1 Haziran 2012

RUHUNUZUN YAŞI KAÇ? (Test)

 Photo: RUHUNUZUN YAŞI KAÇ? (Test)Kronolojik yaş,biyolojik yaş,sır vermeyen yaş...Günümüz insanı fizik olarak gençliğin peşinde.Peki ya ruhumuz.Ya ruhun yaşı? Var mısınız teste?RUHUNUZ KAÇ YAŞINDA?1)İlişkiler ve siz...a)sizin için asıl zor olan,bir ilişkiye başlamaktır.b)Zor olan sürdürmektir.c)genelde terk edilen siz olursunuz.d)genelde terk eden siz olursunuz.2)Bir arkadaşınız seyrettiği filmi çok beğendiğini söylüyor. Ona ne sorarsınız???a)Yönetmeni kim?b)Kimler oynuyor?c)Nerede seyrettin?d)Ödül almış mı?3)Kapıya gelen pizzacı çocuk/kız fena halde bozuşarak ayrıldığınız sevgilinize ikizi gibi benziyor....a)Artık canınız pizza falan istemiyor.b)''İiyi ki ayrıldım'' dersiniz içinizden.c)Birden onu özlersiniz.d)Pizzacıya bahşiş vermez,bir de surat asarsınız.4)Köpeğiniz konuşsaydı size ne söylerdi???a)''Beni gezdirirken niye kaldırımdaki taşların çizgilerine basmadanyürüyorsun''?b)''Hep böyle yavaş mı yürüyeceğiz,bir kere de deli gibi koşalım!''.c)''Yine mi top oynayacağız,zaten dere tepe gezdik,yoruldum,hadiartık eve gidelim''.d)''Yine beni unuttun!Beni gezdireceğine kendin geziyorsun!''5)Ofisteki bir arkadaşınız, bir türlü nedeni anlaşılamayan bir hastalık geçirdi.Onu hastahaneden taburcu ettiler ama hala incelemeler yapılıyor. Ofise geldiğinde...a)Elini sıktıktan sonra tedirgin oldunuz,elinizi yıkamak istiyorsunuz.b)Ona sarılmaktan çekinmessiniz.Öyle ya,taburcu ettiler,tehlike olsakesinlikle hastaneden çıkarmazdılar.c)Elini de sıktınız,onu öptünüz de...Aklınıza birşey gelmez.d)''Grip oluyorum,bulaştırmayayım''deyerek ondan uzak durursunuz.6)Hayalinizdeki kötü niyetli uzaylınasıl bir tip???a)Dünyada var olmayan bir elementten oluştuğu içinzar zor görülebilen,oluşmuş,kısık ve ürkütücü sesli.b)İnsana benzeyen,şişmanca yüzlü,tuhaf bakışlı, elektronik bir sesi olan.c)Kocama,böcek gibi,çok kollu,çok bacaklı,salyası akıyor.d)Minyon yapıda,ince sesli bi ucube.7)Televizyonda birden yayın kesilip Ürgüp'e bir uzay gemisinin indiği flash haberlerde verdiler.Ayrıntıların 15 dk. içinde verileceiğini bildirdiler...a)Aklınıza ilk gelen,''Niye Ürgüp???''b)Aklınıza ilk gelen soru,niyetlerinin ne olduğu.c)Aklınıza ilk gelen ,dünyanın sonunun geldiği.d)Aklınıza ilk gelen, güvenli bir yere kaçmak.Aradan üç saate yakın zaman geçti ama gemininkapısı açılıp da tek bir kişi inmiyor. sizce niye???a)Yanlış yere indiklerini fark ettiler,aralarında bir karara varmak istiyorlar.b)Belki atmosfer onlara zarar veriyor,tedbir almakla uğraşıyorlar.c)Kapıyı çalmamızı bekliyorlar.d)Mutlaka başka gemiler de gelicek,onları bekliyor.9)Aradan üç gün geçti hala ses yok.Neden olabilir?a)Belki onlar mikroskopik yaratıklar, gemiyi çoktan terkettiler,biz anlamıyoruz.b)Belki zamanları farklı,bizim üç günümüz onların üç dakikasıdır..:c)Belki dünya onları hasta etti..d)Belki ölmüşlerdir...10)Bu şekilde zaman geçtikçe.a)Tedirginliğiniz vakit geçtiçe artar.b)Git gide iyimserlik baş gösterir.c)Neredeyse unutursunuz.d)Uzak bir ülkeye çoktan çıktınız bile.D_E_Ğ_E_R_L_E_N_D_i_R_M_E(A)'lar çoğunluktaysaİHTİYAR RUHLUSUNUZRuhunuzun yaşı çok ilerlemiş.Yaşınız kaç olursa olsun,hayatı bit ihtiyar temkinliliği ile yaşıyorsunuz.Aşırı tedbirli ve her konuda endişelisiniz.En kötü olasılık,ilk akoınıza gelen şey.Ve yeniliğe,denemeye hiç açık değilsiniz.(B)'ler çoğunluktaysaRUHUNUZ YAŞINIZLA UYUMLUHangi yaştaysanız,ruhunuz da oyaşta.Sağduyunuz ve mizah anlayışınız çok iyi gelişmiş.Bu nedenle karamsarlıktan uzaksınız,sınırlarınızı çok iyi biliyorsunuz ve ölçülü bir şekilde yeniliğe ve denemeye açıksınız.(C)'ler çoğunluktaysaÇOCUK RUHLUSUNUZSizin ruhunuz çocuk yaşta.Duygu ve hevesleriniz yönetiyor sizi. Düşünmeden hareket ettiğiniz çok oluyor. Acelecisiniz,deneme konusunda tereddütsüsünüz.Sorumluluk ve serinkanlılık size uzak kavramlar...(D)'ler çoğunluktaysaGENÇ RUHLUSUNUZSiz,yaşınız ne olursa olsun genç ruhlusunuz.Her şeyden önce kendini çok seviyorsunuz ve hayalleriniz iddialı!!!Biraz benmerkezcisiniz.Sizin için hep ''ilerisi'' ve sizi bekleyen güzel şeyler var.Hayallerinizi gerçekleştirmek için hiçbir zaman geç değil ve her şeyi göze alırsınız.alıntı

