20 Ocak 2013

Dinlenmek İçin 50 Yöntem...

Evrenin temel kurallarından biri, yumuşaklığın sertliği uzun vadede hepyendiğidir. Sertliğin bir kırılma noktası vardır, ve yumuşaklıksabreder ve direnirse, sertlik muhakkak kırılır




Evrenin temel kurallarından biri, yumuşaklığın sertliği uzun vadede hep yendiğidir. Sertliğin bir kırılma noktası vardır, ve yumuşaklık sabreder ve direnirse, sertlik muhakkak kırılır.

Eğer bir sertlikle karşılaşırsanız, sağlam durun, ve bulunduğunuz sabit noktadan ağaçların kökleri gibi güç alın. Ama üslubunuz hep yumuşak olsun. Herşeyi söyleyin, ama kazanmak için ve sertçe değil, kaybetmemek için ve şefkatle söyleyin. Ve hiç bir zaman unutmayın, sertleşenlerde hep bir sevgi eksikliği vardır...


Ali korkut keskiner

İran'da Müzik Yapan Kadınlar...Günün Fotosu...20/01/2012



Azam Ali

Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar: "Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz?"


Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar:

- "Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz?"

Doktor: ... - "Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç şey veriyoruz. Bir kaşık, bir fincan ve bir kova.

Sonra da kişiye küveti nasıl boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz. Siz ne yapardınız?"

Adam: - "Ooo! Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder.

Çünkü kova kaşık ve fincandan büyük." - "Hayır", der doktor. "Normal bir insan küvetin tıpasını çeker."

------------ "Gerçek akıl; sadece bize sunulan çözümleri seçmek değil, en uygun çözümü düşünebilmektir."

Görsel: "One Flew Over the Cuckoo's Nest (Guguk Kuşu)" filminden.

Fabrika Hatası...

Sizi yıpratan insanlardan sessizce uzaklaşın...

Güç noktası daima şimdiki andadır.

Güç noktası daima şimdiki andadır.
Asla çaresiz değiliz.
Değişim kendi düşüncelerimizde  şimdi ve burada başlıyor.
Ne kadar uzun süredir olumsuz bir süreç içinde yaşadığımız,hastalıklarımız ,sağlıksız ilişkilerimiz ,ekonomik sorunlarımız ya da kendimizden nefret ettiğimiz önemli değil. Bu gün değişebilirsiniz......
SERAP ÖZGER

Müsait Bir Yerde İnebilir Miyim?

Vücudunuzda 24 saat boyunca neler olduğunu biliyor muydunuz ?


06.00 Kortizon salgılamasıyla organizma uyanıyor. Bu uyanma vücut için kendini yavaşca kalkmaya hazırlama işareti. Metabolizma hareketleniyor, günün işleri için enerji ve protei...n hizmete hazır oluyor.

07.00 Vücut hâlâ zayıf. Spor yapmaktan kaçının. Kalbe ve dolaşıma gereksiz yüklenirsiniz. Spor yerine kahvaltı edin, sindirim bu saatte mükemmel çalışıyor.

08.00 Libidonun en yüksek olduğu saat. Fazla miktarda hormon salgılanıyor. Sigara tiryakileri için de durum aynı. Kahvaltı sigarası damarları her zamankinden daha fazla çok daraltıyor.

09.00 Vücudun dinç, kuvvetli olduğu saat. Herhangi bir hastalık için iğne olacaksanız bu en doğru zaman. İğnenin ateş ve şişme gibi yan etkileri ender olarak görülüyor, vücut röntgen ışınlarına karşı daha dirençli oluyor.

10.00 Organizmanın kendine gelme, 'ben burdayım' deme saati. Fazla enerjik, vücut en yüksek ısı seviyesinde. Verimliliğimiz de öyle. 'Kısa süre belleği' iyi durumda. Bir önemli ayrıntı: 10.00 ile 12.00 arası enfarktüs olaylarına sık rastlanıyor.

