22 Ekim 2010
yemek tarifleri- yaprak sarma...
Yaprakların üzerine kaynar su gezdirin, 5 dakika bekletip süzün. Harcı hazırlamak için soğanı incecik kıyın. Üzerine 1 çay kaşığı tuz serpip ovun. Maydanozu incecik kıyın. Kıyma, pirinç, bulgur, salça, kırmızıbiber, tuz ve karabiberle birlikte 1-2 çorba kaşığı su ekleyip harmanlayın. Kalın tabanlı, geniş bir tencerenin dibine yaprakların ayıkladığınız saplarından koyun ve bir sıra asma yaprağı düşeyin. Damarlı tarafı size bakacak şekilde elinize bir asma yaprağı alın. Ortasına 1 tatlı kaşığı kadar harç koyun. Önce yanlarını kapatın, sonra size bakan sap kısmından başlayarak ileri doğru silindir biçiminde sarın. Tencereye yan yana dizin. Tüm sarmaları hazırladıktan sonra üstüne 1 su bardağı sıcak su koyup parça parça tereyağını ekleyin. Onun da üzerine geniş bir yemek tabağını ters çevirerek kapatın. Tencerenin kapağını da örtün. Bir taşım harlı ateşte kaynatıp ateşi kısın. Yaklaşık 40-45 dakika pişirin. Arada suyunu kontrol edin, susuz kalırsa azar azar sıcak su katabilirsiniz. Bu sırada üstü için tereyağını salçayla kavurun. 1 çay bardağı su katın, ardından limon suyunu ilave edin. Bir iki taşım kavnadıktan sonra sarmanın üstüne gezdirin.
Bu şekilde 5-10 dakika daha kapağı kapalı olarak pişirin. Dilerseniz yanında yoğurt ile birlikte sıcak servis yapın
parktaki kuşlar beni tanıyor...
Evdeki bayat ekmek meselesi ciddi bir mesele. Bir kısmını köfte yapmak için kullansam bile illa ki artıyor. Onları da atmak hiçbir zaman içime sinmediği için eve ekmek almak hep bir sorundu benim için.
Evde artan ekmekleri güzelce paketledim, parka götürdüm. Kuşların yemek kabına teker teker koymaya başladım. Kuşlar önce ürkek uzaklaştılar benden. Sonra yavaş yavaş yanıma sokuldular. Yürürken peşim sıra yürümeye başladılar. Banka oturdum, neredeyse bacaklarıma konucaklar. Anladım ne demek istediklerini, bu ekmekler bize yetmedi daha getir diyorlar. Ehh artık evdeki ekmekler bayatlamasa bile ,kuşlar için özel ekmek alıcam galiba. Gidicem besleyeceğim onları... Peşim sıra yürüyecekler...Lay lay lay.... Çok zevkli... Siz de kuşlara kendinizi tanıtın... Çok eğleneceksiniz...
Sağlıcakla,
21 Ekim 2010
Yemek tarifleri- Ispanaklı börek tarifi...
Malzemeler:
3 adet yufka
1 adet yumurta
1–1,5 su bardağı yoğurt
Yarım su bardağı sıvıyağ
İç malzemesi için:
500–750 gr. ıspanak
1 orta boy soğan
Sıvıyağ
Tuz
kırmızı ve karabiber
Yapılışı:
Ispanaklar iyice yıkanır ve çok küçük olmayacak şekilde doğranır. Soğan yemeklik doğranır, geniş bir tava ya da tencereye alınarak tuzda eklenerek, pembeleşene kadar kavrulur. Ispanaklar eklenerek ağır ateşte suyunu salana kadar pişirilir.�
Fırın tepsisine pişirme kâğıdı koyulur ve üzerine 1 adet yufka tepsiden taşacak şekilde serilir. Yumurta, yoğurt ve sıvıyağ iyice çırpılır, bir kısmı yufkanın üzerini kaplayacak şekilde fırça ya da çatal yardımı ile sürülür. 2. yufka büzüştürülerek yufkanın üzerine serpilir ve yoğurtlu karışım tekrar sürülür. 3. kat yufka serilir ve üzerine ıspanaklı iç güzelce dağıtılır. 4. kat yufka üzerine büzüştürülerek verilir ve yoğurtlu karışımdan sürülür. 5. yufka serilir böreğin yanlarından taşan yufka böreğin üzerine kapatılır kalan yoğurtlu iç sürülür ve 180 derece önceden ısıtılmış fırında güzelce kızarana kadar pişirilir
Kaynak:mutfak sırları
Yalnız kalmaktan daha kötü Şeyler de vardır hayatta Ama genellikle Bir ömür alır bunun Farkına varmak...Bukowski... Moris'e teşekkürlerimle...
Seslerden oluşan bir hikaye...
Sınıftayız, hepimizin gözü bağlı. Ve 15-20 tane değişik sesi dinleyip, adlarını yazmamız istendi. Bu bölümü geçtikten sonra, bu seslerden yedi tanesini seçtik. Ve içinde bu yedi sesin geçtiği ufak bir hikaye yazmamız istendi.
