4 Kasım 2011
Fırın Makarna...
1 paket fırın makarna
3 adet soğan
1 çorba kaşığı sıvıyağ
1 kg kıyma
Tuz, karabiber, tarçın
Yarım demet maydanoz
1 adet yumurta
1 su bardağı rendelenmiş hellim peyniri
Beşamel sos için:
2 çorba kaşığı tereyağı
2 çorba kaşığı un
1 su bardağı süt
1 çay bardağı rendelenmiş
kaşar peyniri
Üzeri için: 1 su bardağı
rendelenmiş hellim peyniri
Yapılışı
BEŞAMEL sosu hazırlamak için tereyağını eritip, unun rengi dönene kadar kavurun. Üzerine süt ilave edip, koyulaşınca ocaktan alın. Kaşar peynirini ekleyip karıştırın. İç harcı hazırlamak için soğanı küp doğrayıp, sıvıyağda pembeleşene dek soteleyin. Üzerine kıyma, tuz, karabiber ve tarçın ilave edip kavurun ve soğumaya bırakın. Soğuyunca kıyılmış maydanozu ekleyip karıştırın. Makarnayı, tuz attığınız kaynar suda, paketin üzerinde önerilen süre kadar haşlayıp, süzün. Makarnayı yumurta ve rendelenmiş hellim peyniri ile karıştırın. Yağlanmış fırın tepsisine makarnanın yarısını yerleştirin. Üzerine iç harcı yerleştirip, beşamel sosu gezdirin. Kalan fırın makarnayı tepsiye koyun. Üzerine rendelenmiş hellim peynirini serpip, önceden ısıtılmış 200 derece fırında kızarana dek pişirin. Dilimleyip, ılık olarak servis yapın.
NEDEN "ÇOK YAŞA" DENİR?
NEDEN "ÇOK YAŞA" DENİR?
Hapşıran bir kişiye 'çok yaşa' demek adeti hemen hemen her kültürde vardır. Anlam olarak biraz değişik de olsalar sonuçta aynı kapıya çıkarlar. Hapşıranlara İngilizlerin 'God bless you', Almanların 'gesundheit', İtalyanların 'felicita' deme adetlerinin kökeni, hapşırmanın kişi için önemli bir tehlike olduğuna inanılan çok eski zamanlara gider.
İnsanlar asırlar boyu yaşamı...n sebebinin ruh olduğuna, ruhun ise insanın başı içinde olduğuna, hapşırmanın bu hayati güce zarar verebileceğine inandılar. Hapşırmanın soğuk algınlığı ile ilişkili olması bu inanış; güçlendirdi. İnsanlar hapşırıklarını tutabilmek için her yolu denediler.
Milattan önce dördüncü yüzyılda Aristo ve tıbbın babası sayılan Hipokrat'ın öğretileriyle insanlar, hapşırmanın başın yabancı maddelere karşı bir savunma refleksi olduğunu öğrendiler. Hapşırma bir hastalığın başlangıcı olduğundan hastalığın sonunun kötü bitmemesi için hapşırana 'uzun yaşa', 'sağlıklı yaşa' gibi sözlerin söylenmesi adeti bu zamanlarda başladı.
Yaklaşık yüz yıl sonra Romalılar hapşırmanın iyi bir şey olduğuna, insanı hastalıktan koruduğuna, hapşırığı tutmanın hastalığın kuluçkaya yatmasına belki de ilerde ölüme sebep olabileceğine inandılar. Artık hapşıranlara 'tebrikler' veya 'iyi şanslar' deniliyordu.
Hapşırana 'çok yaşa' denilmesinin kökeni birçok kültürde bu şekilde olmasına rağmen bir Hıristiyanlık deyimi olan 'God bless you' (Tanrı seni takdis etsin) cümlesinin kökeni ayrıdır. Altıncı yüzyılda İtalya'da bulaşıcı ve öldürücü veba hastalığının tüm şiddeti ile başlaması ve bu hastalığın belirtisinin kronik hapşırma olması nedeniyle, hapşıranlara 'God bless you' denilmesi Papa tarafından yasa olarak yayınlanmış ve mecbur kılınmıştır.
Bu yasa ile ayrıca hapşıranın çevresinde 'God bless you' diyecek kimse yoksa, o kişinin kendi kendisine 'God help me' (Tanrı yardımcım olsun) demesi de tavsiye edilmiştir.
Genelde 'çok yaşa' diyene 'sen de gör' yani 'sen de benim yaşamımı görecek kadar çok yaşa' denilmesi de adettendir. Hapşırana 'çok yaşa' deyince hapşırmanın kesileceğine inananlar da vardır.
