12 Kasım 2011
Biz de gökkuşağındaki o renkler gibi birbirimizden farklıyız ve hepimiz özeliz… Bunu bilerek etrafımızla uyum içinde yaşamalıyız...
YEŞİL demiş ki:
“Elbette en önemli renk benim… ben hayatın ve umudun rengiyim. Çimenler, ağaçlar, yapraklar için seçilmişim… Şöyle bir yeryüzüne bakın, her taraf benim rengimle kaplı…!
...
MAVİ hemen atılmış:
“Sen sadece yeryüzünün rengisin, ya ben?.. Ben hem gökyüzünün hem denizin rengiyim. Gökyüzünün mavisi insanlara huzur verir ve huzur olmadan siz hiçbir işe yaramazsınız”
SARI söz almış:
“Siz dalga mı geçiyorsunuz?… Ben bu dünyaya sıcaklık veren rengim… güneşin rengiyim… ben olmazsam soğuktan donarsınız hepiniz.”
TURUNCU onun sözünü kesmiş:
“Ya ben?… Ben sağlık ve direncin rengiyim… insan yaşamı için gerekli vitaminler hep benim rengimde bulunur… Portakalı, havucu düşünün. Ben pek ortalarda görünen bir renk olmayabilirim ama güneş doğarken ve batarken gökyüzüne o güzel rengi veren de benim unutmayın”
KIRMIZI daha fazla dayanamamış:
“Ben hepinizden üstünüm!. Ben kan rengiyim!! Kan olmadan hayat olur mu!. Ben tehlike ve cesaretin rengiyim!. Savaşın ve ateşin rengiyim!! Aşkın ve tutkunun rengiyim!. Bensiz bu dünya bomboş olurdu!.”
MOR ayağa kalkmış:
“Hepinizden üstün benim… ben asalet ve gücün rengiyim. Bütün krallar, liderler beni seçmişlerdir… Ben otorite ve bilgeliğin rengiyim, insanlar beni sorgulamaz… dinler ve itaat ederler”
…Ve bütün renkler hep bir ağızdan kavgaya tutuşmuşlar… Her biri diğerini itip kakıyor; ”En büyük benim” diyormuş… Derken bir anda şimşekler çakmış ve yağmur damlacıkları gökten düşmeye başlamış… Bütün renkler neye uğradıklarını şaşırmış, korkuyla birbirlerine sarılmışlar…
Ve YAĞMUR’un sesi duyulmuş…
“Sizi aptal renkler… Bu kavganızın anlamı ne?… Bu üstünlük çabanız neden?… Siz bilmiyor musunuz ki, her biriniz farklı bir görev için yaratıldınız, birbirinizden farklısınız ve her biriniz kendinize özelsiniz… Şimdi elele tutuşun ve bana gelin” Renkler bunun üzerine kendilerinden çok utanmışlar… Elele tutuşup birlikte gökyüzüne havalanmışlar ve bir yay şeklini almışlar…
Yağmur onlara; “Bundan böyle…” demiş…. “Her yağmur yağdığında siz birleşip bir renk cümbüşü halinde gökyüzünden yeryüzüne uzanacaksınız ve insanlar sizi gördükçe huzur duyacaklar, güç bulacaklar… insanlara yarınlar için umut olacaksınız… Gökyüzünü bir kuşak gibi saracaksınız ve size GÖKKUŞAĞI diyecekler… Anlaştık mı?..”
Bu yüzden ne zaman dünyamız yağmurla yıkansa, ardından gökyüzünde GÖKKUŞAĞI belirir…
Biz de gökkuşağındaki o renkler gibi birbirimizden farklıyız ve hepimiz özeliz… Bunu bilerek etrafımızla uyum içinde yaşamalıyız
11 Kasım 2011
Kuzu külbastı...
Malzemeler:
1 kg. kemiksiz fileto çıkarılmış
kuzu eti
1 baş
sarımsak
2 fincan sirke
50 gr. tereyağı
et suyu
toz
karanfil
kimyon
tarçın
karabiber
tuz.
Etler tuzlanıp fırın ızgarasında pişirilir,
üstlerine tereyağı sürülür. Etler bir tepsiye dizilir. Üzerine ezilmiş sirkeye
karıştırılmış
sarımsaklar ve et suyu dökülür. Karanfil, karabiber, kimyon
serpiştirilip ağır ateşte suyu çektirilir. En son kalan suyuna bir tatlı kaşığı
un ilave edilip hafif koyulaştırılır. Etlerin üzerine gezdirerek servis
yapılır
10 Kasım 2011
Hayat ağacı...
Hayat Ağacı sürekli gelişen, cennete yükselen hayatın dikey sembolizmini oluşturur. Geniş anlamda sürekli gelişim ve değişim içinde yaşayan evreni sembolize eder. Evrenin üç elementini : toprağın derinliğine inen kökleriyle yeraltını, alt dalları ve gövdesiyle gökyüzünü, ışığa yükselen üst dallarıyle cenneti birleştirir. Yeryüzü ve cennet arasındaki iletişimi sağlar.
Hayat ağacı motiflerinde en çok kullanılan servi devamlı yeşil renk, uzun ömürlülük, dayanıklılık, güzel şekil ve boyluluk gibi nitelikler serviyi iyilik ve güzellik sembolü haline getirmiştir
9 Kasım 2011
Soğan çorbası...
