14 Mart 2011

TASAVVUFTA 4 KAPI VARDIR



TASAVVUFTA 4 KAPI VARDIR
1-Şeriat Kapısı
2- Tarikat Kapısı
3- Marifet Kapısı
4- Hakikat Kapısı
Öğreti olarak bu kapılar birer birer geçilerek Hakikate ulaşılır.

************

Öğrencilerinden biri Mevlana'ya sormuş;

"Efendim, bu 4 kapı meselesini ben pek anlayamıyorum.
Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız?"

"Şimdi bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var ve
hepsi rahlelerine eğilmiş.
Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım."

****

Öğrenci gitmiş, birincinin ensesine bir tokat akşetmiş.
Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını dönmüş ve daha kuvvetli bir
tokatla Mevlana'nın öğrencisini yere yıkmış. Öğrenci dayağı yemiş, geri dönecek ama
hocasına itaat var.

Yaradana güvenip ikinciye de bir tokat akşetmiş. O da derhal ayağa
kalkıp elini kaldırmış.
Tam tokadı vuracakken vazgeçip yerine oturmuş.

Öğrenci devam etmiş, üçüncüye de bir tokat atmış.
Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş.

Dördüncü, tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına
devam etmiş.

Öğrenci Mevlana'ya dönmüş, olanları anlatmış.

Mevlana; "İşte sana istediğin örnekler....

- Birinci, şeriat kapısını geçememiş biri idi.
Şeriatta kısasa kısas olduğu için, tokadı yiyince kalktı, aynısını
sana iade etti.

- İkinci, tarikat kapısındadır. Tokadı yiyince o da kalktı, tam
tokadı iade edecekti ki, tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi.
"Sana kötülük yapana bile iyilik yap".
Onun için döndü, oturdu.

- Üçüncü, marifet kapısına kadar gelmiştir.
İyinin ve kötünün tek Yaradandan geldiğini bilir, inanır.
Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi alet etti diye merakından şöyle bir dönüp baktı.

- Dördüncü, hakikat kapısını da geçmiştir.
İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu ve aynı olduğunu bilir.
Onun için dönüp bakmadı bile...

Performance Değerlendirme Terimleri...

Motivasyonu yüksek: Sazan gibi her işe atlayan, bilumum angarya yüklenebilir şahsiyet

Etkili sunuş yeteneğine sahip: Ortalamanın üzerinde güzel/yakışıklı kişi; cillop gibin

Beden dilini kullanabilen: "Bir su alabilir miyim" derken kaşı gözü oynayan sakat kişilik; ne yapacağı belli olmaz

Problem çözme yeteneği olan: Havuz problemleri çözerek büyümüş olduğundan her konuda çözülecek bir problem arayan, rahatsız mizaçlı kolej talebesi; problem çözebiliyorsa, problem de çıkartabilir, dikkatle izlenmesi lazım gelir

Takım çalışmasına yatkın: İki eliyle bi şeyi doğrultamayan, lakin kalabalığın arasında kaynamayı becerebilen ve iş yapıyor imajı çizebilen; çakal

Stresle başa çıkabilir: Dünya yansa umurunda olmayan rahat kişilik, gevşeklikte ve lakayitle sınır tanımayan (Not: Polyannagillerin istihdam edilebilenleri de benzer özellikler gösterir, zinhar karıştırılmamalıdır)

Zamanı iyi kullanan: Müdürünün ruhu bile duymadan, mesai saatleri içinde kahve içip fal baktıran, internette gezip solitaire oynayan, icabında kuaföre gidip saç-baş bile yaptıran yaratıcı, neşeli, eğlenceli kişilik; ha bir de saat 6 oldu mu bir dakka bile durmaz ve çıkar gider bu tipler.

Değişime açık: Yalaka, bukalemun, fırıldak kişilik

Koç'luk yapabilir: Ara gaz verip çalışanları bedavaya çalışmaya ikna edebilen hin oğlu hin

Etkili satış becerilerine sahip: Ağızlarından girip burunlarından çıkmak suretiyle, müşterileri kandırmayı başarabilen tilki şahsiyet; herşeyi satabilir bu tipler, sizi de satabilir, dikkatli olun

Müşteri odaklı: Şirkete karşı müşterilerle ittifak yapan hain tip; brütüs

Temsil yeteneği olan: Her toplantıda basına demeç veriyormuşcasına havalara giren, kendini bir birşey sanan, .... havada kisilik

Uyumlu: Suya sabuna dokunmayan, etliye sütlüye karışmayan silik kişican, TRT'nin beraber ve solo şarkılar korosunda 30 yıl soloya çıkmadan durabilir, otistik de olabilir

