insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Haziran 2012

"İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?"

Photo: "İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?"Birgün yaşlı bir derviş, bir kucak dolusu elma ile bayırlar aşan bir genc kıza rastlamış... Bozkırın sıcağında yorgunluktan al almış kızın yanakları. "Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına?" diye sormuş derviş. Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız. "Sevdiğim çalışıyor orada. Ona elma götürüyorum." "Kaç tane" diye soruvermiş baba derviş. Kız şaşkın: "İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?" Usulca kırıvermiş elindeki tesbihi derviş..!___ALINTI____"İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?"


Birgün yaşlı bir derviş, bir kucak dolusu elma ile bayırlar aşan bir genc kıza rastlamış...


 Bozkırın sıcağında yorgunluktan al almış kızın yanakları. ...


"Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına?" diye sormuş derviş. Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız.


"Sevdiğim çalışıyor orada. Ona elma götürüyorum." "Kaç tane" diye soruvermiş baba derviş.


Kız şaşkın: "İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?"


Usulca kırıvermiş elindeki tesbihi derviş..!

Bir kişinin gerçek karaketerini öğrenmek istiyorsanız...

Özür dilemek, sizin haksız olduğunuz anlamına gelmez...

7 Haziran 2012

Saldırganlık Üzerine…

Geçenlerde eski arkadaşlarla buluşup yemeğe gittik. Orada laf lafı açtı ve konu sevdiğimiz dizi ve filmlere geldi. En favori dizilerimiz Dexter ve Spartacus çıktı. Sevdiğimiz filmler arasında da Kill Bill başı çekti. Bir anda hepimiz birbirimize korkuyla baktık. Eeee Dexter desen seri katil ama hepimiz ona şefkatle yaklaşıyoruz; Spartacus desen insanlar arenada birbirleriyle ölümüne dövüşüyorlar, her taraf kan dolu; Kill Bill’e dönsen ortalık yine dövüş sahneleri, uçan kol ve bacaklarla dolu.

Çocukları olan arkadaşlar çocuk dünyası hakkında bizi bilgilendirmekte gecikmediler ve çocuklarının vurmalı, kırmalı oyunlara bayıldıklarını söylediler.

Hepimiz tekrar birbirimize bakıp “eyvah ki ne eyvah” dedik, yoksa içlerimizde birer Dexter mi barındırıyoruz? Başka koşullar içinde büyüseydik içimizde barındırdığımız Dexter ortaya çıkarmıydı acaba? “Bırr” deyip ürperdik. Allah korusun valla…

Sonra aklım televizyonun olmadığı dönemlere gitti. Eee o zamanda insanlar öldürmeleri, dövüşmeleri seyretmek için arenaya gitmiyor muydu? Ya da daha kaçak dövüşenler elinde tüfeğiyle ormana koşup zevk için hayvan öldürmüyor muydu sanki?

Demek ki bu saldırganlık içgüdüsü hepimizin içinde var, kimisinde daha az kimisinde daha çok ama mutlaka var. Başımıza gelen olaylara göre ya seyirci olarak bu olayın parçası oluyoruz, ya da aktif olarak.

Ayrıca ‘’saldırganlık’’ kelimesini iyi tanımlamalıyız. Yani bir insan hakkını korumak için bağırdığında ya da kızdırılıp tepki verdiğinde de ‘’amma da saldırganlaştın bugünlerde’’diyebiliyoruz.

‘’Yavaş atın tekmesi pek olur’’ söyleminden de anlayabileceğimiz gibi en sakin insanın bile çok üzerine gidilirse, çok eziyet, çok acı çektirilirse kendinden beklenmeyecek bir atak yapabileceğini bekliyoruz.

“Bu yazı nereye mi bağlanır?” diyorsunuz. Bence hiçbir yere bağlanmaz. Sadece durum tespiti yaptık o kadar. Hepimize aydınlık yollardan geçip, ruhsal sağlığımızı korumamız temennisiyle yazımı bitiriyorum efem…

Sağlıcakla,

 

Kendini Sev Çünkü Kendini Sevdiğin Kadar Sevilirsin…

Sevgi enerjisinin bizim bünyemizde doğal bir şekilde akmasına ve diğer insanlara yayılmasına engel olan en önemli neden, çeşitli direnç mekanizmalarının devreye girmesidir. Bu direnç mekanizmalarına “kabuklar” adını veriyoruz.

Kabuklara, he…r seviyeden çeşitli derecelerdeki bağımlılıklarımız, tutsaklıklarımız da diyebiliriz. Bağımlılıklar ve tutsaklıklar sevginin ortaya çıkmasına engel olurlar.Gerçek sevginin ortaya çıkabilmesi için samimiyet, dürüstlük ve doğallığın o varlıkta belli bir potansiyelin üzerinde belirmiş olması gerekir.

Bu özelliklerin belirebilmesi için kendi üzerimizde bir iç çalışma ve denetim uygulamamız gerekir.

Kaynak: kuantum yaşam haritası…

Marul'un Faydaları...

 

 Besin değerlerini hızlı kaybeden bir sebze olduğu için marulu çabuk tüketmek gerekir. Marulun suyu cildi besler ve cilde tazelik verir. Sivilceleri giderir. Lapası yanıklara ve çıbanlara iyi gelir.


