24 Ekim 2010

Beni en iyi terzim tanır... çünkü her seferinde ölçülerimi yeniden alır. Oscar wilde Hüsrev'e teşekkürlerimle...



Beni en iyi terzim tanır... çünkü her seferinde ölçülerimi yeniden alır. Oscar wilde

Sebepsiz sevmektir aşk,nedeni olmadan bağlanmak birine.Gözlerine baktığında erimektir içten içe,... Can Yücel... Senem' teşekkürlerimle...

Sebepsiz sevmektir aşk,
nedeni olmadan bağlanmak birine.
Gözlerine baktığında erimektir içten içe,
Ellerini tuttuğunda titremektir tüm benliğinle.
Hatta sarıLamamktır utançtan,
Çünkü utanmaktır sevmek aslında,
Sevmek nedir aslen?
Ölmek mi uğruna?
Yaşamak mı onunla?
Sevmek mi ömür boyunca?
yoksa ayrılmak mı gerekince?
Nedir insanı başkasına bağlayan?
Güzelliğimi?
bilmez kimse bu soruların cevabını..
Kimi sever güzelini,
Kimi sever özelini...

Can Yücel

Aslında sürekli tebessüm edenler, içten içe acı çekenlerdir.. Unutma, her gülen yüz mutluluk ifadesi değildir !... Alev'e teşekkürlerimle...



Aslında sürekli tebessüm edenler, içten içe acı çekenlerdir.. Unutma, her gülen yüz mutluluk ifadesi değildir !...

23 Ekim 2010

konserde akan gözyaşlarım...

Okul bitti. Okuldaki arkadaşlarla görüşmez olduk. Herkes kendi yoluna gitti. Kendi dünyasına çekildi. Okuldaki arkadaşlardan birisiyle tam on sene sonra Eminönü'nde karşılaştık. O gün, o satte ikimiz de ordayız. Tam on sene sonra Eminönü'nde buluşalım demişiz gibi. Sokakta buluştuk. Onca yıl neler yaptığımızı anlattık ayak üstü. Telefon numaraları alındı verildi. Ve bu sefer o numaralar arandı. Tekrar görüşüldü. Bağlar sıkılaştı.

Arkadaşım Türk Sanat Musiği korosuna gitmeye başlamış. Bir iki kere beni çağırdı. Ben koro işini düşünmeye başladım. Arkasından bende koroya gitmeye başladım.

Turk sanat müziği içli müzik. Notalar sizi bir yerden alıp başka yere götürüyor. Besteler çok derin. Saadettin Kaynak'la, Hacı Arif Bey'le ve niceleriyle orada tanıştım. Makamlar önce ağırdan başlarmış, sonra hızlanırmış. Ruha öylesi iyi gelirmiş. Hep orada öğrendim. Her makam bir hastalığı tedavi edermiş. Kendi üstümde test ettim. Doğru. Ne zaman boğazım ağrısa, başım ağrısa prova gününü beklerim. Geçiyor. Gerçekten geçiyor.

Geçenlerde blog yazmaya başladığımı söyledim, hep iyi şeyler yaz diye tembihlediler beni. Peki dedim. Hep iyi şeyler yazıcam.

Geçen sene konsere çıkılacak. Ben de bir heyecan. Tabi siyah elbise giymek lazım. Ben de o her hatunun dolabında olması gereken siyah elbise yok. Almak lazım. Önce arkadaş taraması yapıyorum... Nerde ne var, ne tavsiye edilir dinliyorum. Sonra anneme müracaat ediyorum. Anne konser için elbise lazım diyorum.

Tabi bu arada annemlerin ne konserden ne benim çalışmalarımdan haberi var. Annem şaşkın. Kızım niye söylemiyorsun bir şey diyor. Ben ketumum anne diyorum. Aslında doğru, çok ketumumdur. Ama yazarken başka, konuşurken başka bir insan oluyorum.Yazarken rahatım. Konuşurken sıkıyorum, geriyorum kendimi. Kendimi anlatabilmek için illa ki yazmam gerek.