Dışarıya açık bir kişiliğe sahip: Süekli ofis dışında

Iyi iletisim becerilerine sahip: Sürekli telefonla konuşur

Ortalama bir eleman: Kafası pek basmaz

Üstün niteliklere sahip: Şimdiye kadar önemli bir hata yapmadı

İşi her zaman birinci önceliktir: Flört bulamayacak kadar çirkin

Sosyal hayatinda aktif: Sürekli kafa çeker

Ailesinin sosyal hayatı aktifdir: Eşi ve çocukları da kafa çeker

Bağımsız çalışabilir: Kimse tam olarak ne iş yaptığını bilmez

Süratli düşünür: İyi bahaneler uydurur

Dikkatlice düşünür: Karar veremez

Mantığını iyi kullanır: İşi baskasına yaptırır

Kendini çok iyi ifade edebilir: Türkçe konuşabilir

Liderlik yeteneklerine sahiptir: Uzun boyludur ve bağıra çağıra konuşur

Geleceği çok iyi okur: Bayağı şanslıdır

Neşesi yerindedir: Belden asağı birçok fıkra bilir

Kariyerine çok önem verir: Adamı arkadan bıçaklayabilir
Sadıktır ve güvenilirdir: Baska yerde iş bulamamıştır

led zepplin-Since I've been loving you

[youtube http://www.youtube.com/watch?v=6aB-g_D_wo4&w=480&h=390]

13 Mart 2011

hep beraber meditasyon yapalım...http://www.doasone.com



do as one

http://www.doasone.com

bebişim ve ben :)))

[slideshow]

Benim bu deli gönlüm, dedim; Ne zaman akıllanacak? ...



AKILLA KONUŞMA /Ö.Hayyam

Yaşamaktan bezdim, ne yapsam?

 Birkaç yıl daha katlan, dedi.

 Nedir; dedim bu yaşamak?

Bir düş, dedi; birkaç görüntü.

Evi barkı olmak nedir? dedim;

 Biraz keyfetmek için Yıllar yılı dert çekmek, dedi.

Benim bu deli gönlüm, dedim; Ne zaman akıllanacak?

Biraz daha kulağı burkulunca, dedi.

12 Mart 2011

Aydınlanma ne zaman başlar...



Bir bilge adam çölde öğrencileriyle otururken demiş ki; “Gece ile gündüzü nasıl …ayırt edersiniz? Tam olarak ne zaman karanlık başlar, ne zaman ortalık aydınlanır?”

Öğrencilerden biri;”Uzaktaki sürüye bakarım, “demiş, “koyunu keçiden ayıram...adığım zaman akşam olmuş demektir. ”

Başka bir öğrenci söz almış ve “Hocam” demiş, “İncir ağacını, zeytin ağacından ayırdığım zaman, anlarım ki sabah başlamıştır. ” Bilge adam uzun süre susmuş.

Öğrenciler meraklanmışlar ve “Siz ne düşünüyorsunuz hocam?” diye sormuşlar.

 Bilge şöyle demiş; “Yürürken karşıma bir kadın çıktığında, güzel mi çirkin mi, siyah mı beyaz mı diye ayırmadan ona bacım diyebildiğimde ve yine yürürken önüme çıkan erkeği, zengin mi yoksul mu diye bakmadan, milletine, ırkına, dinine aldırmadan, kardeşim sayabildiğimde anlarım ki sabah olmuştur, Aydınlık başlamıştır

Cesaret nedir ?...



Cesaret korkmamak değil, ayakların titrercesine korkmana rağmen, korkunun üzerine yürüyebilme becerisidir.”

Kestaneli iç pilav...



Malzemeler

3 su bardağı pirinç

1 orta boy soğan

yarım paket tereyağ

1 yemek kaşığı

dolmalık fıstık

1 yemek kaşığı kuş üzümü

1yemek kaşığı yenibahar

250gr kestane 

dört buçuk su bardağı su

2 avuç toz şeker.

Yapılışı

soğan tereyağ fıstık pembeleşinceye kadar kavrulur

kestane ilave edilip kavurmaya devam edilir su baharat şeker ve tuzu konduktan

sonra kaynatılıp pirinci konulur.Pirinç suyunu çektikten sonra

karıştırılıp ocak kapatılıp demlenmeye bırakılır afiyet olsun.

'Kadınlar günü' başlangıç olsun...

Kadın hamile kalıyor. Aradan dört beş ay geçiyor ve cinsiyeti belli oluyor. Eşiyle doktordalar. Heyecanla bekliyorlar. Her erkek gibi adam erkek evladı olmasını istiyor. Bu defalarca evde belirtilmiş zaten. Çünkü soyadının sürmesi gerekiyor. Doktor kontrolünü yapıyor ve o ‘an’ geliyor. Doktor tereddütlü cinsiyeti söyleyip, söylememekte… Sonra olacakları biliyor çünkü… Ama mecbur söylüyor… Müjde ‘kızınız oluyor’ diyor. Müstakbel babanın ilk tepkisi şöyle; Tekrar deneriz…

İşte bir kadın hayata böyle başlıyor… Cinsiyeti ‘kız mı?‘ Tekrar deneriz… Bu durumun ne eğitimle, ne yaşanılan şehirle, ne de içinde bulunulan kültürle alakası var… Dünyanın üzerinde anlaştığı bir kural bu…