MARUL: Kalsiyum minerali ile A ve C vitaminleri açısından zengin bir sebzedir. Ayrıca Marulda B, D, E vitaminleri ve demir, sodyum, bakır, iyot, fosfor ve çinko mineralleri de bulunur. Marulun Faydaları: Sinirleri yatıştırır. Tansiyonu düşürür. Sakinleştirici etkisi ile uykusuzluk çekenler için faydalıdır. Aybaşı halini düzenler ve ağrısını hafifletir. İştah açar ve sindirimi kolaylaştırır. İdrar söktürücüdür. Kabızlığı giderir.


Vücuttaki zararlı maddelerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Dalak ve karaciğer yetmezliği ile sarılığa karşı etkilidir. Basur şikâyetlerini azaltır. Göğsü yumuşatır ve öksürüğü keser. Balgamı söker. Aşırı cinsel isteği azaltır. Anne sütünü arttırır. Kemik erimesi ve romatizmada faydalıdır. Kan şekerini düşürücü etkisi ile şeker hastaları için yararlıdır. Özellikle gelişme çağındaki çocukların gelişimini destekler. Hastaların iyileşmesini hızlandırır. Cildi güçlendirir ve güzelleştirir.


Marul Nasıl Kullanılır? Besin değerlerini hızlı kaybeden bir sebze olduğu için marulu çabuk tüketmek gerekir.


 Marulun suyu cildi besler ve cilde tazelik verir. Sivilceleri giderir. Lapası yanıklara ve çıbanlara iyi gelir.

4 Haziran 2012

Özelsin.


Şimdi kalk git bak aynaya.

Dünyada yaşayan bilmem kaç milyar insan içinde sen TEKSİN.

Onca göz uyanıyor ve bakıyor her sabah bir yerlerden dünyaya.

Senin gözlerin gibi bakanı yok. Onca insan sureti var.

Hepsinde bir ağız, bir burun iki göz,... kaş kirpik vesaire.

Hepsinde farklı bir ifade ve farklı bir bakış.

Özelsin.

Özel yaratıldın ve muhatap alındın.

Ötelerde bir yerlerde, sen bir hata yaptığında hemen seni cezalandırmak için bekleyen bir zalim yok.

Sen sevgiyle yaratıldın ve İNSAN OLMAYI ÖĞRENMEK İÇİN DENEYİMLİYORSUN HAYATI.

Düşe kalka. Sevildiğini asla unutma. Sevmekten ve güvenmekten de asla vazgeçme.

Kendine yenildiğin yerde, yine elinden tutacak ve yolu gösterecek O’dur.

Çünkü SEVİLİYORSUN..

1 Haziran 2012

“BİR insanın hayatında iki BÜYÜK gün vardır, DOĞDUĞU gün ve neden doğduğunu KEŞFETTİĞİ gün.”

Photo: “BİR insanın hayatında iki BÜYÜK gün vardır, DOĞDUĞU gün ve neden doğduğunu KEŞFETTİĞİ gün.”_____William Barclay___“BİR insanın hayatında iki BÜYÜK gün vardır, DOĞDUĞU gün ve neden doğduğunu KEŞFETTİĞİ gün.” _____William Barclay___

Allah kimseye, sevdiği insanın paylaştığı bir şeyi beğenenleri tek tek kontrol edecek kadar kıskançlık duygusu vermesin:)))

İNSAN BEYNİNİ ETKİLEYEN 10 ROMAN

Bilim dünyası insan beynini farklı bir biçimde etkileyen on romanı belirledi. 

 

Edebiyatın‘iyileştirici’ niteliğinden yola çıkan bir grup bilim insanı, nitelikli romanların insan beynini geliştirip keskinleştirdiğini, sosyal bağları güçlendirerek kişiliği değiştirdiğini ve ilişki kurmayı kolaylaştırdığını belirledi.

Toronto Üniversitesi öğretim üyesi psikiyatr Keith Oatley ve Ingrid Wickelgren tarafından Scientific American’da yazılan makaleye göre, roman kahramanlarıyla özdeşleşmek, hem hayal dünyasını zenginleştiriyor, hem de sosyal bağları güçlendiriyor.

 

Nitelikli bir roman, bu etkileriyle insan beynini de keskinleştiriyor ve insan davranışlarına ilişkin bilgiler veriyor. İki bilim insanı, insan beynini en fazla geliştiren on romanı da tespit etmişler. Listede Tolstoy’un Anna Karenina veya Virginia Woolf’un Bayan Dalloway’ın yanı sıra Muhsin Hamid’in 2007 yılında yazdığı ‘The Reluctant Fundamentalist / Gönülsüz Köktendinci’ isimli romanı da yer alıyor.

 

  Listede yer alan romanlar şöyle;

 

1- Johann von Goethe / Genç Werther’in Acıları (1787)

2- Jane Austen / Aşk ve Gurur (1813)

3- Nathaniel Hawthorne / Kırmızı Leke 1850

4- Gustave Flaubert / Madam Bovary (1856)

5- George Eliot / Middlemarch (1870)

6- Leo Tolstoy / Anna Karenina (1877)

7- Virginia Woolf / Bayan Dalloway (1925)

8- Toni Morrison / Sevgili (1987)

9- J.M. Coetzee / Utanç (1999)

10- Muhsin Hamid / Gönülsüz Köktendinci (2007)