6 Ocak 2011

Neden hepsi birbirinden bu kadar farklı benim arkadaşlarımın?


Her derde deva arkadaşlarım!

Neden hepsi birbirinden bu kadar farklı benim arkadaşlarımın?
Neden bazıları hatta marjinal?
Biri gerçekten arkadaşımsa diğeriyle nasıl anlaşabiliyorum?
Galiba onların hepsi içimdeki çok farklı “ben”leri gün ışığına çıkarıyor da ondan.
Biriyle uslu, kibar kız oluyorum.
Diğeriyle şakalar yapıyorum.
Biriyle oturup ciddi ciddi konuşuyorum.
Diğeriyle saçma sapan şeylere kıkırdıyorum.
Biriyle oturup çay içiyorum.
Diğeriyle dans ediyorum.
Birinin derdini dinleyip öğüt veriyorum.
Diğerinin bana verdiği öğütleri dinliyorum.
Hepsi bir bulmacanın parçaları sanki, tamamlayınca ortaya bir hazine çıkıyor. Arkadaş hazinesi!

Beni bazen benden daha iyi anlayan, iyi günümde, kötü gönümde beni yalnız bırakmayan arkadaşlarım...
Hepsi farklı günlerde aldığım rengarenk anti-depresanlarım sanki.

Mehmet Öz’den yeni bir şey daha öğrendim. Arkadaşlar sağlık için de faydalıymış.

Şaka değil! F vitamini diyor Mehmet Öz arkadaşlar için.
(F “Friends”den geliyor.) F vitaminin sağlığımıza faydaları say say bitmiyormuş...
Yapılan araştırmalara göre güçlü sosyal iletişim içerisinde olanlarda depresyona girme ve ölümcül krizlerin oluşma riski azalıyormuş. Düzenli F vitamini kullanmak sizi gerçek yaşınızdan 30 yaş daha genç hâle getirebiliyormuş. Dostluğun sıcaklığı stresi azaltıyor, gergin olduğunuz zamanlarda bile kan damarlarınızda pıhtılaşma ve kalp krizi geçirme riskiniz yüzde 50 azalıyormuş.

Yaşasın!!Bilmeden yıllardır ne çok vitamin depolamışım vücudumda.

Neymiş, arkadaşlara çok önem vermeye, mümkün olduğunca çok bağlantıda kalmaya, beraber her şeyin komik bir tarafını bulmaya devam.... Gülerken ağzımızı kocaman açmayı da unutmuyoruz, uçuşan bütün F vitaminlerini yutuyoruz (!) aminnnnn
J

 

Sus Söyleme

kıymalı patlıcan yemeği

Kıymalı patlıcan yemeği

 

 

 


* 300 gr. dana kıyma
* 1 kg. kemer patlıcan
* 2 adet domates
* 6 diş sarımsak
* 1 orta boy kuru soğan
* 1 yemek kaşığı salçası
* 3 yemek kaşığı zeytinyağı
* Tuz, karabiber
Tencereye yağı koyun. Sarımsak ve soğanı rendeleyip, hafif kavurun. Domates ve salçayı da rendeleyip tencereye ekleyin. Kıymayı da tencereye koyup, karabiber ve biraz tuz ekleyerek kavurun. Patlıcanları alaca soyup, halka halka doğrayıp, tencereye ilave edin. Biraz sıcak su koyup, orta ateşte pişirin.

bebişim...

3 Ocak 2011

tekne limanda guvendedir , ama amaci bu degildir" Coelho... Nil Ay'a teşekkürlerimle...



tekne limanda guvendedir , ama amaci bu degildir"  Coelho...

SEBZE YATAGI`INDA SOMON BALIGI

4 Dilim somon balığı (kılçıksız )
  • 2 Corba kasigi  tereyagi , kizartmak icin .

  • 4 Adet patates.

  • 1 Adet kirmizi sogan.

  • 1 Adet sari dolmalik biber .

  • 300 gr kabak

  • 200 gr erik domates

  • 150 gr roka

YAPILIŞI

Patateslerin ve soganin kabugunu soyun ve dilimler halinde kesin, dolmalik biberi dilim halinde , kabagi ince uzun kesin, Domatesleri ortadan ikiye bølun.

Patatesleri hafif tuzlu suda 5-6 dakika haslayin, sogani,kabagi ve dolmalik biberi ilave edin 5-6 dakika daha haslayin , Domatesleri ve roka`yi ilave edin, uzerine taze øgutulmus karabiber ve tuzu ilave edin, Malzeme haslandiktan sonra ocaktan alin suyunu suzun.

Somon baligi dilimlerini biraz taze øgutulmus karabiber ve tuz ila karistirip harmanlayin, Tava`da tereyagini kizdirin ve somon dilimlerinin her iki tarafini`da 5-6 dakika kizartin ( istege gøre bu sure biraz daha fazla olabilir ).

Servis tabagina sebze karisimini koyun, bunun uzerine veya yan tarafina baligi koyarak servis yapin, En ustunede sosumuzu koyabilirsiniz (SOS İSTEĞE BAĞLI)

abi boşları getirdim...