Neyse konumuza geri dönelim. Annem demez mi... Biliyormusun deden de Tokatta korodaydı. Keman çalardı. Anneannen onu kıskandı. Ya ben ve çocuklar ya keman dedi. Sonrası malum. Keman annemlerin oyuncağı oldu.

Fakat ben bütün bunları bilmeden dedemin koro çalışmalarına başka bir şehirde başka bir yüzyılda devam ediyorum. Annem de o günlerden kalma alışkanlıkla, televizyonda hep Türk Sanat Musiği konserlerini dinlermiş. Kim ne giymiş, kim ne kadar söylüyor hep incelermiş. Eee dedim, dedemin koro işi benim dna'ma kodlandı herhalde. Onun yarım bıraktığı yerden ben devam ediyorum...

Neyse annemle beraber bir kaç dükkan taramasından sonra bana konser elbisesini alıyoruz. Son provalar, son telaş derken. Gösteri günü geliyor. Ben birinci sıradayım. Başlıyoruz söylemeye. Önce gözlerimi kapatıyorum. Ya da kapanıyorlar. İyice içine giriyorum bestelerin. Sonra bazılarında başlıyorum ağlamaya. Görürdüm de şaşırırdım şarkı söylerken ağlayanlara. Hakikaten oluyormuş...

Bir de koroya başlamadan önce kendimi ney'e sevdalı sanırdım. Kanun'a aşık buldum. Mutlaka bu müziği dinleyin. Ruhunuzu besleyin.

Ben gerçekten bu konuda çok şanslıyım. Çok doğru insanlara, çok doğru bir hoca'ya rastladım. Koromuz İktisat Fakültesi Mezunları Cemiyeti Türk Sanat Musiği korosu. Her çalışmamız ayrı bir sıcaklık ve dostluk ortamında geçiyor. Saz heyeti ise bu işi gönülden yapan insanlar. Belki de onların musik sevdası bize geçiyor. Bilemiyorum. Hocamız ise Osman Aksu. Onu yere göğe koyamam. Hepimizin üstünde emeği çoktur. Koromuza nice konserler diliyorum...

Sağlıcakla,

Ben geleceği hiç düşünmem, ne de olsa gelecektir. Einstein



Benim özel yeteneğim yok, sadece tutkulu bir meraklıyım.

- Çok zeki olduğumdan değil, sorunlarla uğraşmaktan vazgeçme diğim için başarıyorum.

- Hayalgücü herşeydir. Bilgiden daha değerlidir. Hayalgücünüz geleceğinizi belirler

- Başarılı olmak istiyorsanız, hatalarınızı üçe katlayın.

- Hiç hata yapmayan insan yeni birşey denememiş demektir.

- Ben geleceği hiç düşünmem, ne de olsa gelecektir.

- Hayatınızı değiştirmek istiyorsanız, önce kendinizi değiştirmelisiniz.

Einstein...

karikatür- piyasaya önce şunu süreriz...

yemekte ne var??? pizza...

pizza tarifi, yemek tarifleri

Malzemeler
Hamuru için:
6 kahve fincanı un
2 fincan yoğurt
1 fincan sıvı yağ
1paket kabartma tozu
1adet yumurta
Hazırlanışı
Hamuru hazırlayarak yarım saat kadar dinlendirin. Daha sonra tepsiye yayın. Üzerine salçalı sos hazırlayarak sürün. Dilediğin, sevdiğiniz şekilde malzemelerinizi kullanarak pizzanızı oluşturun. Salam, sucuk, kaşar peyniri, mantar, zeytin vs. kullanabilirsiniz. 170 derecede ısıtılmış fırında pişirin. Afiyet olsun..

Kaynak: nefis yemek tarifleri

Göbeklitepe: The World's First Temple...Antalya film festivalinde... ilgilenenler facede sayfası açıldı... Bilginize...

