25 Aralık 2010
Hakan Onum'a teşekkürlerimle... Yolunuzu mutlaka buradan geçirin...http://www.vadiruhu.com
Hakan Onum'a teşekkürlerimle... Yolunuzu mutlaka buradan geçirin...http://www.vadiruhu.com
"İnsan kendisini kutsal ve sağlam bir sevgiyle sevmeyi öğrenmeli. İnsan kendisine tahammül etmeyi öğrenmeli."
"İnsan kendisini kutsal ve sağlam bir sevgiyle sevmeyi öğrenmeli. İnsan kendisine tahammül etmeyi öğrenmeli." Nietzche
24 Aralık 2010
Artvin'de hayat başkadır...
Gönlüme Karadeniz'i dolaşmak düşünce önce Rize ve yaylalarını gezdim arkasından sıra Artvin'e geldi. Artvin'e en kolay ulaşım önce Trabzon'a uçmak arkasından da kara yoluyla devam etmek. Artvin'e giderken ilk durağınız Cehennem Deresi Kanyonu olabilir. Cehennem Deresi Kanyo'nuna tırmanmak en fazla 15-20 dakikayı alsa da ilk günün hamlığından hemen bacaklar tutuluyor. Ama işin iyi yanı sonraki günlere de hazırlık oluyor.
cehennem deresi kanyonuna az kala
yeşil basamaklardan içeriye giriliyor...
Karadenizin her daim insanı büyüleyen yaylalarına kavuşmak için yola devam etmeli. Yolda öküzlere dikkat... Aman çarpmayalım...
yolda öküzler...
Yaylalara varıp, yürüyüşlere başlamadan önce Yavuzköy'e de uğrayalım. Seyir yerinden etrafa bakalım...
Artvin'e kadar gelmişsin Karagöl'ü görmeden dönmek hiç olmaz. Seyir yerinden sonra Karagöle gidiyorum. Karagöl'ün etrafında ufak bir yürüyüş yapıyorum. Karagöl'ün adı nerden geliyor onu da öğreniyorum. O yöredeki ağaçlar o kadar çokmuş ki, göle ışık düşmezmiş. Bu yüzden adı Karagöl'müş. Adı Karagöl ama bana göre adı Büyüleyici göl de olabilirmiş.
İşte esas zorluk bundan sonra başlıyor. Zorluk dediğim çektiğim fotoğraflardan hangisini koysam acabanın zorluğu. Yaylalar öyle güzel ki... Bazı yaylalarda üç dört saat bazılarında ise sekiz dokuz saat yürümek gerekiyor. Yürüyüşlerde güneş kremi de lazım polar da. Yağmurluk ta lazım şapkada. Malum Karadeniz burası. Bir de bütün gün gökyüzünün altındasın. Herşeye hazırlıklı olmak gerekiyor. Diğer yaylalar kızmasın ama favorim gorgit yaylası. Doğası inanılmaz... Mutlaka ama mutlaka gidin...
Yürürken durum şu... Sabah büyük bir enerjiyle başlıyorsun... Öğle yemeği için erzağını hazırlıyorsun. Gerkeli eşyalarını çantana koyuyorsun. Arkasından yürüyüş başlıyor. Etraf öyle güzel ki. Sık sık etrafı fotoğraflamak için mola veriyorsun. Eee bu sık molalar bir süre sonra seni fazlasıyla yoruyor. Tempo düşüyor. Yürüyüş hiç bitmez diye düşünüp bu sefer başlıyorsun tempolu yürüyüşe... Yavaş yavaş ayaklar ağrımaya başlıyor, botlar vuruyor. Ama serde delikanlılık var. Susuyorsun. Bi müddet sonra delikanlılık da kalmıyor. Yoruldum, ne kadar kaldı diye söylenmeye başlıyorsun. Şişen ve acıyan ayaklarını ilk önüne çıkan derede suya koyup dinlendiriyorsun. Çevre gene seni sarıyor. Müthiş oksijen deposu ağaçlar sayaesinde tekrar devam etme gücü buluyorsun. Yola devam ediyorsun.