Bir insan bir çok “ben”den oluşan bir yapıdır



Bir insan bir çok “ben”den oluşan bir yapıdır. Bu tespit Jung, Gurdjieff gibi ustalar tarafından zaten çoktan yapılmıştı. O halde birçok “ben”den oluşan insan tek kişiymiş gibi davranmayı, stabil bir görüntü çizmeyi nasıl başarıyor?

31 Aralık 2010

change forever...

hindi dolması



Malzemeler:
  • 1 adet hindi
  • 2 adet kuru soğan
  • 1 adet havuç
  • 1 adet limonun suyu
  • 1 tatlı kaşığı tane karabiber
  • 1 tatlı kaşığı şeker
  • 1 yemek kaşığı tuz
İç Pilav için Malzemeler:
  • 1 kg pirinç
  • 2 adet kuru soğan
  • 2 yemek kaşığı fıstık
  • 3 yemek kaşığı kuş üzümü
  • 500 gr kestane (önceden pişirilip, kabukları soyulmuş)
  • 1 yemek kaşığı şeker
  • 1 demet dereotu
  • Tarçın
  • Karabiber
  • Yeni bahar
  • 1 yemek kaşığı tereyağ
  • 1 kahve fincanı sıvıyağ
  • 1,5 litre hindi suyu
Yapılışı:
  1. Temizlenmiş hindiyi bol suda soğan, havuç, karabiber ve tuz ile önce hızlı ateşte daha sonra kısık ateşte etler iyice yumuşayıncaya dek pişirin.
  2. Haşlanmış hindiyi bir fırın tepsisine alın.
  3. Üzerine limon suyu ve şekeri sürün ve üzeri iyice kızarana dek pişirin.
  4. Yıkadığınız pirinci yaklaşık 30 dk. kadar sıcak suda bekletin.
  5. İnce kıydığınız soğanları fıstıklarla beraber yağda kavurun.
  6. Süzdüğünüz pirincide tencereye ekleyin ve 10 dk. kadar daha kavurun.
  7. Kavurduğunuz pirince; tuz, karabiber, tarçın, yenibahar, kuş üzümü, kestane ve şekeri ilave edip karıştırın.
  8. 1,5 litre hindi suyunu tencereye ekleyin ve pilavı pişirin.
  9. Pişirdiğiniz pilava kıyılmış dereotunu ekleyin ve yaklaşık 30 dk. pilavı demlenmeye bırakın.
  10. Büyük bir servis tabağına kızarttığınız hindiyi alın, çevresine iç pilavdan koyun.
  11. Hindinin boynunu ve ayaklarını folyo ile sarın ve arzu ettiğiniz gibi süsleyin.

 

Hayatın anlamı nedir?

Hayatın anlamı nedir?

Uzun yıllardır sorarım bu soruyu kendime... Nedir hayatın anlamı? Bazen cevabını bulurum. Bazen bulamam. Bazen beğenirim verdiğim cevabı. Bazen beğenmem... Son zamanlarda bir karara vardım. Son kararım mıdır  bilemem ama şimdilik kararım  'Kendini geliştirmek'.

İşte bu düşüncelerle gittim çiftliğe. Çiftlikte zeytin toplama mevsimi... Sabahtan akşama tarlada zeytin topluyoruz. Akşamları hep beraber yemek yiyoruz. Yemekte ekipten biri demesin mi... Arkadaşlar sizce hayatın anlamı nedir? Yaklaşık 15 kişiyiz. Kalabalığız. Herkes fikrini söylemeye başlıyor. Soruyu soranın cevabı hazır. Arkadaşlar dedi... Bence hayatın anlamı 'toplamak'...  Zeytin topluyoruz, anı topluyoruz, arkadaş topluyoruz, hep birşeyler topluyoruz. Tamam mantıklı konuşuyor ama ikna olmuyorum.

Ertesi sabah gene zeytin 'topluyoruz'. Zeytin toplamak öyle başka işlere benzemiyor. Kutsal bir yanı var. Belirli bir ritüeli var. Hepimizi filozafa çeviriyor.O zaman hikayeye baştan başlamak lazım diye düşünüyorum.



efsanelere konu olan ağaç 'zeytin ağacı'

Zeytinle ilgili her türlü bilgiyi araştırmaya başlıyorum.Ve karşıma zeytin ağacı efsanesi çıkıyor. Efsaneye göre M.Ö. 17. yüzyılda bugünkü 'Atina 'kuruluyor. Fakat şehre isim bulmak gerekiyor. Tanrıların babası Zeus yeni kurulacak olan şehre isim koymak için tanrılar meclisini topluyor. Bu şehre en değerli hediyeyi getiren tanrının ismini bu şehre vereceğini söylüyor. Deniz tanrısı Poseidon denizden savaşta çok işe yarayacağına inandığı bir at çıkarıyor.