 ... Kronolojik yaş,biyolojik yaş,sır vermeyen yaş... Günümüz insanı fizik olarak gençliğin peşinde. Peki ya ruhumuz.Ya ruhun yaşı? Var mısınız teste?


RUHUNUZ KAÇ YAŞINDA?


 1)İlişkiler ve siz...


a)sizin için asıl zor olan,bir ilişkiye başlamaktır.

 b)Zor olan sürdürmektir.

 c)genelde terk edilen siz olursunuz.

d)genelde terk eden siz olursunuz.


2)Bir arkadaşınız seyrettiği filmi çok beğendiğini söylüyor. Ona ne sorarsınız???


a)Yönetmeni kim?

b)Kimler oynuyor?

c)Nerede seyrettin?

 d)Ödül almış mı?


 3)Kapıya gelen pizzacı çocuk/kız fena halde bozuşarak ayrıldığınız sevgilinize ikizi gibi benziyor....


 a)Artık canınız pizza falan istemiyor.

 b)''İiyi ki ayrıldım'' dersiniz içinizden.

 c)Birden onu özlersiniz.

d)Pizzacıya bahşiş vermez,bir de surat asarsınız.


4)Köpeğiniz konuşsaydı size ne söylerdi???


a)''Beni gezdirirken niye kaldırımdaki taşların çizgilerine basmadan yürüyorsun''?

b)''Hep böyle yavaş mı yürüyeceğiz,bir kere de deli gibi koşalım!''.

c)''Yine mi top oynayacağız,zaten dere tepe gezdik,yoruldum,hadi artık eve gidelim''.

d)''Yine beni unuttun!Beni gezdireceğine kendin geziyorsun!''