HAZIR CEVAPLIK SAAT 11.00 Vücudun tam formunda olduğu, verimli olmaya programlı bir saat. Kalp ve dolaşım o kadar zinde ki yapılan muayenelerde kalpteki bir bozukluk gözden kaçabilir. Hazır cevaplık tavan yapar, özellikle hesap işleri, matematik ödevleri rahat ve iyi bir şekilde, zorlanmadan çözülür.

12.00 Dinlenme saati. Dikkat azalıyor ve insanı uyku basıyor. Midedeki asit miktarı fazlalaşıp, beyindeki kan akımı azalıyor. Zira kan sindirim organlarını desteklemesi için mide tarafından kullanılıyor. Öğle uykusu uyuyabilen kişilerde istatistiklere göre enfarktüse %30 oranında az rastlanıyor.

13.00 Vücut formdan düşüyor. Verimlilik gün ortalamasının %20 aşağısına iniyor. Bütün organlar en alt düzeyde çalışıyor, sadece safra öğle yemeğini hazmetme faaliyeti gösteriyor.

14.00 Bitkin oluruz. Çünkü tansiyon ve hormon düzeyi düşüyor. Diş doktorundan korkanlar için en uygun randevu saati. Çünkü bu saatte acı az hissediliyor. Lokal anestezi uzun süre devam ediyor (30 dk.).

HOŞ GELDİN ENERJİ 15.00 Enerji geri geliyor, bellek tam formunda. İkinci verimlilik dönemi başlıyor ama sabahkinden az.

16.00 Spor için en iyi saat. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumda.

17.00 Organların faaliyeti üst düzeye çıkıyor. Kuvvet artıyor, oksijen harcanıyor, böbrekler ve mesane çok çalışıyor. Tırnaklar ve saçın en çabuk uzadığı zaman. Midedeki asit miktarı fazlalaşıyor. 17.00 'ye doğru mide kanaması geçirme riski artıyor.

18.00 Akşam yemeği için ideal saat. Pankreas bu saatte özellikle aktif.

19.00 Kan basıncı ve nabız tembelleşiyor. Bu nedenle kan basıncı düşüren ilaçlara dikkat, tehlikeli olabiliyorlar. Antidepresanların tesiri de bu saatte daha fazla.

20.00 Karaciğerdeki yağ düzeyi düşüyor ve kirli kan kalbe her zamankinden daha fazla akıyor. Alerjisi olanlar ve astımlılar ilaçlarını bu saatte almalı. Etkisi hemen görülüyor. Antibiyotikler de az dozda alınsa bile etkileri en üst düzeyde oluyor. YEMEĞİ KESİYORUZ

21.00 Sindirim organlarının günlük görevi sona eriyor. Gelen her şey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalıyor ve bu çok tehlikeli. Kalan yemekler bağırsak sahasındaki mukozaya hücum ediyor.

22.00 Vücudun polisi akyuvarlar aktif hale geliyor. Sigara içenler dikkat! Bu saatten sonra vücut nikotin gibi zehirleri çok zor atıyor.

23.00 Organizma gün boyunca aktif faaliyet gösteren stres hormonunun salgılamasını durduruyor. Sakinleşip, rahatlıyoruz. TATLI RÜYALAR

24.00 Uyurken deri hücreleri durmadan çalışıyor, gündüz olduğundan daha sık bölünüyor. İlk rüya safhası, yarım saat içinde rüya görmeye başlıyoruz.

01.00 Verim en alt düzeyde. Bu saatte çalışanlar hata yapabiliyor, dikkat azalıyor, çünkü vücut kendini uyumaya programlıyor.

02.00 Araba kullananlar dikkat: Görme zayıflıyor, tepkiler yavaşlıyor, kazalar bu saatte çok oluyor.

03.00 Bedenin de ruhun da en karanlık safhası. Melatonin hormonunun salgılanması tembel ve kararsız yapıyor. İntihar edenlerin sayısı fazlalaşıyor.