Bilim tanrısı Athene aşıladığı bir yabani zeytin ağacını şehre getirip, armağan ediyor. Bu ağaç meyve verecek, insanlar da bunu yiyecek. Bu meyveden çıkarılan yağ karanlık geceleri aydınlatacak, aynı zamanda yemeklik yağ olarak mutfakların baş tacı olacak. Bu ağaç yarışı kazanarak Akropolise dikilir, şehre ise bilim tanrısı Athene'nin adı verilir. Eski Yunan'da zeytin ağacı kutsal olup salonları süslermiş. Zeytin ağacını kesen veya zarar veren mahkeme önüne çıkarılır ve ölüme mahkum edilirmiş.

Bu efsaneyi bilmeden bile zeytinler hepimizi büyülüyor. Tarlaya zeytin toplamaya öyle istekle gidiyoruz ki... Anlatılamaz bir heyecan hepimizi sarıyor. Başlıyoruz şevkle çalışmaya...

Zeytin toplamak için belirli aşamalar var. Önce zeytin ağacının dibine düşenleri toplamak gerekiyor. Buna dip zeytini tolamak diyoruz. Ayrı çuvallanıyor. Bazen ikili topluyoruz. Bazen ağacın her tarafından girişiyoruz toplamaya. Bazen de yanyana sıra oluyoruz, yol boyu topluyoruz. İşte dip zeytini toplarken manzaralar;

ikili takım

dört bir yandan toplarken...

sıra olmuş ilerliyoruz...

Dipteki zeytini toplayınca sıra 'ağaca yazmaya' geliyor. Ağacı yazmak yerel bir tabir. Ağacın altına büyük bir örtü seriyoruz. Örtüye'de yazgı diyoruz. Yazgı dediğimiz çuval kumaşından yapılmış örtü. Çok büyük. Bayağıda ağır. Boşken bile ağır. İki üç kişi beraber anca taşıyoruz. Güzelce ağacın etrafını yaygıyla yazıyoruz. 


yazgıyı güzelce yayıyoruz

Ondan sonra güçlü kuvvetli olanlar başlıyorlar dalları değnekle dürtmeye. Onlar dürttükçe zeytinler dallarıyla beraber yazgının üstünde birikmeye başlıyor.



başlıyoruz ağacın dallarını dürtmeye...





Ağacın dallarını dürtme işi bitince bu sefer yaygıdaki zeytinleri dallarından ayırmaya başlıyoruz. Bu iş için bir kaç kişi yeterli. Oturuyoruz yazgının üstüne başlıyoruz ayırmaya... Ama kabaca ayırıyoruz. İnce ayırma işini elekle yapacağız zaten.


yaygıda zeytinler...


Yazgıda toplanan zeytinleri kabaca ayıklıyoruz...

Eleklede zeytinde kalan son dalları yaprakları temizleyip, çuvallıyoruz . Zeytinler artık yağhaneye gitmeye hazır hale geliyor. Zeytinyağı olmaya doğru adım adım ilerliyorlar...Tabi bu arada o kadar insan habire konuşuyoruz. Şarkılar söylüyoruz. Mola veriyoruz. Biraz daha şarkı söylüyoruz. Zeytin toplama işi bitince nasıl bir kutlama yapacağımızı konuşuyoruz... Bu zeytinyağı çok muhabbetli olacak benden söylemesi...



arkasından elekte eliyoruz... 




Birde on yaşın altı ağaçlar var. Onları sopalarla dürtmüyoruz. Elle toplama yapıyoruz. Yada tırmıkla topluyoruz. Biz en çok ağaçtan zeytin toplamayı seviyoruz. Dallara dokunuyorsun. Ağaca tırmanıyorsun. Ağacın üst dallarındaki zeytine ulaşmaya çalışıyorsun. Çok zevkli oluyor...


dalda zeytin...


ağacı sıyırıken...

ağaç ve cevresi toplanıyor...

Bu arada zeytin toplamak için hayatımda ilk defa ağaca çıkıyorum. Bir sürü poz veriyorum. Bir süreliğine zeytin toplamayı falan unutuyorum. Kimi arkadaşlar yüksekdeki dallara yetişmek için tırmığını uzatacak keşiflerde bulunuyor... Çok eğleniyoruz. Çok gülüyoruz. Bu zeytinyağını yiyen kesin kahkahalarla gülecek... 

ağaçta ben...


tırmık uzatma buluşları...

Gün boyu tarlada olunca ilginç karelerde ortaya çıkıyor... Eşeğiyle geçen de oluyor... Oğlağını besleyen de... Kuş yuvası da görüyorsun... Ağaç dalında kuşu da...





Zeytin toplama dönemi yaklaşık bir ay sürüyor. Ekip sürekli değişiyor... dönüşüyor... Ama benim kafama en çok zeytinler kazınıyor. Hem de kucak dolusu zeytinler kazınıyor...

zeytin işini bitiren ekip...

kucak dolusu zeytinler...


Ahh birde bu zeytinlerin yağını yeseniz bayılırsınız. Her gün yiyorum. Hergün yiyorum. Yine de doyamıyorum. Haa hayatın anlamı ne mi oldu ? Ehhh bu yazıdan sonra olsa olsa zeytin olur. Zeytinyağı olur...

Çiflik ve çiftlikte yapılan işlerle ilgili yazımın ikinci bölümünü de burada kapatıyorum.

Sağlıcakla,