Anette
yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Temmuz 2012
Unutmayın eski yemek nasıl mideyi bozarsa, kötü anılarısürekli düşünmek de ruhu bozar.
Anette
Etiketler:
anette,
anı,
bozar,
çala kalem laflarım...,
çalakalaem,
çalakalem laflarım,
eski,
kötü anılarda ruhu bozar.,
laf,
lakırdı,
mide,
ruh,
Unutmayın eski yemek nasıl mideyi bozarsa,
yemek,
zamazingo
12 Haziran 2012
Sebzeli Bulgur Pilavı...
MALZEMELER- 2 su bardağı pilavlık bulgur
- 3 kaşık tereyağı
- 1 kaşık zeytin yağı
- 1 baş soğan
- 2 adet patlıcan
- 2-3 adet domates
- 3 adet sivri biber
- 2-3 adet kırmızı biber
- 1 kaşık salça
- Tuz, karabiber, nane
- 2 su bardağından biraz fazla sıcak su (2,5 bardaktan az)
TARİF
- Küp küp doğranmış patlıcanları ayrı bir tencerede kızgın yağda kızartın.
- Tencereye tereyağı ve zeytinyağını alın, rendelenmiş soğanı ve salçayı kavurun, biberleri ilave edin. 1-2 dk da bu şekilde kavurduktan sonra küp küp doğranmış domatesleri de ilave ederek tencerenin kapağını kapatıp 3-4 dk (sebzeler yumuşayıncaya kadar) bu şekilde pişirin.
- Son olarak, bulguru ekleyip 1-2 dk kavurduktan sonra sıcak suyu, kızarmış patlıcanları ve baharatları da ilave edip suyunu çekene kadar pişirin.
* Lezzetci.com
10 Haziran 2012
Yeşil Mercimek Köftesi

Malzemeler
2 su bardağı yeşil mercimek
6 çay bardağı ince bulgur ...
2 adet orta boy soğan
1 su bardağı sıvıyağ
2 çorba kaşığı biber salçası
1 tatlı kaşığı kimyon , tuz
1 demet taze soğan
1 demet kıyılmış maydanoz
Yeşil Mercimek Köftesi Yapılışı
MERCİMEĞİ yıkayıp 10 dakika haşlayın. Hafif sulu haldeyken ocaktan alın. Üzerine yıkanıp süzülmüş bulguru ekleyip kapağı kapalı olarak şişinceye kadar bekletin. Diğer taraftan ince kıydığınız soğan ı sıvıyağda pembeleşene kadar kavurun. Üzerine salça, ince kıyılmış taze soğan, maydanoz, kimyon ve tuz ekleyin. Birkaç dakika birlikte soteleyip ocaktan alarak mercimekli bulgurun üzerine ekleyin. Hazırladığınız harçtan parçalar kopartarak köfteler hazırlayın ve servis tabağına alın. Salatası için, soğanları piyazlık doğrayıp tuzla ovun. Yıkayıp süzdükten sonra üzerine kıyılmış maydanoz, sumak, kimyon ve tuz ilave edip köftelerle birlikte servis yapın.
8 Haziran 2012
Zenginlik;Merdivenleri yardımsız çıkabilmektir.Her akşam kendi kapını kapatabilmektir. Bazen bir tabak makarnadır. Kendine inanabilmektir

Merdivenleri yardımsız çıkabilmektir.
Pencereden bakıp, yoldan geçenleri görebilmektir.
Her akşam kendi kapını kapatabilmektir.
Saçının okşanmasıdır.
Kolundaki saatin geleceği göstermesidir. ...
Bir sonraki hafta için plan yapabilmektir.
Güzel günleri bekleyebilmektir.
Bazen bir tabak makarnadır.
Bazen iki tane domates ve bir taze ekmektir.
Kendine inanabilmektir.
Zenginlik varlığından mutluluk duyabildiğin herşeydir...
İclal Aydın
Devamı Sizden oLSUN...
7 Haziran 2012
Fırında Patatesli Kuzu

10 adet küçük boy patates
1 kg kemiksiz kuşbaşı kuzu eti
5 diş sarmısak
1’er tatlı kaşığı mercanköşk ve kekik ...