04.00 Stres hormonundan enerji kazanıyoruz. Enfarktüs krizleri saat 04.00 ile 06.00 arasında çok oluyor; çünkü kan basıncı oldukça yükselip, damarlar geriliyor. Doğum yapma olasılığının en yüksek saati

. 05.00 Stres hormonu bizi faaliyete geçiriyor ve gündüz değerinin tam 6 katına çıkıyor. Vücudumuz harekete geçiyor kaybolan enerji yeniden geri geliyor. Gelsin, yeni bir gün başlıyor.

alıntı

Mutluluğun sizin dışınızdaki herhangi bir şeye bağlı olduğu fikrindenkurtulduğunuzda kıskançlıktan da kurtulursunuz




Mutluluğun sizin dışınızdaki herhangi bir şeye bağlı olduğu fikrinden kurtulduğunuzda kıskançlıktan da kurtulursunuz. Sevginin, sizin verdiğiniz karşılığında aldığınız ticari bir mal olduğu düşüncesinden kurtulun ve kıskançlıktan da kurtulursunuz. Bir başkasının zamanı ya da kaymağı ya da sevgisi üzerinde hak iddia etmekten kurtulun, kıskançlıktan da kurtulursunuz.

Neale Donald Walsch

Beyin sadece en çok söylediğiniz şeye inanır. Ona kendiniz hakkında ne söylerseniz, onu yaratacaktır. Başka çaresi yoktur...

19 Ocak 2013

İki Gezgin Melek

İki gezgin melek, geceyi geçirmek için oldukça varlıklı bir ailenin evinin kapısını çalmışlar.
Aile, pek kaba bir üslupla, meleklere yatacak yer olarak koca malikhanenin konuk odalarından birini vermek yerine, soğuk bodrumundaki küçük bir köşeyi göstermiş.

Melekler buz gibi odanın soğuk ve sert zemininde kendilerine yatacak bir yer hazırlamaya çalışırken, yaşlı melek duvarda bir delik görmüş ve kalkıp deliği onarmaya girişmiş. Genç melek, yaşlı meleğe bu hareketinin nedenini sorunca, yaşlı melek hafifçe gülümsemiş:
- Her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir…
Sabah malikhaneden ayrılan melekler, gece bastırınca bir kez daha kalacak yer bulmak umuduyla, bu defa çok fakir bir çiftçi ailesinin kapısını çalmışlar. Son derece misafirperver olan fakir  karı koca, sofralarında ne var ne yoksa meleklerle paylaştıktan sonra, onlara rahatça uyumaları için kendi yataklarını vererek yanlarından ayrılmışlar.
Sabah güneş doğduğunda, melekler zavallı karı kocayı gözyaşları içinde bulmuşlar: yegane geçim kaynakları olan tek inek de tarlalarının ortasında cansız yatmaktaymış.
Genç melek bu sefer iyice öfkelenerek yaşlı meleğe isyan etmiş:
- Bunun olmasına nasıl izin verebildin? O varlıklı kaba adamın her şeyi vardı ama sen kalktın ona yine de yardım ettin. Bu iyi yürekli fakir ailenin ise o tek inekten başka hiçbir şeyleri yoktu; buna rağmen onu bile paylaşmaya gönüllü oldular. Ama sen o ineği de yitirmelerine izin verdin!
Bunun üzerine yaşlı melek, genç meleğe dönerek şu cevabı vermiş:
- Her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir. O zengin malikânenin bodrumunda kaldığımız gece, duvardaki deliğin dibinde külçe külçe altın saklı olduğunu fark ettim. Malikânenin sahibi bu kadar açgözlü olduğu için ve kendisine verilmiş şans sayesinde edindiği zenginliğin bir parçasını bile paylaşmaya yanaşmadığı için, ben de o deliği öyle bir kapatıp mühürledim ki artık arayıp bulsa da açamaz.
Ve devam etmiş:
- Sonra, dün gece biz çiftçi ailesinin yatağında uyurken, ölüm meleğinin o çiftçinin karısını almaya geldiğini gördüm. Ben de onun yerine ölüm meleğine ineği verdim.
Yaşlı melek, gülümseyerek bir kez daha eklemiş:
- Her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir. Bazen, işler istediğimiz gibi sonuçlanmadığında, aslında bizim de başımıza gelen tam da budur işte. Eğer inanıyorsanız, yapmanız gereken şey sadece, her sonucun her zaman sizin lehinize olduğuna güvenmektir. Bunun böyle olduğunu, ancak belirli bir zaman sonra öğrenebilecek olsanız bile...
fw mail