5)Ofisteki bir arkadaşınız, bir türlü nedeni anlaşılamayan bir hastalık geçirdi.Onu hastahaneden taburcu ettiler ama hala incelemeler yapılıyor. Ofise geldiğinde...


a)Elini sıktıktan sonra tedirgin oldunuz,elinizi yıkamak istiyorsunuz.

b)Ona sarılmaktan çekinmessiniz.Öyle ya,taburcu ettiler,tehlike olsa kesinlikle hastaneden çıkarmazdılar.

 c)Elini de sıktınız,onu öptünüz de...Aklınıza birşey gelmez.

 d)''Grip oluyorum,bulaştırmayayım''deyerek ondan uzak durursunuz.


6)Hayalinizdeki kötü niyetli uzaylınasıl bir tip???


a)Dünyada var olmayan bir elementten oluştuğu içinzar zor görülebilen, oluşmuş,kısık ve ürkütücü sesli.

b)İnsana benzeyen,şişmanca yüzlü,tuhaf bakışlı, elektronik bir sesi olan.

c)Kocama,böcek gibi,çok kollu,çok bacaklı,salyası akıyor.

d)Minyon yapıda,ince sesli bi ucube.


7)Televizyonda birden yayın kesilip Ürgüp'e bir uzay gemisinin indiği flash haberlerde verdiler.Ayrıntıların 15 dk. içinde verileceiğini bildirdiler...


a)Aklınıza ilk gelen,''Niye Ürgüp???''

b)Aklınıza ilk gelen soru,niyetlerinin ne olduğu.

c)Aklınıza ilk gelen ,dünyanın sonunun geldiği.

d)Aklınıza ilk gelen, güvenli bir yere kaçmak.


8)Aradan üç saate yakın zaman geçti ama gemininkapısı açılıp da tek bir kişi inmiyor. sizce niye???

a)Yanlış yere indiklerini fark ettiler,aralarında bir karara varmak istiyorlar.

 b)Belki atmosfer onlara zarar veriyor,tedbir almakla uğraşıyorlar.

c)Kapıyı çalmamızı bekliyorlar.

d)Mutlaka başka gemiler de gelicek,onları bekliyor.


9)Aradan üç gün geçti hala ses yok. Neden olabilir?


a)Belki onlar mikroskopik yaratıklar, gemiyi çoktan terkettiler,biz anlamıyoruz.

 b)Belki zamanları farklı,bizim üç günümüz onların üç dakikasıdır..:

c)Belki dünya onları hasta etti..

d)Belki ölmüşlerdir...


10)Bu şekilde zaman geçtikçe.

a)Tedirginliğiniz vakit geçtiçe artar.

b)Git gide iyimserlik baş gösterir.

c)Neredeyse unutursunuz.

 d)Uzak bir ülkeye çoktan çıktınız bile.


 D_E_Ğ_E_R_L_E_N_D_i_R_M_E


(A)'lar çoğunluktaysa İHTİYAR RUHLUSUNUZ Ruhunuzun yaşı çok ilerlemiş.Yaşınız kaç olursa olsun,hayatı bit ihtiyar temkinliliği ile yaşıyorsunuz.Aşırı tedbirli ve her konuda endişelisiniz. En kötü olasılık,ilk akoınıza gelen şey.Ve yeniliğe,denemeye hiç açık değilsiniz.


(B)'ler çoğunluktaysa RUHUNUZ YAŞINIZLA UYUMLU Hangi yaştaysanız,ruhunuz da oyaşta.Sağduyunuz ve mizah anlayışınız çok iyi gelişmiş.Bu nedenle karamsarlıktan uzaksınız,sınırlarınızı çok iyi biliyorsunuz ve ölçülü bir şekilde yeniliğe ve denemeye açıksınız.


 (C)'ler çoğunluktaysa ÇOCUK RUHLUSUNUZ Sizin ruhunuz çocuk yaşta.Duygu ve hevesleriniz yönetiyor sizi. Düşünmeden hareket ettiğiniz çok oluyor. Acelecisiniz,deneme konusunda tereddütsüsünüz.Sorumluluk ve serinkanlılık size uzak kavramlar...


 (D)'ler çoğunluktaysa GENÇ RUHLUSUNUZ Siz,yaşınız ne olursa olsun genç ruhlusunuz.Her şeyden önce kendini çok seviyorsunuz ve hayalleriniz iddialı!!!Biraz benmerkezcisiniz.Sizin için hep ''ilerisi'' ve sizi bekleyen güzel şeyler var.Hayallerinizi gerçekleştirmek için hiçbir zaman geç değil ve her şeyi göze alırsınız.