Nihayet hedefe vardığındaysa mutlusun. Yaylada ikram edilen çay, dünyanın en lezzetli çayı. Birde yayladaki amcalar soruyor. Araba mı bozuldu niye yürüdünüz... Hahah... Nasıl anlatılır ki... Biz İstanbul'dan buraya yürümeye geldik diye... Zor ...çok zor... Oturunca iyice yorgunluk çöküyor,insanın kalkası gelmiyor. Ama güneş çekildi hava da soğumaya başladı...En iyisi artık kalakmak...
Yürüdüğümüz yaylalarda neler mi var? Yaylalarda öküzler var, küçük göller var, yeşilin her tonu var, küçük dereler var, sisli bulutların dağlara çöküşü var... Var da var... Hepsi ayrı bir doğa harikası... Buyrun bakalım...
öküzler...
küçük göller...
yeşilin her tonu
daha büyük göller...
yaylada ben
hedefe varış...
Tabi bu yörede arıcılık çok meşhur. Yaylalarda gezerken karşımıza sık sık arı kovanları çıkıyor.
arı kovanları
Ya kendimi benden alan derelere ne demeli... Saatlerce oturup suyun akışını seyrediyorum. Su akar... Ben bakarım... Ben bakarım... Su akar... Su vahşi. Hemde nasıl vahşi. Deli gibi çağlıyor... Sudaki kayalar ise tam tersi. Hareketsiz duruyorlar... Suyun o şiddetli akış hızına rağmen öylece yerlerinde duruyorlar. Suyun tek yapabişldiği onları kayganlaştırmak...Hadi bakalım...
uzaktan dere akışı
biraz daha yakın...
daha yakın...
en yakın...
Bu coşkun akışı bir süre daha seyrettikten sonra İstanbul'a dönmek üzere yola çıkıyorum. Ne diyeyimki... Bu güzellikleri görmek bir daha nasip olsun demekten başka... Sağlıcakla,
Pencerelerimizi temiz tutabilmek dileğiyle.
Genc bir cift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine tasinmislar. Sabah kahvalti ya...parlarken, komsu da camasirlari asiyormus. Kadin kocasina ' Bak, camasirlari yeterince temiz degil, camasir yikamayi bilmiyor, belki de dogru sabunu kullanmiyor.' demis. Kocasi ona bakmis, hicbir sey soylememis, kahvaltisina devam etmis.
Kadin, komsusunun camasir astigini gordugu her sabah ayni yorumu yapmaya devam etmis.
Bir ay kadar sonra, bir sabah, komsusunun camasirlarinin tertemiz oldugunu goren kadin cok sasirmis 'Bak' demis kocasina ' Camasir yikamayi ogrendi sonunda, merak ediyorum, kim ogretti acaba ?'
'Ben bu sabah biraz erken kalkip penceremizi sildim' diye cevap vermis kocasi.
Hayatta da boyle degil midir ?
Baskalarini izlerken gorduklerimiz, baktigimiz pencerenin ne kadar temiz olduguna baglidir. Birini elestirmeden ve hemen yargilamadan once zihin durumumuza bakmak ve 'iyi' olani gormeye hazir olup olmadigimizi farketmek guzel bir fikir olabilir ...
Pencerelerimizi temiz tutabilmek dileğiyle.
23 Aralık 2010
INSAN PSIKOLOJISINI YONETME
INSAN PSIKOLOJISINI YONETME
Yaşlı bir adam emekliye ayrilir ve kendine bir lisenin yaninda kucukBir ev alır. Emekliliğinin ilk bir kac haftasini huzur icinde gecirir ama sonra ders yılı baslar. Okulların açıldığı ilk gun, dersten cikan ogrenciler yollarının üzerindeki her çöp bidonunu bagirip, cagirarak tekmelerler. Bu çekilmez gurultu günler sürer ve yaşlı adam bir onlem almayaKarar verir. Ertesi gün çocuklar gürültüyle evine doğru yaklasirken, kapısının onune çıkar onları durdurur ve:"Çok tatlI cocuklarsiniz, cok da egleniyorsunuz. Bu neseniziSürdürmenizi istiyorum sizden. Ben de sizlerin yasindayken ayni sekilde Gürültüler çıkarmaktan hoslanirdim, bana gençliğimi hatırlatıyorsunuz.Eğer her gün buradan geçer ve gurultu yaparsaniz size her gun 1 Dolar vereceğim" der. Bu teklif çocukların çok hoşuna gider ve gurultuyu sürdürürler. Birkaç gün sonra yaşlı adam yine cocuklarin onune cikar ve onlara şöyle der:"Çocuklar enflasyon beni de etkilemeye basladi bundan boyle size sadece 50 sent verebilirim."Çocuklar pek hoşlanmazlar ama yine devam ederler gurultuye.Aradan birkaç gün daha geçer ve yaşlı adam yine karsilar onlari:"Bakin" der, "Henuz maasimi alamadim, bu yuzden size gunde ancak 25 Sent verebilirim, tamam mı?""Olanaksız bayım" der içlerinden biri, "Gunde 25 sent icin bu isiYapacağımızı sanıyorsanız yaniliyorsunuz. Biz isi birakiyoruz."ADAM SIGORTA SEKTÖRÜNDEN EMEKLI BIR YÖNETICI
22 Aralık 2010
affetme meditasyonu...