3 orta boy kuru soğan
- 2 yemek kaşığı un
- 1 çay bardağından 1 parmak eksik sıvı yağ
- 3 su bardağı su
- 1 su bardağı süt
- 1 yumurta
- Üzeri için kıtır ekmek
Hazırlanışı:
1-Soğanlar yemeklik doğranıp sıvı yağ ile rengi değişene kadar kavrulur.
2-İçine un ilave edilip un kokusu gidinceye kadar soğanla kavurma işlemine devam edilir.
3-Daha sonra içerisine su ve tuz ilave edilip kaynamaya bırakılır. Kaynayan ve kıvamlanan çorba blenderdan geçirilerek pürüzsüz bir karışım elde edilir.
4-Bir başka tabakta yumurta sarısı ve süt çırpılarak terbiye hazırlanır. Hazırlanan terbiye kaynamakta olan çorbaya ılıklaştırılarak ilave edilir. Bir iki taşım kaynadıktan sonra altı kapatılır.
5-Ara ara karıştırılarak kaymak tutması ve topaklaşması önlenir.
6-Servis sırasında üzerine kızarmış ekmek parçaları konularak servis yapılır
Kaynak: Sibel'in bloğu
Karadut-Bedri Rahmi Eyüpoğlu
Karadutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın ağulum
Günahımsın, vebalimsin.
Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bir can koyduğum
Gökte ararken yerde bulduğum
Karadutum, çatal karam, çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın.
8 Kasım 2011
Aşk iki kişiliktir...
..... hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir
Ataol Behramoğlu
Herkes kendinden sorumludur aşkta...
Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.
'Peki o ne yaptı?' deme.
Herkes kendinden sorumludur aşkta..
Nazım Hikmet
Her şey değişir...
Sığ olan değişirken
Derin olan da değişir
Düşünmenin yolları değişir
Bu dünyada her şey değişir
Zaman geçer iklim değişir
Çobanın sürüsü değişir
Her şey değişirken böyle
Benim değişmem garip mi söyle
En güzel mücevherin ışıltısı değişir
Parlaklığı eskiyip giderken
Küçük kuşun yuvası değişir
Sevdalıların duyguları değişir
Yolcunun yolu değişir
Nice acılı olsa da
Her şey değişirken böyle
Benim değişmem garip mi söyle
Değişim, her şey değişir (x4)
Güneşin yörüngesi değişir
geceyi sürdürmek için
Çiçekler değişir
Baharın yeşilini kuşanmak için
Vahşi hayvanların kürkü değişir
Bilge olanların da saçları değişir
Her şey değişirken böyle
Benim değişmem garip mi söyle
Değişmez ancak benim aşkım
Uzaklarda olsam da
Ne yurdumun ne halkımın
Acısı ve anısı terk eder beni
Dünü değiştiren şey
Yarını da değiştirir
Tıpkı benim bu sılada
Değiştiğim gibi
Değişim, her şey değişir (x4)
Değişmez ancak benim aşkım
Uzaklarda olsam da
Ne yurdumun ne halkımın
Acısı ve anısı terk eder beni
Dünü değiştiren şey
Yarını da değiştirir
Tıpkı benim bu sılada
Değiştiğim gibi
Değişim, her şey değişir
Derin olan da değişir
Düşünmenin yolları değişir
Bu dünyada her şey değişir
Zaman geçer iklim değişir
Çobanın sürüsü değişir
Her şey değişirken böyle
Benim değişmem garip mi söyle
En güzel mücevherin ışıltısı değişir
Parlaklığı eskiyip giderken
Küçük kuşun yuvası değişir
Sevdalıların duyguları değişir
Yolcunun yolu değişir
Nice acılı olsa da
Her şey değişirken böyle
Benim değişmem garip mi söyle
Değişim, her şey değişir (x4)
Güneşin yörüngesi değişir
geceyi sürdürmek için
Çiçekler değişir
Baharın yeşilini kuşanmak için
Vahşi hayvanların kürkü değişir
Bilge olanların da saçları değişir
Her şey değişirken böyle
Benim değişmem garip mi söyle
Değişmez ancak benim aşkım
Uzaklarda olsam da
Ne yurdumun ne halkımın
Acısı ve anısı terk eder beni
Dünü değiştiren şey
Yarını da değiştirir
Tıpkı benim bu sılada
Değiştiğim gibi
Değişim, her şey değişir (x4)
Değişmez ancak benim aşkım
Uzaklarda olsam da
Ne yurdumun ne halkımın
Acısı ve anısı terk eder beni
Dünü değiştiren şey
Yarını da değiştirir
Tıpkı benim bu sılada
Değiştiğim gibi
Değişim, her şey değişir
Taze soğan suyu... İydir öksürük ve soğuk algınlığına...

ÖKSÜRÜK ve SOĞUK ALGINLIĞI
taze soğanı soyun,
soğanın üstünü daire şeklinde kesin ve bir kaç santim oyun,
üstünü oyduğunuz soğanın çukuruna bir kaşık şeker atıp 1 gün bekleyin
bekledikten sonra soğanın içinin sulandığını göreceksiniz.
Kaşıkla suyunu için.
Hastalığınızın geçtiğini göreceksiniz.(soğuk algınlığı ve öksürük
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)