SİYAH GİYEN ADAMLAR 3 (MEN IN BLACK 3)

Siyah Giyen Adamlar 3Özet & detaylar


Ajan J, Ajan K'yı bulmak için zamanda geriye gittiği, uzun bir yolculuğa çıkacaktır. Zira dünyanın sonunu getirebilecek bir seri olayın fişeği ateşlenmiştir. Ajan J, zamana karşı şimdi her zamankinden daha hızlı hareket etmelidir... Oyuncu Will Smith ve yönetmen Barry Sonnenfeld Siyah Giyen Adamlar efsanesini yeniden canlandırmak için üçüncü kez bir araya geliyorlar. Gezegenimizi bir kez daha düşmanlardan kurtaracak çok gizli devlet örgütlerinin dünyasına iniyoruz. Ayrıca serinin üçüncü filmi bu kez 3 boyut teknolojisinin olanaklarından sonuna kadar faydalanıyor. Başrollerde Will Smith'e eşlik eden isimler ise Tommy Lee Jones, Josh Brolin ve güzel yıldız Emma Thompson...

Herkesin hayatı gördüğü pencere farklıdır... ve hiç kimse, kendi penceresinin sınırlarından daha fazlasını göremez...

Yabanmersininin Faydaları...

Yabanmersini (Vaccinum myrtillus), 30-35 cm yükseklikte, kışın yapraklarını döken küçük bir bitkidir. Yabanmersini, yüzyıllardır yenilebilir, lezzetli bir yabani meyve olarak kullanılmaktadır.

Meyvelerinin, 1862 yılında Kuzey Avrupa’da basılan bir kitaba göre ( The Useful Plants For Great Britain, C.P. Johnson) yabani, lezzetli bir yiyecek olarak kullanıldığını, reçel, şurup, tart ve pastasının yapıldığını biliyoruz. Yabanmersini meyvelerine karşı modern ilgi ise 2. Dünya Savaşından sonra meydana geldi. Çünkü yabanmersini’ nin gözlere iyi geldiği artık bir sır değildi. 2. Dünya savaşı sırasında İngiliz Hava Kuvvetleri pilotlarının doktorların önerisiyle bol miktarda yaban mersini reçeli yiyerek gece uçuşlarına çıktıklarını ve yorgun gözlerini dinlendirdiklerini kayıtlardan biliyoruz.

Pilotlar, yabanmersini reçeli yedikten sonra gece uçuşlarına çıktıklarında gece görüşlerinde bir düzelme ve iyileşme hissettiklerini sık sık rapor ediyorlardı. 1960’ ların ortalarında yukarıdaki gözlem ve duyumlar, önce bir laboratuvarda daha sonraları da klinik çalışmalarda yabanmersini meyve ekstrelerinin gözler ve damar sistemi üzerine etkileri üzerine yapılan çalışmalara yol gösterdi.

Yabanmersini meyve ekstreleri (özü) üzerine yapılan çalışmalarda bu meyvenin göz ve  damar sistemi üzerine olan etkisinin bir bioflavonoid olan antosiyanidinler ( anthocyanosides) denilen, toksik (zehirli) olmayan, suda çözülebilir.

Kullanımı :

Göz yorgunluğu, miyopluk, katarakt, karasu (Glokom: Göz tansiyonu), şeker hastalığından kaynaklanan görme bozuklukları (Diyabetik retinopati), gece körlüğü, gece görüşünü artırıcı, kamaşma, retinayı güçlendirici, kılcal damar çatlamalarını önleyici ve tavuk karası (retinitis pigmentosa) hastalığının ilerlemesini yavaşlatıcı

-bulantı, mide krampları, ülser önleyici -Kan şekerini düşürücü, iltihaplanma, kolajenin (collagen) stabilize edilmesi -Pıhtılaşmanın azaltılması, damar sertliği oluşumunun engellenmesi ve antioksidan etki -Varis,kabızlık, hemoroid'e karşı iyileştirici

Acaba evlendikten sonra mutlu olabilecek miyiz?”