Affetmemekle kendinize ne kadar büyük zararlar verdiğinizin farkında mısınız? Af...fetmediğiniz zaman negatif enerji üretmeye başlarsınız, bu enerji tüm bedeninizi sarar ve sizin sağlığınızı tehdit etmeye başlar ve asla özgür olamazsınız. Dünyanın neresine giderseniz gidin o affedemediğiniz kişileri ve olayları sırtınızdaki küfede taşırsınız. Bırakın onları, affedin gitsin. Atın sırtınızdan onları ve hafifletin yaşamınızı ve özgürlüğünüzün tadına varın.
Affetmeye karar verdiğiniz ve affetmeye niyet ettiğiniz kişinin görüntüsünü gözleriniz kapalı olarak imgeleyin. Derin bir nefes alıp vererek aşağıdaki cümleleri yüksek sesle söyleyin.
* Ben seni affettim
* Ben kendimi affettim
* Sen özgürsün, ben özgürüm
* Sana en güzel düşüncelerimi yolluyorum
* Seni serbest bırakıyorum
* Seni affediyorum.
Kalbinizden çıkardığınız pembe sevgi ışığını onun kalbine yollayın ve o kişinin yüzünde oluşacak değişimleri gözlemleyin. Bu meditasyon değişim-dönüşüm meditasyonudur. İçinizde duyduğunuz nefreti, sevgiye dönüştürerek sizin özgür kalmanızı, sırtınızda taşıdığınız yüklerden kurtulmanızı en önemlisi nefret ve affetmeme duygularının sizde oluşturduğu hastalıkları gidermenizi sağlar. Her gün tamamen affedene kadar tekrar edilmelidir
ayva tatlısı...
malzemeler:
- 6 adet ayva
- 1,250kg toz şeker
- 1/2 çay kaşığı gıda boyası, aktardan isterken ayva tatlısı için aldığınızı belirtin
- 10 adet karanfil
- ayvaların çekirdekleri
- ayvaları soyup ikiye bölün. çekirdek yataklarını çıkarıp çekirdeklerini bir kenara alın.
- temizlenen ayvaları yayvan bir tencereye yanyana dizin. üzerine bir kase suda eritilmiş gıda boyasını dökün.
- toz şekeri, karanfilleri ve ayva çekirdeklerini ekleyin. ayvaların yarısına gelecek kadar soğuk su koyun. taşmamasına dikkat ederek pişirin. pişince servis tabağına alıp kaymak, ceviz veya antep fıstığı ile süsleyin.
çakralar nasıl açılır...
21 Aralık 2010
ıspanaklı yumurta
MALZEMELER
250 gr Ispanak ( ayıklanıp yıkanmış )
2 adet Yumurta
20 gr margarin
Tuz
Karabiber
HAZIRLANIŞI
Ispanakları kaynar suya atarak 3-4 dakika haşlayın. Soğuk sudan geçirip, süzdürün. Yumurtaları pose edin (biraz tuzlu ve sirkeli kaynar suya, kısık ateşte yumurtalar kırılır). Tavada margarini eritin. Yağ kızınca ıspanağı tuz ve karabiberini ilave ederek sote edin. Tabağa önce sote edilmiş ıspanağı yayın, pose ettiğiniz yumurtaları üstüne yerleştirin. İsteğe göre sos ve baharat ilave edilebilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















