28 Haziran 2011

Zeytinyağlı barbunya...

Zeytinyağlı Barbunya

içindekiler


 


  • 1 kg barbunya

  • 4 domates, kabuğu soyulmuş ve küp küp doğranmış

  • 2 baş kuru soğan, doğranmış

  • 1 çay bardağı zeytinyağı

  • 2 havuç

  • 2-3 adet acı sivri biber

  • 750 ml kaynamış su

  • Tuz





hazırlanışı


 


  • Soğanı ve biberi zeytinyağı ile kavurun.

  • Domatesleri ekleyip, ezilene kadar pişirin.

  • Barbunyayı ekleyip 5 dakika karıştırın.

  • Sonra suyu ve tuzu ilave edin



Balık köftesi...

Balık Köftesi

  • 500 gr mezgit balığı (kılçıkları ve derisi çıkınca 300 gr kalıyor)

  • 1 avuç dolusu incecik doğranmış maydanoz

  • 1 adet incecik doğranmış yeşil soğan

  • 1/2 çay kaşığı kimyon

  • 1 yemek kaşığı limon suyu

  • Tuz ve karabiber

  • Mısır unu

  • Kızartmak için sıvı yağ




hazırlanışı


 


  • Mezgit balığının omurgasını çıkarın. Bıçak yardımıyla derisini ve etini sıyırarak birbirinden ayırın. Etini bıçakla keserek kıyma haline getirin ve bir kaseye koyun.

  • Üzerine maydanozu, yeşil soğanı, baharatları ve limon suyunu ekleyin ve karıştırın.

  • Etten, erik büyüklüğünde toplar yaparak, avuç içinizde yuvarlayın. Mısır ununa bulayıp, iyice kızmış sıvı yağda nar gibi olana kadar kızartın.

  • Kağıt havluya çıkarıp, yağını süzdürün.

  • Roka, maydanoz ve limon dilimleriyle süslenmiş bir tabakta servis yapın.



Çikolatalı dondurma...



 

Çikolatalı Dondurma – 8 Kişilik Malzemeleri
20 gr salep
1 lt süt
1 su bardağı şeker
3 çorba kaşığı kakao

Çikolatalı Dondurma – 8 Kişilik Yapılışı
1/2 su bardağı süt ayırıp, geri kalan sütü kaynatınız. Salep, şeker ve kakaoyu bir kaseye koyunuz. Karıştırarak ayrılan sütü yavaş yavaş yediriniz. Ilıklaştırarak kaynayan süte katınız. Karıştırıp 5-6 dakika pişiriniz. Kaymak tutmaması için arada bir karıştırarak soğutunuz. Buzluğa koyup dondurunuz

Mektup kimde...


Sonra çekmecemden bir zarf çıkarıp, adını yazdım. Büyük harflerle, yalnızca adın...ı. Adresini bilsem gönderir miydim, bilmiyorum.
Mektup cebimde. Cebim yüreğime yakın. Yüreğim sende. Sen yüreğime yakın. Öyleyse mektup sende.Can Dündar

Mercimek köfte...

 

mercimek köftesi

malzemeler:

  • 1 su bardağı kırmızı mercimek

  • 1 litre su

  • 2 su bardağı ince bulgur

  • 2 baş kuru soğan

  • 1 çay bardağı zeytinyağı

  • 1,5 yemek kaşığı biber salçası

  • 1 tatlı kaşığı karabiber

  • dilediğiniz miktarda pulbiber

  • 1 çay bardağı sıcak su

  • 1,5 yemek kaşığı domates salçası

  • 1 demet maydanoz

  • 6-7 sap yeşil soğan

  • 1,5 tatlı kaşığı tuz

  • marul veya roka


 

hazırlanması:
1. 1 su bardağı kırmızı mercimeği yıkayıp 1 litre su ile ateşe koyun. tencerenin kapağını aralık bırakın. (yoksa taşıyor) mercimekler ezilip hafif sulu kalıncaya kadar kaynatın. (bütün suyunu çekerse köfteler kuru olur)

2. 2 su bardağı ince bulguru derin ve yayvan bir kaba alın. (bunun gibi) üzerine sulu mercimeği ekleyip karıştırın. kabın üzerini alüminyum folyoyla kapatıp mercimekler şişene kadar (30-45 dakika) bekletin.