Yaz ayları evlilik düğünlerinin en yoğun olarak yapıldığı zaman dilimidir. Geçenlerde bazı arkadaşlarla ayaküstü sohbet ederken, yanımıza biri bayan iki kişi geldi. Gelenler evlilik hazırlıkları yaptıklarını, ancak ileriye yönelik “Acaba evlendikten sonra mutlu olabilecekler mi?” şeklinde korkuları ve endişeleri olduğunu söyledi.

Yakın arkadaşlarından iki kişinin beş sene flört ettikleri halde, evliliklerinin bir yıl bile sürmediğini, bu olayın kendilerini çok etkilediğini belirten bu iki gence “Evlilikte nasıl mutlu olunacağını söyleyeyim mi?” diye sordum. Bana büyük bir heyecan ve merakla ‘Ne olur, lütfen’ diye cevap verdiler. Gençlere “Tarık Bin Ziyad gibi davranın” dediğimde yüzüme boş gözlerle baktıklarını farkederek önce Tarık Bin Ziyad’ın kim olduğunu anlattım:

Tarık Bin Ziyad, okyanusu geçerek İspanya’ya ayak basar basmaz, bütün gemileri yaktırıyor. Askerlerine de uzun bir konuşma yapıyor. O konuşmanın bir kısmı şöyledir: ‘...arkanızda deniz, önünüzde düşmanlar var. Sizin de kaçacak bir yeriniz yok. VALLAHi sabır ve sebattan başka bir şey de yok. Düşmanınızın bütün gücüyle üzerimize geldiği apaçık bir gerçektir. Üstellik yiyecek ve teçhizatı da boldur. Halbuki bizim kılıçtan başka bir silahımız ve düşmanın elinden alacağımız yiyecekten başka erzağımız yoktur’ diyerek konuşmasını şöyle sürdürür: ‘En ucuz malın can olduğu bu pazara sadece sizi sürmüyor, bilakis önce kendi canımdan başlıyorum...’ Eğer arkanızda deniz, önünüzde düşman varsa, tek seçeneğiniz kalıyor: Hayatta kalmak için mücadele etmek. Eğer işe, canınızı da koymuşsanız başaramayacağınız hiçbir şey yok demektir. O zaman ufak engeller, problemler, tabiri caizse, ‘vız’ gelir.

ARKANIZDA SEÇENEK BIRAKMAYIN

Anlatmak istediğim şey, bu tarihi olay olmadığı için, konuyu burada bitiriyorum. Bunu evlenecek arkadaşlara anlatınca pür dikkat kesildiler. Konuşmayı bitirdikten sonra da evlilikle olan bağlantısının nasıl kurulacağını merakaver bir şekilde sordular. Günümüzde evliliklerdeki sıkıntının önemli bir sebebi, bence, gemilerin yakılmamasıdır. Gemilerin yakılması bir yana, belli aralıklarla dönülüp onlar cilalanıyor. Belki kullanırım, lazım olur diye.

Buradaki gemi ne oluyor? Erkeğin gemileri, ‘beğenmezsem boşanırım’; kadının gemileri ise ‘ekonomik bağımsızlığım olsun, ayrılırsam kimseye muhtaç olmayayım, kendi ayaklarım üstüne durabileyim, baba evine geri dönerim’ sözleridir. İşin ilginç yanı evlenecek olanlar buna benzer gemileri yakmadıkları gibi, anne babalar da gemileri hazırda tutuyorlar. Bu şekilde, çocuğunun mutsuzluğuna katkı yaptıklarının bile farkında değiller. Ebeveyn, bir şekilde kendilerine yansıtılan problemlerden hareketle ‘kızım olmuyorsa zorlama dön gel, kapımız açık’ ‘oğlum, sana başka kız mı yok’ diyor. Bu da ebeveynlerin yakılmayan gemileri oluyor. Bu düşüncelerle başlayan bir evlilik nâkıs bir evliliktir. Birçok problemi de beraberinde taşır aslında. Bir çok açıdan, her bir insan bir dünya. Böyle iki dünyanın bir araya gelerek yeni bir yuva kurmaları elbetteki kolay değildir. Hayat yolunda birçok sıkıntı, birçok problem olur, olacaktır da. Yani hayat yolunda sadece güller yok. Dikenler de var. Eğer Tarık Bin Ziyad tavrıyla hareket etmez, geriye dönük açık kapı bırakırsanız, bu problemleri çözmek zorlaşır.