Annem Samsun doğumludur. Annemin döneminde öyle hastane de falan doğurmak yok. Evde ebeyle doğurma dönemi. Annem de ters geliyor. Büyükannemi koyuyorlar bir çarşafa sallıyorlar da sallıyorlar… Sonunda annem düzünü bulup doğuyor. Doğuyor doğmasına da… Ebe bakıyor kız. Eeee babaya haber vermek lazım. Öyle zor bir doğumdan sonra babanın eve gelmesi için küçük bir yalan söyleyiveriyorlar. Müjde, müjde erkek oldu. Çabuk eve gelsin. İşte hayata böyle başlıyor annem. Sonrasında erkek çocukları gibi yaramaz büyüyor. Eminim bunda müjde ‘erkek doğdu’ yalanını doğru çıkartma çabası vardır.

Kadınların, bebekliğinden başlayan bu tercihsizlik büyütülürken uygulanan çifte standartlarla devam ediyor. Okutulmuyor, dışarı bırakılmıyor, istediğini giyemiyor, istediğini konuşamıyor hatta düşünemiyor bile… Pencere önünde hayatı seyretmesi isteniyor. Sonrada baba evinden koca evine hayırlısıyla bir transfer yapıldığında herkes rahat ediyor.

Üstelik evi geçindirse de kimseden saygı gördüğü yok… Eksik etek diye çağrılmak, küçümsenmek, hakarete uğramak üstüne üstlük dayak yemek kabullenmiş olduğu bu yaşamın ağır bedellerinden.

Geçenlerde şiddete uğramış kadınlarla ilgili bir fotoğraf sergisine gittim. Benim içimi acıtan vücutlarda gördüğüm morluklar ya da kırmızılıklar değil gözlerde gördüğüm çaresizlik ve kabullenmişlik oldu.

Aslında çocuk doğuran, evi çekip çeviren, günde yirmidört saat / yılda üçyüz altmış beşgün çalışan kadınlar öyle güçlüler ki… ‘Kariyer de yaparım, çocuk da‘ şarkısı kadının çalışsa bile evdeki tüm görevlerinin aynen devam ettiğinin bir göstergesi…‘Tek taşımı kendim aldım‘ dese de toplum kurallarının azcık dışına çıksa üstüne yapıştırılmayacak etiket kalmayacak olan da o…

Ahhh kadınlar ne zaman gücünüzü anlayacaksınız, ne zaman cesaretinizi toplayacaksınız, ne zaman ben de buradayım diyeceksiniz… İşte gün bugündür… Dünya Kadınlar Günü…

Sadece bu yoldaki başlangıcınız için bir işaret… Bir küçük damla… Haydiiii… Ayağa kalkın… Sağlıcakla,

haydi... haydi... eller havaya... bir sağa... bir sola...

ETLİ NOHUT

Etli_nohut

ETLİ NOHUT...

malzemeler:

  • 1,5 su bardağı nohut

  • 1 kg kemikli kuzu eti

  • 2 baş kuru soğan

  • 3 yemek kaşığı zeytinyağı

  • 1 yemek kaşığı domates salçası

  • 1/2 yemek kaşığı biber salçası

  • kaynamış su


hazırlanması:


  1. bir akşam önceden nohutları yıkayıp bir tencereye alın. üzerlerini 3 parmak geçecek kadar su ekleyip ateşe koyun. bir taşım kaynatıp altını kapatın.

  2. ertesi gün nohutları yumuşayana kadar kaynatın.

  3. soğanları yemeklik doğrayıp zeytinyağında hafif pembeleşene kadar kavurun. etleri ekleyip bıraktıkları suyu çekene kadar pişirin. salçaları ilave edip 2-3 dakika daha kavurun. daha sonra etlerin üzerine çıkacak kadar kaynamış su koyup etler yumuşayana kadar haşlayın.

  4. etler yumuşayınca nohutları üzerlerine ekleyin. 5 dakika daha pişirip tuzunu ilave edin.

11 Mart 2011

Leonardo’nun Hayata Dair 7 Prensibi:

1) Curiositá - Hayata doymak bilmez bir merakla yaklaş ve kesintisiz öğrenmek için sürekli arayış içinde ol

2) Dimostrazione - Bilgiyi deneyimle ve inatla test etmeye bağlı ol, ve hatalarından öğrenmeye açık ol

3) Sensazione - Deneyimlerini zenginleştirme yolunda hislerini/duyularını - özellikle görme duyunu - devamlı geliştir (rafine et)

4) Sfumato - Belirsizliği, tutarsızlığı/çelişkiyi, kararsızlığı kucaklamaya istekli ol

5) Arte/Scienza - Bilimle sanat, mantıkla hayalgücü arasında denge geliştir

6) Corporalita - İyilik/merhamet/saygınlık, çok yönlülük, sağlık/zindelik ve duruş/denge/soğukkanlılık üret/yetiştir

7) Connessione - Tüm şeylerin (herşeyin) ve olayların (fenomenlerin) birbiriyle bağlantılı olduğunu kabul ve şükret