3. bu arada 2 baş kuru soğanı yemeklik doğrayıp tavaya alın. bir çay bardağı zeytinyağı ile soğanları öldürün. 1,5 yemek kaşığı bier salçasını ve 1,5 yemek kaşığı domates salçasını ekleyin. 1 tatlı kaşığı karabiberi ve dilediğiniz kadar pulbiberi de ekleyip karıştırın. en son 1 çay bardağı sıcak suyu tavaya ilave edip 1-2 taşım kaynatın.

4. bu karışımı bulgur ve mercimek karışımına ekleyin. tüm malzemeyi karıştırıp kabın üzerini tekrar kapatın.

5. 5-6 sap yeşil soğanı yıkayıp doğrayın. bir demet maydanozu da aynı şekilde yıkayıp kıyın. bunları bir kenara koyun.

6. derin kaptaki karışımınıza 1,5 tatlı kaşığı tuz ekleyin ve 10 dakika boyunca yoğurun. yoğurduğunuz köfte harcına kenarda bekleyen yeşillikleri ekleyin. 2-3 dakika daha yoğurun. (köfte harcınız sulu gelirse bir miktar daha ince bulgur ekleyip suyu çekmesini sağlayabilirsiniz) harçtan cevizden az büyük parçalar koparıp avucunuzun içinde şekil verin. (elips veya çiğ köfte şekli olabilir)

7. servis tabağına marul veya roka dizip köfteleri üzerlerine yerleştirin.

Kalbinizi dolduran duygular... Kalbinizde kaldı...

 

 



Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk , saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.

Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı

Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.

Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vaktiniz olmadı.

Behçet Necatigil

Öfkeyi ne yapmalı???



Artık psikologlar hastalıkların neredeyse yüzde yetmişinin bastırılmış duygulardan kaynaklandığını söylüyor:
Çok kalp rahatsızlığı kalpte bastırılan çok fazla öfke demektir,
O kadar çok nefret var ki kalp zehirlenmiştir.

Öfkeyi ne yapmalı ??? Başka birisine ifade etmeye gerek yoktur çünkü “başka birisi” konu dışıdır.
Bir dahaki sefer öfke hissettiğinde git ve evin etrafında yedi kez koş ve bundan sonra bir ağacın altında otur ve öfkenin nereye gittiğini izle.
Onu bastırmadın, onu kontrol etmedin,
Onu hiç kimsenin üzerine kusmadın.
Çünkü eğer bunu birisinin üzerine kusarsan bir zincir oluşur
Çünkü diğerleri de en az senin kadar aptaldır, senin kadar bilinçsizdir.

O senin üzerine daha çok öfke akıtacaktır, o senin kadar bastırılmıştır.
O zaman zincir ortaya çıkar. Sen onun üzerine kusarsın
o senin üzerine kusar. Ve her ikiniz de düşman olursunuz.

ONU HİÇ KİMSENİN ÜZERİNE KUSMA.

Bu tıpkı kusma isteğinin gelmesi gibidir.
Gidip birisinin üzerine kusmazsın.
Öfkenin kusulmaya ihtiyacı vardır. Tuvalete gider kusarsın.
Bu tüm bedeni arındırır; kusmayı bastırırsan bu tehlikeli olacaktır.
Ve sen kustuğunda tazelenmiş hissedeceksin.
Yediğin yiyecekte yanlış bir şey vardı ve bedenin onu reddediyor.

ONU İÇERDE KALMAYA ZORLAMA.

Öfke sadece zihinsel bir kusmuktur.
İçine aldığın şeyde yanlış bir şey vardır.
Ve senin tüm psişik varlığın onu kusmak ister.
Fakat onu başka birisinin üzerine kusmana gerek yoktur.
Onu başkalarının üzerine kustuğun için, toplum onu kontrol etmeni söyler.

OSHO

BB King and John Lee Hooker-'You Shook Me'

http://youtu.be/BmEkRuODBpA

Ekşın istiyoruz ilişkimizde...

27 Haziran 2011

Sevgi en güçlü ilaçtır... İnsanların iyileştiren sevgilere ihtiyacı vardır...

 

 

Uzun yıllar önce Çinde Li-Li adlı bir kız evlenir ve aynı evde kocası ve kaynana...sı ile birlikte yaşamaya başlar. Lakin kısa bir süre sonra kayınvalidesi ile birlikte geçinmenin çok zor olduğunu anlar. İkisinin de kişiliği tamamen farklıdır. Buda onların sık sık kavga edip tartışmalarına yol açar. Bu Çin geleneklerine göre hoş bir davranış değildir ve çevrenin oldukça tepkisini alır. Bir kaç ay sonra bitmek tükenmez gelin kaynana kavgalarından ev eşi ve annesi arasında kalan erkek için cehennem haline gelmiştir.