Anahtar seslerimiz şöyle:
1.Naylon torba sesi
2. Şemsiye sesi (açılıp, kapanıyor)
3. Dönen fırıldak sesi
4.Kibritin yanma sesi
5.Düdük sesi
6.Islık sesi
7.Müzik kutusu
İşte yazdığım hikaye...
Dün akşam çok hüzünlüydüm. Cama yağmur damlaları vuruyordu. Müzik kutusunu kurdum ve onun tatlı melodilerini dinlerken camdan akan yağmur damlalarını seyretmeye başladım. Sonra giyinip dışarı çıktım. Şemsiyemi açıp kapatarak bir süre çıkardığı sesi dinledim. Sonra şemsiyemi açıp yürümeye koyuldum. Uzaktan vapurların düdük sesi geliyordu. Gemiler ve martılar aklıma düştü. Vapurun arkasına bir fırıldak koysak, rüzgarda dönse, onu seyretsek ne eğlenceli olr diye düşündüm. Ve o sırada yoldan geçen araba beni ıslattı. Tekrar yürüdüğüm yola odaklanmak zorunda kaldım. Alışveriş yapan insanlar naylon torbalarını birbirine sürte sürte yanımdan geçiyorlardı. Rüzgar sanki ıslık çalıyordu bayağı kuvvetlenmişti. Mecburen ilk kafeye girmek zorunda kaldım. Oturdum. Ve yan masadakilerin sigara içerlerken kibrit çakmalarının sesini dinleyip içimden keşki içmeseler dedim. Çayımı ısmarladım. Hemen geldi. Çayımı yudumlarken cafenin penceresinden yağmuru ve ıslanmamak için koşuşturan insanları seyretmeye devam ettim. Hayat güzel diye düşündüm...
Haydi bir kağıt kalem de siz alın elinize... Küçük bir öykü yazın. Sizin öykünüzü yazın...
Sağlıcakla
Sobanın borusunda bulunan çamaşır kurutma tellerine asılı olan okul önlüğünün kurumasını beklemiş çocuktur... Leyla'ya teşekkürlerimle
Sobanın borusunda bulunan çamaşır kurutma tellerine asılı olan okul önlüğünün kurumasını beklemiş çocuktur...
...
Sobalı Evde Büyüyen Çocuk
Kış sabahları bazen üşümekten yataktan çıkmayı istemeyensoba kokusunuseven üstünde kaynayan çaydanlığın sesini sevenüstündeki kestaneninmandalina elma kabuklarının kokusunu tanıyan seven bahçede kardaoynadıktan sonra üstüne ellerini tutup ısıtmayıseven sobalı odadanöteki odaların soğukluğu nedeniyle çıkmakistemeyen kömür kokusu odunkokusu çalı çırpı çıtırtısı ateş gürlemesi nedir bilen çocuktur...
Yıllar sonra büyüdükten sonra kaloriferli veya kombili bir evde bilehalen "oturma odası"nın kapısını kapayan rahatsız bir insandır...
İlerleyen yıllarda kestaneye bayılan ama çocukluğundan hatırladığı tadı bulamayan bir büyük insan olacaktır...
Sobanın üzerine kolonya dökerek alev denemesi yapmış çocuktur...
Elbiselerinin bir köşesi kurutulurken yanmıştır...
Büyüdüğünde yazın bile yorgan kullanmadan uyuyamama alışkanlığına veher mevsim açık kapıları kapama hastalığına sahip olacak çocuk...
Gizli gizli sobanın arkasına pastel boya değdirip boyanın eriyereksoyutsanat eserlerine dönüşmesini izleyen koku farkedilip kendisinemüdahaleedilene kadar bunu değişik renklerle yapmaya devam edençocuktur...
Nohutun leblebiye dönüşünü soba üstünde görmüş cocuktur...
Yün coraplarini sobaya dayayarak ayaklarini isitmistir bu cocuk....
Geceleyin atesin kırmızı ve sarı renklerinin dansını evin tavanında seyreden çocuktur...
Elinin kolunun bir kenarında muhtemelen nasıl olduğunu hatırlayamadığı yanık izleri olan çocuktur...
Sobanın kenarına pısıp dakikalrca ısınansonra kosarak aynaya bakanvekıpkırmızı yanakları görünce kendini begenen bundan zevk alancocuktur...
Annesi evde yokken soba sönmesin diye sobaya tahta kömür taşımayı görev bilmiş çocuktur...
Gece lambasinin isigi yerine sobanin alevlerine bakarak uyuyan cocuktur...
Soba tütünce tırsmış çocuktur...
Sobanın üstüne mantar koyup tuzlayıp sonra afiyetle yiyen çocuktur...
Sobanin onunde mavi legen icinde banyo yapmis cocuktur...
Muhakkak bir kere evi havaya ucurma macerasini yasamis cocuktur...
Sobanın sıcaklığını ne kaloriferle ne de doğalgazla ısınan evde bulabilmiş çocuktur...
Önlük yakalığını kumaş mendilini bilumum ufak tefek malzemeyi soba borusuna yapıştırmak suretiyle ütülemiş olan çocuktur...
Sıcacık odada radyo dinlemeyi...
Sevdikleriyle zaman geçirmeyi...
Annesinin ördüğü kazağı o sıcaklıkta yinede giymeyi...
Özelliklede hasta olmayı çok iyi bilen çocuktur...