Bir buçuk çay bardağı zeytinyağı
2 adet limonun suyu Tuz, karabiber
Eti yıkayıp süzün. Kıyılmış sarmısak, mercanköşk, kekik, zeytinyağı, limon suyu, tuz ve karabiberi bir kapta karıştırın. Üzerine eti ilave edip buzdolabına alın ve 20 dakika marine edin. Diğer taraftan patatesleri soyup kalın elma dilimi şeklinde doğrayın. Su dolu bir kaba koyup kenara alın. Eti marineden çıkarıp bir fırın kabına yerleştirin. Patatesleri kurulayıp, eti çıkardığınız marineye koyarak karıştırın. Daha sonra suyuyla birlikte etin üzerine dökün. Önceden ısıtılmış 170 derece fırında et pişene kadar, yaklaşık 35-40 dakika tutup servis yapın
Etiketler:
bir,
etin,
fırın,
fırında patatesli kuzu,
ilave,
kekik,
kg,
kuzu,
leziz,
tarif,
yemek,
yemekte ne var ???
6 Haziran 2012
SAKIZLI MUHALLEBİ
Malzemeler4 su bardağı süt
3 kahve fincanı un
1 damla sakızı
1.5 su bardağı toz şeker ...
1 kahve fincanı hindistan cevizi 10 çilek Tarifi Bir kaba sütü boşaltıp içersine un, şeker, dövülmüş damla sakızını ilave ederek mikserde erittin. Ağır ateşte karıştırarak 15 dakika pişirin. Pişirdiğiniz karışımı mikserde tekrar çırpın. Soğuduktan sonra üzerini hindistan cevizi ve çilekle süsleyip servis yapın
SU BÖREĞİ
6 adet yufka
1 adet yumurta
1 su bardağı süt
1 su bardağı su
1 su bardağı sıvıyağ
yarım demet maydonoz tuz
1/2 kg peynir
YAPILIŞI: 1-yufkaların 5 adedini boylamasına 2 parmak genişliğinde şeritler halinde kesin. 2-bir kaba yumurtaları çırpın.içine süt,su,sıvıyağı ve tuz koyup çırpın. 3-yufka parçalarını bu karışıma batırıp yağlanmış tepsiye gelişigüzel koyun. 4-başka bir kabın içinde maydonoz ve peyniri karıştırın. 5-yufkaların arasına peynirli karışımdan serpin. 6-bir sıra yufka bir sıra harç olmak üzere yufkara bitene kadar aynı işlemi uygulayın. 7-ayırdığınız bir yufkayı böreğin üzerine kapatın. 8-kalan yumurtalı harcı yufkaların üzerine dökün. 9-buzdolabında 2-3 saat bekletin. 10-önceden ısıtılmış 200dereceli fırında kızarana kadar pişirin. su böreği severler bu kolay ve lezzetli tariften sonra su böreği yapmaktan çok zevk alacaklardır.harika bir su böreği.AFİYET OLSUN:)
Etiketler:
leziz yemekler,
maydonoz,
parmak,
su böreği,
tarif,
tuz,
yemek,
yemekte ne var ???,
yufka,
zevk
4 Haziran 2012
Bütün dostları gezdim, dili tutmaktan daha iyisini görmedim...
2 Haziran 2012
Mori Schwartz, hayat dolu bir üniversite profesörü...
Mori Schwartz, hayat dolu bir üniversite profesörü...1994'te vücudunda bir gariplik hissetmiş. 60'lık vücudu artık dans derslerini kaldıramayacak kadar bitkinleşmiş. doktora gittiğinde yakında öleceği haberini almış: Hastalık Mori'yi tekerlekli Sandalyeye bağlamış.
Dersleri bırakmış, evdeki bakıcının kollarında bebekliğe yeniden dönmüş. Kucaklanıp kaldırılır, başkası tarafından yıkanır, poposu pudralanır olmuş. Düşünmüş o zaman: "Kendimi bırakıp yok olmayı mı bekleyeyim, yoksa kalan zamanımı en iyi şekilde değerlendireyim mi?" Sonunda ölümünden utanmamaya ve yaşamla ölüm arasındaki son köprünün bütün ayrıntılarını anlatmaya karar vermiş. Hayattaki son dersi, "kendi ölümü" olacakmış. Önce sevdiklerini toplayıp, onlara bir "canlı cenaze töreni" düzenlemiş. Bizim ancak ölenlerin ardından yaptığımız sevgi konuşmalarını hayattayken dinleme ve gönlünce cevap verme şansını yaratmış. ABC televizyonunun ünlü haber sunucusu Ted Koppel'ın programına konuk olunca üne kavuşmuş.