40 Yaşına kadar öğrenmeniz gereken 40 şey!


 
Daha sakin, daha tatlı, daha hedonist ruhlu bir 40’lar için bu yaşa gelene kadar bilmeniz gerekenlerin ne kadarını biliyorsunuz? Çentikler atılsın, eksikler tamamlansın, hayatın en güzel dönemlerinden 40’lı yaşların tadına varılsın.

1-Kimi zaman hayır diyebilmek.

2-Sevişirken daha fazla zevk almanın yollarını keşfetmek.

3-Çalışmak kadar dinlenmeye de vakit harcamak gerektiğini öğrenmek.

4-Şık bir restoranda uzun bir şarap listesinden seçim yapabilecek kadar şarap bilgisine sahip olmak.

5-Eğer değiştiremiyorsan yaptığın işi sevmek.

6-Yaşadığın şehri bir yabancıya gezdirebilecek kadar tanımak.

7-Çocuk isteyip istemediğinden emin olmak.

8-Temel ev ekonomisi bilgisine hakim olmak. (Fatura nedir? Nasıl ödenir? Musluk ya da lambalar neden kapatılmalıdır? Vs.)

9-Aç kalmayacak kadar mutfak becerisi edinmek. Domatesli makarna ya da ızgara biftek yapmak için Cordon Bleu diplomasına ihtiyaç yok.

10-Fobilerini yenmek. Kocaman kadın olup hala sokak kedileri sebebiyle masaları deviriyorsanız ya da iş adamı olmanıza rağmen uçak korkunuz yüzünden kilometrelerce uzaktaki toplantıya arabayla gidiyorsanız korkularınızı yenmek adına çaba sarfetme zamanı gelmiş demektir.

11-Hobiler edinmek. Boş zamanları değerlendirmek için bir uğraş bulabilmek yaş almanın en önemli özelliği. Golf ve yelken gibi sporlar pahalı bir hobi olsa da, 40’lı yaşlarla anılacak aktiviteler.

12-Vücudunu dinleyip, enerjini 20’li yaşlardaki hoyratlıkla kullanmaman gerektiğini fark etmek.

13-Kişisel bakıma özen göstermeyi, kısa zamanda ufak müdahalelerle iyi ve bakımlı görünmenin sırlarını öğrenmek. Saç sakal birbirine girmiş halde gezmek ya da göz altlarında mor halkalar 40’lı yaşlara hiç yakışmıyor. 

14-Bedenine uygun giyinmek. Genç kalmak iyi hoş da, 10 yıllık dar pantolonun içine sığmaya çalışmak ya da modası geçmiş kot ceketle gecelerde arz-ı endam etmek bu yaş insanında sırıtıyor.
15-Yurtdışında hayatta kalacak derecede yabancı dil öğrenmek.

16-Tek başına tatilin dünyanın sonu olmadığını anlamış olmak, en az bir kere tek başına bir yerlere kaçmak

17-Bir davette asosyal görünmeyecek derecede dans bilgisi edinmek. 

18-Hiç tanımadığın insanlarla muhabbet edebilecek kadar girişken olmak.

19-Keşfetmek istediğin yerleri gezebileceğin seyahatler planlamak. 

20-Ani bir işsizlik döneminde hayatta kalabilecek kadar birikim sahibi olmak. 

21-Çılgınlık yapmak için asla geç olmadığını kavramak 

22-Hatalı olduğun durumlarda özür dilemek.

23-Takım çalışması ve birlikteliğin gücünü kavramak. 

24-Eleştiri ve hakaret, iltifat ve asılma arasındaki ince farkı öğrenmek. 

