,
Esirlik bedava;
Bedava yaşıyoruz, bedava.”
Orhan Veli Kanık
27 Mart 2011
zen nedir?
http://www.birazoku.com
Hayat; Kimi sevdigin ve kimi incittigindir...
Hayat; Seni kac kisinin aradigi, kiminle ciktigin, cikiyor oldugun veya cikacagin demek de degildir. Kimi optugun, hangi sporu yaptigin, kimlerin seni sevdigi de degildir. Hayat, ayakkabilarin, sacin, derinin rengi de degildir. Nerede yasadigin veya hangi okula gittigin de degildir. Aslinda hayat; notlar, para, giysiler, girmeyi basardigin ya da basaramadigin okullar da degildir.
Charles Eguone
Yaşamak güzel şey dogrusu...üstelik hava da güzelse
Yaşamak güzel şey dogrusu
üstelik hava da güzelse
Hele gücün kuvvetin yerindeyse
El...in ekmek tutmuşsa bir de
...Hele tertemizse gönlün
......Hele kar giybiyse alnın
Yani kendinden korkmuyorsan
Kimseden kormuyorsan dünyada
Dostuna güveniyorsan
İyi günler bekliyorsan hele
İyi günlere inanıyorsan
Üstelik hava da güzelse
Yaşamak çok güzel
Çok güzel şey doğrusu
üstelik hava da güzelse
Hele gücün kuvvetin yerindeyse
El...in ekmek tutmuşsa bir de
...Hele tertemizse gönlün
......Hele kar giybiyse alnın
Yani kendinden korkmuyorsan
Kimseden kormuyorsan dünyada
Dostuna güveniyorsan
İyi günler bekliyorsan hele
İyi günlere inanıyorsan
Üstelik hava da güzelse
Yaşamak çok güzel
Çok güzel şey doğrusu
mELİH cENDET aNDAY
24 Şubat- 04 Mart Phi Phi ve Phuket adaları...
[slideshow]
Phi Phi adasında tekne turu yapılır…
Tayland gezimizin son durağı ülkenin güneyindeki adalar… Chiang Mai’den uçakla Phuket adasına geçiyoruz . Phuket adasından da yaklaşık bir buçuk saatlik feribot yolculuğuyla Phi Phi adasındayız. Ülkenin güney kıyılarının pek Tayland’la ilgisi yok. Her yer son derece turistik.Otellerin fiyat aralığı çok geniş, odada fazla vakit geçirmem, temizlik de çok önemli değil derseniz 700 Baht’a ( 100 Baht= 5Tl) kalabiliyorsunuz. Eli yüzü düzgün ve adanın simgesi olan bangalovlar’da kalmak için 2000 Baht’ı gözden çıkarmanız gerekiyor.
Phi Phi adasına gidince mutlaka yapmanız gereken iki şey var. Birincisi tekne turuna çıkmanız gerekiyor. Yarım günlük tekne turları olduğu gibi, tam günlük tekne turları da var. Tekne turunda göreceğiniz manzaralar soluk kesici. Denizin rengi mavi mi, yeşil mi bilemiyorsunuz. Hele o rengarenk balıklara inanamıyorsunuz… Denizden çıkardığınız mercan taşları ise büyüleyici… Her teknede palet ve snorkel var. Onlarla deniz de yapacağınız keşif unutulmaz olacaktır. Hele o coğrafi şekillere ne demeli… Denizin üstünde 200-300 metrelik dik kaya oluşumları var… Tekne turlarında ortalama beş mola veriliyor. Molalardan biri de ‘Maymun Adasında’… Adada her yer maymun kaynıyor. Maymunlar inanılmaz oyunbazlar. Tekneye çıkıp, ortada buldukları su şişelerinden bir güzel su içiyorlar. Meyve bulurlarsa meyveleri yiyorlar. Bir yandan maymunlardan korkuyorsunuz, ay üzerime gelir mi diye bir yandan da kare kare fotoğraflarını çekiyorsunuz… Üstelik arsızlar da… Şişeden suyu içince gitmesini bekliyorsunuz değil mi? Hayır efendim gitmiyorlar… Bakalım daha ne var diye teknenin içinde araştırmaya devam ediyorlar… Ay vay diyerek, kaçışarak, gülüşerek adadan ayrılıyorsunuz… Ben bu eşsiz manzaralara doyamadığım için tekne turuna iki kere çıktım.