Dünyanın dört bir yanından mektup yazan, röportaja gelen insanlar ona "son yolculuk"u sormaya başlamışlar. Mori'nin bu sorulara verdiği yanıtlar Türkçede de yayımlandı. (Mitch Albom, "Öğretmenim Mori'yle Salı Buluşmaları", Boyner Y. 1997)
"Herkes öleceğini bilir, ama kimse buna inanmak istemez. Oysa öleceğimize inansak, bazı şeyleri farklı yapardık. İnsan ölmeyi öğrenince yaşamayı da öğrenmiş oluyor. Budistlerin yaptığını yap ve her sabah omzundaki küçük kuşa sor: - O Gün, bugün mü? Hazır mıyım? Olmak istediğim insan mıyım? Kariyer, iyi maaş, araba ve ev taksitleri... Hayattan istediğim şey bu mu?" "Şuraya uzanmış yavaş yavaş ölürken rahatlıkla söyleyebilirim ki, istediğin kadar güce ya da paraya sahip ol, yaşamı satın alamazsın." diyor Mori... " - Son bir 24 saatin olsa ne yapmak isterdin?" sorusuna ise herkesi şaşırtacak kadar sade bir cevap veriyor:
"- Sabah kalkar, jimnastiğimi yapar, ardından çörek ve çayla kahvaltı eder, yüzmeye giderdim. Sonra arkadaşlarımı evde güzel bir öğle yemeğine davet eder, onlara ne kadar değer verdiğimi anlatırdım. Ardından ağaçlıklı bir bahçede yürüyüp renkleri, kuşları seyreder, doğayı içime çekerdim. Akşam sevdiklerimle bir restorana gidip yemek yer ve en güzel kızlarla tükeninceye dek dans ederdim. Ardından eve gelir mükemmel bir uyku çekerdim." Sizin bunları yapacak vaktiniz var. Bütün yapmanız gereken arada bir omuzunuza bir bakış atıp sormak: "Bugün mü küçük kuş, bugün mü?"
Renklerin gücü
Bazen bir rengi seyretmek ve ona odaklanmak ihtiyacı hissederiz, bu her zaman ayni renk değildir, çoğu zaman enerjisini depolamak istediğimiz renk, adeta herhangi bir gıda türüne ihtiyaç duyduğumuz zamanlardaki gibi bizi çekebilir. Ona uzun süre bakmak ferahlatıcı olacaktır. Ruhsal ve bedensel olarak renklerin sağaltıcı, şifa gücü, insan üzerinde etkin kılınabilir. Her bir renk, zaman zaman yararlı ya da zararlı kuvvete sahiptir. Dolayısı ile bize olumlu gelebilecek renkleri, giysi ve dekorasyon seçiminde bilinçli kullanmak önemlidir.
Her renk, kendine has bir frekansla titreşiyor, vücudumuzdaki organların da belirli frekanslarda titreştiği göz önüne alınarak, belli renklerin kullanımı ile bedende rahatsızlık hissedilen bölgelere enerjisini iletip, hastalıklarda tedaviye yardımcı olunabileceği düşünülmüş.
Renklerle tedavi, yüzyıllardır uygulanılmış ezoterik bir bilgi. Rutin günlük renk terapisini kendi başına uygulamak için, öncelikle ruhsal huzur veren turkuaz rengini zihin gözü ile canlandırmaya çalışmanız önerilir. Transa girildiğinde, tüm renkleri sırayla takip eden ve altın rengine dek uzanan bir tayf görme çalışması gibi terapiler de yapılabilir.
Kromoterapi, yardımcı renk tedavisinin çalışması; belli organlarımızı yöneten 7 enerji merkezinin; yani Chakra (şakra) ların, 7 renge karşılık gelen renk titreşimleri hastalıklarla azaldığında; bazı renklere olan ihtiyaçlarının fazlalaştığı mantığına dayanır.
Hastalıklarda bu ihtiyacı dengelemek adına yapılabilecek yardımcı tedavi, duruma uygun rengi, ışık halinde vücuda vermektir. Bunun yanında, belirlenen renkte taş taşımak, kıyafetler ve ortamı renklerle düzenlemek olumlu sonuçlar verebilir. Bazen bir fon veya objeye bakarak veya renkli bir kumaşı yüze kapatıp, gözler açık dinlenmekle ya da uygun renge boyanmış ampullerin kullanımı ile terapi sağlanabilir. Hangi renge ihtiyacımız varsa, o renkte meyve sebze bulabiliriz. Bunları yemek, suyunu içmek tedavinin diğer tamamlayıcı unsurlarındandır.