25-Farklı lezzetleri tatmaya açık olmak. Şu hayata bir kere geliyorsunuz. Sushi yemeden, kanguru etinin tadına bakmadan ölüp gitmemek, fırsatını bulunca “Ağzıma bile sürmem” dediğiniz şeyleri ucundan tatmakta fayda var.
26-Yemek, içki ya da en sevdiğiniz dizi… Aşırıya kaçmamayı öğrenebilmek.

27-Yumurta kapıya dayanınca halinin ötesine geçebilmek.

28-Hayatta her istediğinizin olmayacağını kabullenmek

29-Etrafınızda her zaman sizden güzel, akıllı ve başarılı insanlar olacağını ve rekabet girmenin size bir şey kazandırmayacağını öğrenmek. 

30-Kimsenin ve hiçbir şeyin vazgeçilmez olmadığını anlamak. 40’lı yaşlarda yeterli sayıda sevgiliniz ya da eşiniz sizi terk etmiş olduğundan artık ‘o olmadan yaşayamam’ dediğiniz kişler olmadan da hayatta kaldığınızı çoktan öğrenmiş olmalısınız. 

31-Mecbur kaldığın hallerde durumu idare etmeyi başarmak. Sevgilinizin hatrına sevmediğiniz halde onun ailesiyle yemeğe çıkmak ya da arkadaşlarıyla bir karaoke gecesi yapmak dahil.

32-Karşındakini dinlemeyi öğrenmek. 

33-Birini teselli etmeyi ve zor zamanlarında yanında olmayı öğrenmek. Yıllar içinde yakınınızdakiler sevdikleri insanları teker teker kaybediyor. 40’lı yaşlar sadece partilerde değil cenazelerde de dostların yanında olunan yaşlar. 

34-Size yük olan insanlarla yürüttüğünüz zoraki ilişkileri bitirebilmeyi başarmak. En yakın arkadaşınızla aranızdaki duygu sadece rekabete dönüştüyse ya da yıllar sizi bambaşka insanlara dönüştürdüyse artık onlardan vazgeçip hayatınızı hafifletmenin vakti gelmiş demektir.

35-Sürekli görüşmeseniz de sevdiklerinizle iletişim yollarını açık tutmayı öğrenmek. 

36-Küçük şeyleri dert etmemeyi öğrenmek. İşe geç kalmak, arabayı çizmek, en sevdiğiniz vazoyu düşürüp kırmak aslında çok da önemli değil aslında. Yıllar insana detaylarda kaybolup manzaranın bütününü kaçırmamayı öğretiyor.



37-Öfkenizi kontrol etmeyi başarmak. Sinirlenmek çok doğal bir tepki. 40’lı yaşlara gelen birinin öğrenmesi gerekense sinirlendiğinde onu karşısındaki mümkün olduğunca sakin bir biçimde ifade etmek ve sorunları konuşarak çözmeyi başarmak. 

38-Meyhane masasında ya da partide kaçıncı kadehte durman gerektiğini öğrenmiş olmak.



39-Eski hatalarınızdan dolayı kendinizi suçlamaktan vazgeçmek, kendiniz affetmeyi öğrenmek. 40-Yaşadığınız acı deneyim ve travmalarınızın üstesinden gelmek için adım atmak. Neden sonuç ilişkileri üzerinde kafa patlatmak, gerekirse bir uzmandan yardım almak.
yorgoangel

Yaş Gelmiş Geçiyor Biz Hala ‘’Bu Mu? Şu Mu? O Mu?’’ Derdindeyiz…



Valla ben hep diyorum, gene diyorum, gene diyorum en iyi evlilik ‘’Görücü Usulüyle’’ yapılan evlilik… Neden mi? Hemen açıklayayım bir kere aileler anlaşacak mı derdi yok, kültür çakışması olacak mı derdi yok, çok anlaştın mı anlaşmadın mı derdi yok, madem ailem uygun görmüş o zaman bundan iyi baba olur düşüncesiyle nikahı kıyıveriyorsun bitiyor. Kişinin iç dünyasında bir razı olma ve evliliği yürütme derdi oluyor başka da bir şey olmuyor…