Hapşıran bir kişiye 'çok yaşa' demek adeti hemen hemen her kültürde vardır. Anlam olarak biraz değişik de olsalar sonuçta aynı kapıya çıkarlar. Hapşıranlara İngilizlerin 'God bless you', Almanların 'gesundheit', İtalyanların 'felicita' deme adetlerinin kökeni, hapşırmanın kişi için önemli bir tehlike olduğuna inanılan çok eski zamanlara gider.
İnsanlar asırlar boyu yaşamı...n sebebinin ruh olduğuna, ruhun ise insanın başı içinde olduğuna, hapşırmanın bu hayati güce zarar verebileceğine inandılar. Hapşırmanın soğuk algınlığı ile ilişkili olması bu inanış; güçlendirdi. İnsanlar hapşırıklarını tutabilmek için her yolu denediler.
Milattan önce dördüncü yüzyılda Aristo ve tıbbın babası sayılan Hipokrat'ın öğretileriyle insanlar, hapşırmanın başın yabancı maddelere karşı bir savunma refleksi olduğunu öğrendiler. Hapşırma bir hastalığın başlangıcı olduğundan hastalığın sonunun kötü bitmemesi için hapşırana 'uzun yaşa', 'sağlıklı yaşa' gibi sözlerin söylenmesi adeti bu zamanlarda başladı.
Yaklaşık yüz yıl sonra Romalılar hapşırmanın iyi bir şey olduğuna, insanı hastalıktan koruduğuna, hapşırığı tutmanın hastalığın kuluçkaya yatmasına belki de ilerde ölüme sebep olabileceğine inandılar. Artık hapşıranlara 'tebrikler' veya 'iyi şanslar' deniliyordu.
Hapşırana 'çok yaşa' denilmesinin kökeni birçok kültürde bu şekilde olmasına rağmen bir Hıristiyanlık deyimi olan 'God bless you' (Tanrı seni takdis etsin) cümlesinin kökeni ayrıdır. Altıncı yüzyılda İtalya'da bulaşıcı ve öldürücü veba hastalığının tüm şiddeti ile başlaması ve bu hastalığın belirtisinin kronik hapşırma olması nedeniyle, hapşıranlara 'God bless you' denilmesi Papa tarafından yasa olarak yayınlanmış ve mecbur kılınmıştır.
Bu yasa ile ayrıca hapşıranın çevresinde 'God bless you' diyecek kimse yoksa, o kişinin kendi kendisine 'God help me' (Tanrı yardımcım olsun) demesi de tavsiye edilmiştir.
Genelde 'çok yaşa' diyene 'sen de gör' yani 'sen de benim yaşamımı görecek kadar çok yaşa' denilmesi de adettendir. Hapşırana 'çok yaşa' deyince hapşırmanın kesileceğine inananlar da vardır.
''Issız bir ormanda yaşayarak ve yalnızca birkaç şeye sahip olarak bağlanmamak çok kolaydır...
''Issız bir ormanda yaşayarak ve yalnızca birkaç şeye sahip olarak bağlanmamak çok kolaydır, fakat toplumda yaşayarak maddi nesnelere bağlanmamak ve fazlasını dilememek bağlılıklardan özgür olmaktır
Önce kendi problemlerimizi halletmeliyiz...
Önce kendi problemlerimizi halletmeliyiz... Ardından başkasına yardım düşüncesine varabiliriz. Bu Ego halkasının kırılarak Ego zincirinin kopmasıdır....
Yapabildiğinin en iyisini yap...
Bundan daha iyisini yapabileceğini düşünen adam yine sorar: “Oh, usta peki günde sekiz saat meditasyon yaparsam yüksek bilince ulaşmam ne kadar zaman alır.”
Usta adama bakar ve yanıt verir : “Eğer günde sekiz saat meditasyon yaparsan, belki yirmi yılda yüksek bilince ulaşabilirsin.”
Adam şaşırır ve sorar:” Ama daha çok meditasyon yaptığım da neden daha uzun zaman alır?”
Usta tebessüm eder.” Sen bu dünyaya hazzı ve yaşamı feda etmek için gelmedin. Yaşamak, mutlu olmak ve sevmek için buradasın. Eğer iki saatlik bir meditasyonda yapabileceğinin en iyisini yapabildiğin halde, sekiz saat meditasyon yapmaya kalkarsan yorgun düşersin, amacından saparsın ve yaşamdan haz alamazsın. Yapabildiğinin en iyisini yap. O zaman meditasyonun süresinin değil, yaşamanın, sevmenin ve mutlu olmanın önemli olduğunu anlarsın.
Gogol Bordello - "Start Wearing Purple" Side One Dummy
http://youtu.be/sM1Ahn0Osjo
Bıraktığın yerde olabilirim...
Bıraktığın yerde olabilirim; ama bıraktığın gibi değilim.."