Bu tedaviye örnek bir renk verip sarıyı inceleyelim; sarı, 3. çakra ile ilgilidir, bu çakra, bağımsızlık ve kişisel gücü belirler. Sindirim sistemi, karaciğer, böbrekler, kan ve pankreas etkilediği alanlar. Bu bölgelerde sorun olursa, sarıya gerek duyulabilir. Güneş ışığında durmak, altın veya benzer renk taşlar takmak, sarı giysi ve çarşaflar, sarı ışıklı bir lambayı ilgili çakra bölgesine yönelterek beklemek, bu renk çiçekler almak, mısır, muz, greyfurt, limon gibi sarı bitkilerden faydalanmak iyi gelebilir. Bu renkle sindirim sorunları, kaşıntı, egzema, mesane sorunları, bayılma, gaz birikimi, karaciğer, pankreas, safra kesesi sorunları, şeker hastalığı, kramplar gibi hastalıklarda tıbbı desteğin yanında rahatlatıcı bir terapi uygulanılabilir.
Hangi durumlarda hangi renklerin kullanılacağı, çakralarla ilişkili organların ve o çakraya karşılık gelen rengin belirlenmesi ile bulunuyor.
7 ana çakra ve renkleri
Muladhara Çakra: “Temel” anlamındadır. Omurga ile bağlantı yeri kuyruk sokumu kemiğidir, rengi kırmızıdır. Svadhisthana Çakra: Üreme organları üzerinde bulunur. Anlamı “Benliğin Mekanı”, rengi turuncudur, idare ettiği iç salgı bezi yumurtalıklardır. Manipura Çakra: “Pırlantalar Şehri” rengi sarı, yönettiği iç salgı bezleri adrenallardır. Anahata Çakra: “Çalınmamış” anlamındadır, kalbe yakındır, kardiak sinirağını idare eder, rengi yeşildir. Vişuddha Çakra: Anlamı “saf”, rengi mavi, yeri gırtlak bölgesindedir, işitme duyusu, tiroid bezleri, ses tellerini yönetir. Ajna Çakra: “Sınırsız Güç” alında ve kaşların arasındadır, rengi mavidir, epifiz bezine bağlıdır, durugörü verir, uyarılması şuur açılımı sağlar. Sahasrara Çakra: “Bin Taç Yapraklı” anlamındadır, tüm çakraları koordine eden mega-merkezdir, başın üstündedir. Hipofizi yönetir, rengi beyazdır. Soma Merkezi: Tali çakradır, alnın ortasındadır ve rengi mordur.
Sevdiğimiz renklerin, kişiliğe dair ipucu verdiği düşünülür. Ancak, bir renge takıntımız ve sürekli onu kullanma eğilimimiz varsa şu sonuçlar biraz daha geçerli olabilir. Kırmızı: agresif ve ateşli. Sarı: kimliği karışık ama uyumlu. Pembe: gösterişi seven, karşı cinsten gizlice nefret eden, aldatmayı seven. Mor: entelektüel, kontrollü, görünüşüne önem veren, hareketli. Siyah: uyumsuzluğu seven, cesur, bağımsız. Yeşil: aldatmayı sevmeyen, sevecen, müşfik. Turuncu: hayal gücü geniş, egoistliği ağır basan. Kahverengi: sıcak, derin, romantik, tartışmalarda ağır sözler kullanabilir. Gri: kararsızlık, soğukkanlılık, tarafsızlık. Mavi: hassas duyarlı, iyi bir eş. Beyaz: tutucu, korunmayı sever görünen, ancak baskın kişilik.
Gizemciler tarafından, insanda hakim ilkeleri sembolize eden renklere önem verilmiş, buna göre de; Spiritüel Ruh: Sarı. Hayvani Nefis: Kırmızı. Hayat İlkesi (Prana): Turuncu. Can: Yeşil. Aura (canlıların bedenlerinden yayılan ışınım, bir tür elektromanyetik alan): Mavi. Ruhsal Akıl: Leylak. Eterik duble-Astral Eş: Mor renklerde belirlenmiştir.
Enerjinizle en doğru iletişimi kurabilen renklerin aydınlığında ve esen kalın.
Ferda Ercan Uyulan.
Okültizmveenerji Kitap.
1 Haziran 2012
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)