İkincisi ise adanın en meşhur kumsalı ‘Long Beach’e gitmek… Ada küçük olduğu için her yere yürüyerek gidilebilir. Zaten araba falan yok. Burada deniz taksileri var. Long Beach’e deniz taksisiyle gitmek 100 Baht. Ben adayı daha yakından tanımak istediğim için yürüyerek gittim. Kumsala varmak merkezden yaklaşık 20 dakika sürüyor. Fakat adada nem çok yüksek olduğu için üstüm başım terden sırılsıklam oldu… Ben yine de yürüyerek gidin derim. Alabildiğine uzanan beyaz kumlarla kaplı sahil, ve mercan taşlarıyla dolu o pırıl pırıl deniz anında yorgunluğunuzu unutturacaktır. Her yerde şezlonglar, güneş şemsiyeleri, kafeler olduğu için çok rahat ve konforlu bir gün geçirebilirsiniz. Ayrıca burada mutlaka ama mutlaka masaj yaptırın derim. Masaj yapılırken, dalgaların hışırtısını dinlemek ayrı bir keyif. Masajdan sonra da yeşil çay ikramları var. Bu keyifli günün ardından otele uçarak dönüyorsunuz…
Adada her türlü yiyeceği bulmak mümkün ama ben özellikle deniz ürünlerini tavsiye ederim. İnanılmaz ucuz ve inanılmaz lezzetli pişiriyorlar. Akşamları ise adanın klasiği olan ateş gösterilerini mutlaka seyretmelisiniz. Her akşam saat onda hemen hemen her lokanta ve barın kendine ait ateş gösterisi oluyor. Karanlığın içinde ateşle yapılan oyunlar soluk kesici…
Adada tembellik yapacağımı zannederken, yine kendimi her gün bir oraya bir buraya koştururken buluyorum. Dalış kursuna da gidip hevesimi aldıktan sonra ülkenin en büyük adası olan Phuket adasına feribotla geri dönüyoruz…
Phuket adası çok kalabalık. Tam sezonda olduğumuz için sahillerde boş şezlong bulmak bile mesele… Denize girmek için Patong Beach adanın en favori yerlerinden. Deniz sonrası yemeğinizi yiyip, alışveriş de yapabileceğiniz Patong Beach’de akşamları da Tay Boksu gösterisi izleyebilirsiniz.
Ama denize girmek için ben size Freedom Beach’i tavsiye ederim. Nispeten daha sakin olan bu plaja, 40 dakikalık bir tekne yolculuğuyla gitmek mümkün.
Phuket adasına gelmişim , tura katılmamışım olacak şey değil tabi… Phuket adasının en favori turu meşhur ‘James Bond’ adası turu… 1974 yılında James Bond filmlerinden biri burada çekiliyor ve adanın ismi o tarihten itibaren James Bond adası olarak kalıyor, yerliler bile adayı artık Bond adası olarak çağırıyorlar… Adadan dönüşte Andaman Denizin’de kanoyla gezmeniz de mümkün. Kanoyla mağaraların içine girip, kürek çekmek çok zevkli. Mağaralara girmek için başınızı eğmeniz gerekiyor… aman dikkat başınızı çarpmayın.