Artık bir şeyler yapmak zorunda olduğunu anlayan genç kız doğruca babasının arkadaşı olan baharatçıya koşar ve derdini anlatır. Yaşlı adam ona bitkilerden hazırladığı bir ekstre verir. Bunu 3 ay boyunca her gün kaynananın yemeklerine azar azar kat der. Fakat az koy ki belli olmasın. 3 ay sonra ölsün.

Yaşlı adam genç kıza kimsenin şüphelenmemesi için bu süre zarfında kaynanasına çok iyi davranmasını da öğütler. Çok iyi yemekler yap ona der. Genç kız artık çok iyi davranmaya başlar kaynanasına. Bir süre sonra kız böyle davranınca kayınvalidesi de değişir ve ona kızı gibi davranmaya başlar. Evde artık barış rüzgârları esmeye başlamıştır.

Bu kez genç kız kendini ağır bir yük altında hissetmeye başlar ve yaptıklarından pişman, baharatçıya yeniden gelir.
Lütfen der. Artık ölmesini istemiyorum. Şu ana kadar verdiklerimi onun kanından temizleyecek bir şey ver bana. Yaşlı adam karşısında oturan Li-Li ye bakar ve gülümser. Sevgili kızım der. Sana verdiklerim sadece vitaminlerdi. Olsa olsa kayınvalideni daha da güçlendirdin hepsi bu. Gerçek zehirse senin beynindeydi. Sen ona iyi davrandıkça o da dağıldı ve gitti beyninden. Dargınlık sevgiye dönüştü. Böylece gerçek bir anakız oldunuz. Gül veren elde gül kokusu kalır. ..

*Sevgi en güçlü ilaçtır...İnsanların iyileştiren sevgilere ihtiyacı vardır.

Bamya...

1 kg
bamya

2 Adet
soğan

2 Adet
domates

1 Su bardağı sıvıyağ
1 Çay bardağı
limon
suyu
Yarım tatlı kaşığı tozşeker
1 Çay bardağı sirke

Tuz

Bamyaları ayıklayıp sap kısımlarını yuvarlak
veya huni şeklinde kesin. Bamyaları 1 tatlı kaşığı tuz ve 1 çay bardağı sirke
karışımında 5 dakika bekletin.

Soğanı ince kıyıp sıvıyağda pembeleştirin.

Bamyaları yıkayıp süzgece alın ve bekletmeden soğana ilave edin. 1-2 dakika
soğan
la pişirin.

Domateslerin kabuklarını soyup küp şeklinde doğrayın.

Bamyaya ilave edip 2-3 dakika daha pişirin. Tozşeker ve limon suyunu ekleyip tuz serpin. Bamyaların seviyesi kadar sıcak su ilave edip kapağı kapalı olarak pişirin.

Not: Bamya pişerken üzerine yağlı kağıt serip kapağını kapatın ve
bu şekilde yemek daha lezzetli
olacaktır.

Her erkek çocuğu doğduğunda Tanrı,onun evleneceği kızı belirlermiş...


Moses Mendelssohn hiç yakışıklı bir adam değildi. Çok kısa boyunun olmasının yanı sıra, çok garip bir de kamburu vardı. Moses Mendelssohn, günün birinde Hamburg'da yaşayan bir işadamını ziyarete gitti. İşadamının, Frumtje adında çok güzel bir kızı vardı.

 

Moses,bu güzel kıza umutsuz bir aşkla tutuldu. Fakat güzel kız onun çirkin görüntüsünden ürkmüştü. O nedenle, değil onun sevgisine karşılık vermek, yüzüne bile bakmak istemiyordu.

 

Ayrılma zamanı geldiğinde Moses, güzel kızın üst kattaki odasına çıktı ve tüm cesaretini toplayarak onunla son kez konuşma girişiminde bulundu. Kızın güzelliği öylesine olağanüstüydü ki, bir an için onun cennetten geldiğini bile düşündü. Fakat kızın, başını kaldırıp da yüzüne bakmamaktaki direnci, Moses'ı çok üzdü.