[W.Golding
3 Kasım 2011
Sulu köfte tarifi...
- 250 gram kıyma
- 1 adet büyük soğan
- 400 gram patates
- 3/4 kahve fincanı pirinç
- 1 çorba kaşığı margarin
- 1 demet maydanoz
- 4 bardak su
- Tuz
- Karabiber
Sulu köfte tarifi
Kıymaya rendelenmiş soğanı, haşlanarak süzülmüş pirinci, 1 kahve kaşığı karabiber ile 2 tatlı kaşığı tuz ilave ederek hepsini beş dakika yoğurun. Sonra da pirinç ve soğanlı kıymadan küçük ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak hafifçe ıslatılmış iki avuç içinde yuvarlayın. Bunları içinde kıyılmış maydanoz olan tepsiye katın ve tepsiyi sallamak suretiyle maydanozların, köftelerin her tarafına yapışmasını sağlayın. Sonra tepsideki köftelere 4 bardak su, 1 çorba kaşığı margarin, 1 tatlı kaşığı tuz ve soyularak dörde bölünmüş patatesleri ilave edin. Tepsinin üstüne bir kapak kapatarak orta kuvvetteki ateşte 30 dakika pişirin. Ateşten alarak suyu ile birlikte servis yapın.
İyi ol- İyi düşün- İyilik yap...
İyi ol- İyi düşün- İyilik yap... Bu üçlüyü yapabilmek zordur. Bunun için Azim-İrade ve Sabır gereklidir.
Bazen gökyüzünde siyah bulutlar olur;gökyüzü bu siyah bulutlar yüzünden değişmez...
Bazen gökyüzünde siyah bulutlar olur;gökyüzü bu siyah bulutlar yüzünden değişmez. Ve bazen beyaz bulutlarda olur ve gökyüzü bu beyaz bulutlar yüzünden de değişmez. Bulutlar gelirler ve giderler gökyüzü baki kalır.Sen gökyüzüsün ve düşüncelerde bulutlardır. Eğer düşüncelerini titizlikle izlersen,eğer onları kaçırmazsan,eğer onlara doğrudan bakarsan ilk şey bunu anlamak olacaktır ve bu çok büyük bir anlayıştır. Bu senin aydınlanmanın başlangıcıdır.Artık sen uykuda değilsin,artık gelip giden bulutlarla özdeş değilsin,artık sonsuza dek baki kalacağını biliyorsun.Tüm kaygı yok olur.
Osho
Kocaman bir fırça ve bin bir renk koydum kutuya, cennet resmi yapıp içine gir diye...
Bir kutu dolusu yaşam gönderiyorum sana,sade bir kurdele ile süslenmiş.Çöz kurdeleyi ve kaldır yavaşça kutunun kapağını..
Kocaman bir fırça ve bin bir renk koydum kutuya, cennet resmi yapıp içine gir diye...
Düşler serpiştirdim gizlice,düş kurmayı unutma diye.
Bir tane elma şekeri yerleştirdim,içindeki çocuğu tadabilmen diye.
... Günbatışını, billur suyun sesini,kırmızı gelinciklerin saflığını,taze ekmeğin kokusunu ve bir gülümsemenin sıcaklığını da sığdırdım ruhlarımız aç kalmasın diye.
Kutuya biraz da sevecenlik koydum güçlü ol diye, çünkü acımasız olan güçsüzdür.
Beyaz bir güvercin uçup kondu kutuya, barışı ve özgürlüğü sunmak için...
Bir buket sevgi,bir yudum aşk ve bir elma da koyamadan edemedim.
Paylaşmayı anımsayalım diye..Sevdiklerimize onlara sevdiğimizi söylemek için yarını beklemeyelim diye; içtenliği, umudu,neşeyi, bağışlayıcılığı,özgüveni ve açık yürekliliği unutmadım,''BEN''in dışına çıkıp ''BİZ''e ulaşabilelim diye.
Son olarak bir kart iliştirdim kutuya, bak kartta neler yazıyor;
"Bu kutunun kapağını her kaldırşında yaşamla ilgili yepyeni şeyler keşfedeceksin.
Yaşamak için yarını bekleme,al yaşamı kollarının arasına ve sımsıkı sarıl, yaşamdan yalnızca almak yerine,ona bir şeyler ver.
kısacası ''İNSAN'' ol.
Unutma!Yaşam dokuması henüz tamamlanmamış,olağanüstü güzellikte bir duvar halısıdır ve sana ait olan boşluğu sadece sen doldurabilirsin.
Kimseyi kırmamak için ve üzmemek şartıyla istediğin her şeyi dene, bir gün sonsuzluğun bulutlarına oturdugunda ne aklın kalsın ne de kırık bir yürek...!"
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)