Ayrıca Phuket adasında ilginizi çekerse pirinç tarlalarına gidip pirincin nasıl yetiştirildiğini de öğrenebilirsiniz… Ve tabi ki fil gösterilerine gidebilirsinz…
Fakat adada toplu taşıma olmadığı için her yere taksiyle veya tuk-tuk’la gitmek zorundasınız. Bu da Phuket adasında kalmanın maliyetini çok yükseğe çekiyor… En kısa mesafe 600 Baht’tan başlıyor…
Eeee bu gezinin artık bir yerde bitmesi gerekiyor… Phuket adasından önce Bangong’a arkasından İstanbul’a uçmak üzere yola çıkıyoruz… Havaalanından tropikal meyve sepetleri almayı unutmayın… Hem tadları güzel, hem fiyatları uygun hem de eşe dosta değişik bir hediye vermek için büyük bir fırsat.
Ben bir yere gittiğim zaman, gittiğim yerin toprağının beni kabul ettiğine inanırım ve beni kabul ettikleri için oraya teşekkür ederim. Sizin huzurunuzda Tayland topraklarına teşekkür ediyorum. Bizleri çok güzel ağırladılar… Kısmet olurda yeni gezilere çıkarsam onları da sizlerle paylaşmak isterim…
Sağlıcakla,
Phi Phi adasında tekne turu yapılır…
Tayland gezimizin son durağı ülkenin güneyindeki adalar… Chiang Mai’den uçakla Phuket adasına geçiyoruz . Phuket adasından da yaklaşık bir buçuk saatlik feribot yolculuğuyla Phi Phi adasındayız. Ülkenin güney kıyılarının pek Tayland’la ilgisi yok. Her yer son derece turistik.Otellerin fiyat aralığı çok geniş, odada fazla vakit geçirmem, temizlik de çok önemli değil derseniz 700 Baht’a ( 100 Baht= 5Tl) kalabiliyorsunuz. Eli yüzü düzgün ve adanın simgesi olan bangalovlar’da kalmak için 2000 Baht’ı gözden çıkarmanız gerekiyor.
Phi Phi adasına gidince mutlaka yapmanız gereken iki şey var. Birincisi tekne turuna çıkmanız gerekiyor. Yarım günlük tekne turları olduğu gibi, tam günlük tekne turları da var. Tekne turunda göreceğiniz manzaralar soluk kesici. Denizin rengi mavi mi, yeşil mi bilemiyorsunuz. Hele o rengarenk balıklara inanamıyorsunuz… Denizden çıkardığınız mercan taşları ise büyüleyici… Her teknede palet ve snorkel var. Onlarla deniz de yapacağınız keşif unutulmaz olacaktır. Hele o coğrafi şekillere ne demeli… Denizin üstünde 200-300 metrelik dik kaya oluşumları var… Tekne turlarında ortalama beş mola veriliyor. Molalardan biri de ‘Maymun Adasında’… Adada her yer maymun kaynıyor. Maymunlar inanılmaz oyunbazlar. Tekneye çıkıp, ortada buldukları su şişelerinden bir güzel su içiyorlar. Meyve bulurlarsa meyveleri yiyorlar. Bir yandan maymunlardan korkuyorsunuz, ay üzerime gelir mi diye bir yandan da kare kare fotoğraflarını çekiyorsunuz… Üstelik arsızlar da… Şişeden suyu içince gitmesini bekliyorsunuz değil mi? Hayır efendim gitmiyorlar… Bakalım daha ne var diye teknenin içinde araştırmaya devam ediyorlar… Ay vay diyerek, kaçışarak, gülüşerek adadan ayrılıyorsunuz… Ben bu eşsiz manzaralara doyamadığım için tekne turuna iki kere çıktım.