 

Güçlükle başarabildiği konuşması sırasında çirkin aşık, bu güzel kıza bir soru sordu: "Evliliklerin kutsal bir özelliği olduğuna inanır mısınız?" dedi "Elbette" diyerek yanıtladı güzel kız ve gözlerini yine kaldırmayıp Moses'ın yüzüne yine bakmadan, kendi de ona bir soru sordu: "Peki ya siz?"dedi."Siz inanır mısınız buna?" Moses bir an bile duraksamadı: "Evet,ben de inanırım" dedi ve ekledi: "Biliyor musunuz? Her erkek çocuğu doğduğunda Tanrı,onun evleneceği kızı belirlermiş. Benim doğumumda da,benim evleneceğim kız belirlenmiş ve bana 'Senin karın kambur olacak' demiş.O zaman ben bir istekte bulunmuşum Tanrı'dan. Tanrım, kambur bir kadın bir trajedi olur. Lütfen onun kamburluğunu bana ver ve onu güzel bir kadın yap' demişim."

 

Moses' ın bu sözlerinden sonra Frumtje gözlerini yerden kaldırdı, onun gözlerinin içine baktı ve elini uzaatıp, Moses' ın elini tuttu.Ve daha sonra da onun, sevgili eşi oldu. Bu anlattığımız bir "peri masalı" değil, ünlü Alman besteci Mendelssohn'un büyükbabası ile büyükannesinin evlenmelerinin öyküsüdür

Günah keçisi...






İnsanoğlunun dramının en acınası yanı kendi sorunlarının kaynağının dışarıda olduğunu düşünmesidir. Bu nedenledir ki dışımızda kim varsa suçlarız. Geçmişte, çöl halkları günahlarını birer kağıda yazıp bir keçinin üzerine yapıştırır ve keçiyi çölde kendi günahlarını taşıyıp ölmeye gönderirlerdi. Buna, günah keçisi denirdi. Günümüzde başta öğretmenlerimiz, anne babamız, eğitim sistemimiz, patronlarımız ve elbette Tanrı günah keçisidir. Tüm sorunlarımızın kaynağı bizim haricimizdeki bir otoritedir. Böyle düşünmek bizi mutlu bir uyuşmanın içine sürükler. Bu sayede keyifle acı çekmeyi sürdürebiliriz. Bize acı veren her şey iyidir, güzeldir, doğrudur ve bizim hayırımızadır diye algılarken; bizim için yararlı olan her şeyi günah keçisi ve sorunlarımızın kaynağı gibi algılamak ne acınası bir ironidir. Cem Şen


Kazım Koyuncu-Haydeeeee...

http://youtu.be/dbhmlsVQVpU

Aslında hepimiz birer çatlak testiyiz...


 

Çin'de bir adam, her gün boynuna dayadığı kalın sopanın iki ucuna astığı testilerle dereden su taşırmış evine..

Bu testilerden birinin yan kısmında çatlak varmış... Diğeri ise hiç kusursuz ve çatlaksızmış; ve her seferinde bu kusursuz testi adamın doldurduğu suyun tümünü taşır, ulaştırırmış eve..

 

Ama her zaman boynunda taşıdığı testilerden çatlak olanı eve yarım; diğeri dolu olarak varırmış iki sene her gün bu şekilde geçmiş. Adam her iki testiyi suyla doldururmuş ama evine vardığında sadece 1,5 testi su kalırmış...Tabi ki kusursuz, çatlaksız testi vazifesini mükemmel yaptığı için çok gururlanıyormuş. Fakat zavallı çatlak olan kusurlu testi, çok utanıyormuş. Doldurulan suyun sadece yarısını eve  ulaştırabildiği için de çok üzülüyormuş.

 

İki yılın sonunda bir gün, görevini yapamadığını düşünen çatlak testi,ırmak kenarında adama şöyle demiş: "Kendimden utanıyorum. Şu yanımdaki çatlak nedeniyle, sular eve gidene kadar akıp gidiyor.." Adam gülümseyerek dönmüş testiye; "Göremedin mi? Yolun senin tarafında olan kısmı çiçeklerle dolu. Fakat kusursuz testinin tarafında hiç yok.Çünkü ben başından beri senin kusurunu, çatlaklığını biliyordum..Senin tarafına çiçek tohumları ektim.. Ve hergün o yolda ben su taşırken,sen onları suladın.. 2 senedir o güzel çiçekleri toplayıp,masamı süslüyorum. Sen kusursuz olsaydın, o çatlağın olmasaydı evime böyle güzellik ve zarafet veremeyecektim" diye cevap vermiş.

 

 Aslında hepimiz birer çatlak testiyiz Her birimizin kendine has kusurları vardır. Fakat sahip olduğumuz bu kusurlar ve çatlaklardır hayatlarımızı ilginç yapan,mükafatlandıran, renklendiren.. Etrafımızdaki her kişiyi,oldukları gibi kabullenin.. Onlardadaki kusurları değil, içlerindeki güzellikleri görün... Can Dündar