Halbuki biz modern geçinen gençlere bir bakalım; onun boyu kısa, onun işi iyi değil, yok dinlediği müziği sevmedim, yok bana çok karıştı, yok yemek yiyişini beğenmedim, ayy o ne iğrenç ayakkabı zevki, yok onun gözü çipil, yok o kişisel gelişim konularına ilgi duymuyor, yok o eski karısını unutamamış, yok o bilmem nerde yaşamak istiyor ben istemiyorum derken, bu işler uzayıp uzayıp gidiyor. A zannediyorsunuz ki sonuçta kafaya göre birisi bulunuyor ve mutlu bir evlilikle iş noktalanıyor. Yo o da yok, o da yok. Hep bir burun kıvırma, hep bir memnuniyetsizlik içinde günlerimizi geçirip gidiyoruz. Yok facebook’tu, yok arkadaş tanıştırmaları derken aday adayların sayısı artıyor ama gel gör ki, her birinde bir kusur mutlaka bulunuyor sizin anlayacağınız birinin gözü diğerinin kaşı derken yaş gelmiş geçmeye başlıyor…

Hani nerde çokluk orada b…’luk lafı vardır bilirsiniz işte bizim iş ona dönmeye başlıyor. Ya bu da mı olmadı boşveeeer, facebook’ta daha iyisini bulurum, o da mı olmadı, partide bulurum,o da mı olmadı, şurda bulurum, ne bileyim hep daha iyisini bulma arayışı, hep bir tatminsizlik içindeyiz. Bulunca da elimizdekinin kıymetini bilmiyoruz en ufak bir kusurda da salla gitsin diyoruz. Nerde o eski fedakarlık, tahammül günleri, nerddeee… Herhalde o günlerde eski sandıklara girdi. Bugün kim kimi daha çabuk kapı dışarı edecek onun yarışındayız. Tabi bu kadar partner değiştirince arada içimizde kalanlar da oluyor, ayy onun bakışı en güzeliydi, bak o bana daha ilgiliydi ama geçmiş ola tabi. Bu sonsuz aday denizinde sizin pişman olduğunuz kişi de çoktan bir başkasına yelken açmış oluyor…

Ne bileyim bu çoktan seçmeli durum bana fazla mı geliyor ne, ben hep o romantik aşkların büyüsünü özlüyorum galiba. O mendilini düşürürmüş, öbürü onu görmek için her sabah onun evinin önünden geçermiş, bir buluşma için çekilmedik karın ağrısı kalmazmış. Eeee o kadar uğraşıdan sonra da evlilik herhalde daha kıymetli olurmuş. Şimdi her şey beş dakkada Beşiktaş havasında. Olaylar o kadar hızlı ilerliyor ki sen ‘’Next Gelmiş’’ diyemeden, bakıyorsun ‘’Ex’’ olmuşsun bile…Hep bir heyecan, hep bir yenilik, hep bir değişiklik arayışındayız. Kimse dinginliğin, durgunluğun, huzurun, karşısındakini derinlemesine tanımanın güzelliğine aldırmaz olmuş.

Tabi ki insanın seçimlerinin olması güzel, kendine en iyi olanı seçmeye çalışması güzel ama bugünlerde sanki ipin ucu biraz kaçmış gibime geliyor. Evlendin diyelim gene rahat yok, sosyal medya sağolsun seçenekleri öyle bir arttırdı, tanışmak o kadar kolay hale geldi ki, uymayan eşe hemen bay bay deniyor. Nerde o yeniden denemeler, gerekirse danışmanlara gitmeler, çocuğum var diye sabretmeler… Yok anacağım yok, artık hiçbiri kalmadı…

Ya zaman çok hızlandı, ya ben çok geri kaldım, ne içindeyim ne dışındayım sanki teğet geçiyorum şimdiki zamana… Bilemiyorum, sonuçta herkes kendi bacağından asılır, herkesin hayatı da, tekamülü de, sorumluğu da, vebali de, sevabı da kendine ama arkadaşlar yavaş biraz yavaş Allah aşkına…Hız felakettir bilmiyor musunuz?

Sağlıcakla,