İkincisi ise adanın en meşhur kumsalı ‘Long Beach’e gitmek… Ada küçük olduğu için her yere yürüyerek gidilebilir. Zaten araba falan yok. Burada deniz taksileri var. Long Beach’e deniz taksisiyle gitmek 100 Baht. Ben adayı daha yakından tanımak istediğim için yürüyerek gittim. Kumsala varmak merkezden yaklaşık 20 dakika sürüyor. Fakat adada nem çok yüksek olduğu için üstüm başım terden sırılsıklam oldu… Ben yine de yürüyerek gidin derim. Alabildiğine uzanan beyaz kumlarla kaplı sahil, ve mercan taşlarıyla dolu o pırıl pırıl deniz anında yorgunluğunuzu unutturacaktır. Her yerde şezlonglar, güneş şemsiyeleri, kafeler olduğu için çok rahat ve konforlu bir gün geçirebilirsiniz. Ayrıca burada mutlaka ama mutlaka masaj yaptırın derim. Masaj yapılırken, dalgaların hışırtısını dinlemek ayrı bir keyif. Masajdan sonra da yeşil çay ikramları var. Bu keyifli günün ardından otele uçarak dönüyorsunuz…
Adada her türlü yiyeceği bulmak mümkün ama ben özellikle deniz ürünlerini tavsiye ederim. İnanılmaz ucuz ve inanılmaz lezzetli pişiriyorlar. Akşamları ise adanın klasiği olan ateş gösterilerini mutlaka seyretmelisiniz. Her akşam saat onda hemen hemen her lokanta ve barın kendine ait ateş gösterisi oluyor. Karanlığın içinde ateşle yapılan oyunlar soluk kesici…
Adada tembellik yapacağımı zannederken, yine kendimi her gün bir oraya bir buraya koştururken buluyorum. Dalış kursuna da gidip hevesimi aldıktan sonra ülkenin en büyük adası olan Phuket adasına feribotla geri dönüyoruz…
Phuket adası çok kalabalık. Tam sezonda olduğumuz için sahillerde boş şezlong bulmak bile mesele… Denize girmek için Patong Beach adanın en favori yerlerinden. Deniz sonrası yemeğinizi yiyip, alışveriş de yapabileceğiniz Patong Beach’de akşamları da Tay Boksu gösterisi izleyebilirsiniz.
Ama denize girmek için ben size Freedom Beach’i tavsiye ederim. Nispeten daha sakin olan bu plaja, 40 dakikalık bir tekne yolculuğuyla gitmek mümkün.
Phuket adasına gelmişim , tura katılmamışım olacak şey değil tabi… Phuket adasının en favori turu meşhur ‘James Bond’ adası turu… 1974 yılında James Bond filmlerinden biri burada çekiliyor ve adanın ismi o tarihten itibaren James Bond adası olarak kalıyor, yerliler bile adayı artık Bond adası olarak çağırıyorlar… Adadan dönüşte Andaman Denizin’de kanoyla gezmeniz de mümkün. Kanoyla mağaraların içine girip, kürek çekmek çok zevkli. Mağaralara girmek için başınızı eğmeniz gerekiyor… aman dikkat başınızı çarpmayın.
Ayrıca Phuket adasında ilginizi çekerse pirinç tarlalarına gidip pirincin nasıl yetiştirildiğini de öğrenebilirsiniz… Ve tabi ki fil gösterilerine gidebilirsinz…
Fakat adada toplu taşıma olmadığı için her yere taksiyle veya tuk-tuk’la gitmek zorundasınız. Bu da Phuket adasında kalmanın maliyetini çok yükseğe çekiyor… En kısa mesafe 600 Baht’tan başlıyor…
Eeee bu gezinin artık bir yerde bitmesi gerekiyor… Phuket adasından önce Bangong’a arkasından İstanbul’a uçmak üzere yola çıkıyoruz… Havaalanından tropikal meyve sepetleri almayı unutmayın… Hem tadları güzel, hem fiyatları uygun hem de eşe dosta değişik bir hediye vermek için büyük bir fırsat.
Ben bir yere gittiğim zaman, gittiğim yerin toprağının beni kabul ettiğine inanırım ve beni kabul ettikleri için oraya teşekkür ederim. Sizin huzurunuzda Tayland topraklarına teşekkür ediyorum. Bizleri çok güzel ağırladılar… Kısmet olurda yeni gezilere çıkarsam onları da sizlerle paylaşmak isterim…
Sağlıcakla,
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)