Kimi gittiği yeri mutlu eder, kimi terk ettiği yeri. Oscar Wilde... Sadi'ye teşekkürlerimle...



Kimi gittiği yeri mutlu eder, kimi terk ettiği yeri. Oscar Wilde...

lotus çiçeğine aşığım...

lotus

22 Ekim 2010

aşk nedir diye sorarsan cevap veremem... ama aşk sana neler yaptırır diye sorarsan... sayfalar yetmez...

yemek tarifleri- yaprak sarma...

Yaprak Sarma

Yaprakların üzerine kaynar su gezdirin, 5 dakika bekletip süzün. Harcı hazırlamak için soğanı incecik kıyın. Üzerine 1 çay kaşığı tuz serpip ovun. Maydanozu incecik kıyın. Kıyma, pirinç, bulgur, salça, kırmızıbiber, tuz ve karabiberle birlikte 1-2 çorba kaşığı su ekleyip harmanlayın. Kalın tabanlı, geniş bir tencerenin dibine yaprakların ayıkladığınız saplarından koyun ve bir sıra asma yaprağı düşeyin. Damarlı tarafı size bakacak şekilde elinize bir asma yaprağı alın. Ortasına 1 tatlı kaşığı kadar harç koyun. Önce yanlarını kapatın, sonra size bakan sap kısmından başlayarak ileri doğru silindir biçiminde sarın. Tencereye yan yana dizin. Tüm sarmaları hazırladıktan sonra üstüne 1 su bardağı sıcak su koyup parça parça tereyağını ekleyin. Onun da üzerine geniş bir yemek tabağını ters çevirerek kapatın. Tencerenin kapağını da örtün. Bir taşım harlı ateşte kaynatıp ateşi kısın. Yaklaşık 40-45 dakika pişirin. Arada suyunu kontrol edin, susuz kalırsa azar azar sıcak su katabilirsiniz. Bu sırada üstü için tereyağını salçayla kavurun. 1 çay bardağı su katın, ardından limon suyunu ilave edin. Bir iki taşım kavnadıktan sonra sarmanın üstüne gezdirin.
Bu şekilde 5-10 dakika daha kapağı kapalı olarak pişirin. Dilerseniz yanında yoğurt ile birlikte sıcak servis yapın

parktaki kuşlar beni tanıyor...

Evin hemen alt sokağında bir park var. İçim daraldıkça oraya gider otururum. Köpekler, kediler, kuşlar, insanlar hep beraber yaşar gideriz orada. Geçenlerde gözüme ilişti kuşlar için büyük tabaklar koymuşlar, içlerinde azıcık da su var. Gelenler ekmeklerini atıyor. Aaa ne güzel diye düşündüm. Evdeki bayat ekmekleri ne yapacağımı artık biliyorum.

Evdeki bayat ekmek meselesi ciddi bir mesele. Bir kısmını köfte yapmak için kullansam bile  illa ki artıyor. Onları da atmak hiçbir zaman içime sinmediği için eve ekmek almak hep bir sorundu benim için.

Evde artan ekmekleri güzelce paketledim, parka götürdüm. Kuşların yemek  kabına teker teker koymaya başladım. Kuşlar önce ürkek uzaklaştılar benden. Sonra yavaş yavaş yanıma sokuldular. Yürürken peşim sıra yürümeye başladılar. Banka oturdum, neredeyse bacaklarıma konucaklar. Anladım ne demek istediklerini, bu ekmekler bize yetmedi daha getir diyorlar. Ehh artık evdeki ekmekler bayatlamasa bile ,kuşlar için özel ekmek alıcam galiba. Gidicem besleyeceğim onları... Peşim sıra yürüyecekler...Lay lay lay.... Çok zevkli... Siz de kuşlara kendinizi tanıtın... Çok eğleneceksiniz...

Sağlıcakla,

Dışımızdaki hiçbir değişkene bağlı olmadan 'içimizde' mutlu olmak...

karikatür- haketmişssindir...