Pire, deve olur. Eşler, bir problem çıktığında lütfen çözerler, birkaç problem ardı sıra gelince, psikolojik olarak, artık bu evlilik yürümüyor demeye başlarlar. Aslında aşılmaz olan problemler değildir. Geride yakılmayan gemilerin varlığı, problemleri çözülmez; geride bırakılan açık kapılar, engelleri aşılmaz kılmıştır.

Eğer gemiler yakılmış olsa, küçük problemler konu bile edilemez. Engeller aşıldıkça bu konudaki yetenekler gelişir problemler de küçülür. Yani olay tersine işlemeye başlar. Bu sefer develer pire olur. Şuanda birçok evliliği bitiren problemler, çözümsüz olmaktan çıkar. Kişisel olarak, inandığım bir husus şudur: Herhangi bir şeyde başarılı olmak isteniyorsa, öncellikle kişinin o şeyi başaracağına dair inancı taşıması gerekiyor. Yani bunu başaracağım diye inanmasıdır. Hedefe böyle odaklanmalı. Zihninde tereddüt, acabalar olmamalı. Böyle bir hedefe yoğunlaşmaya, odaklaşmaya rahmet-i ilahi de yardım eder. Evlenecek insanlar da eğer mutlu olmak istiyorlarsa bu kararlılıkla hayat yolculuğuna başlamalılar.

Tarık Bin Ziyad bu inançla başladı, nice aşılamazları aştı, nice çözülmez problemleri, inayet-i ilahiye sayesinde, çözdü. Eğer Tarık Bin Ziyad’ın günümüzde bazı evleneceklerdeki tereddütler olsaydı, bugün ondan bahsetmeyecektik. Belki de Endülüs medeniyeti diye bir medeniyet de olmayacaktı. Elbette mutlu olmanın tek şartı bu belirttiğim hususla sınırlı değildir. Ancak diğer şartların etkili olması, böyle bir kararlılığın varlığıyla mümkün olduğunu düşünüyorum. Bundan dolayı, evlilik yolculuğunun başlangıcında kararlılık çok önemlidir. Mademki yeni bir yuva, yeni bir dünya kurma amacı var. Öyleyse ne olursa olsun, yoldan dönmek yok düşüncesi olmalı. Evlenecek erkekler, bayanlar… Yakın gemileri, arkanızda deniz önünüzde düşman dahi olsa. İnanın bütün gemileri yakarak mutluluk size daha yakın olacaktır.

Tayyip Karakaya

Ekmeğim,aşım, helal olsun yiyene, içene. Ama hakkım helal değil; dost gibi görünüp kuyumu eşene...

Sonra birşey olyor ve artık eskisi gibi olamıyorsun...

Önemli olan yolda olmaktır...

İNSAN BEYNİNİ ETKİLEYEN 10 ROMAN

Bilim dünyası insan beynini farklı bir biçimde etkileyen on romanı belirledi. 

 

Edebiyatın‘iyileştirici’ niteliğinden yola çıkan bir grup bilim insanı, nitelikli romanların insan beynini geliştirip keskinleştirdiğini, sosyal bağları güçlendirerek kişiliği değiştirdiğini ve ilişki kurmayı kolaylaştırdığını belirledi.

Toronto Üniversitesi öğretim üyesi psikiyatr Keith Oatley ve Ingrid Wickelgren tarafından Scientific American’da yazılan makaleye göre, roman kahramanlarıyla özdeşleşmek, hem hayal dünyasını zenginleştiriyor, hem de sosyal bağları güçlendiriyor.

 

Nitelikli bir roman, bu etkileriyle insan beynini de keskinleştiriyor ve insan davranışlarına ilişkin bilgiler veriyor. İki bilim insanı, insan beynini en fazla geliştiren on romanı da tespit etmişler. Listede Tolstoy’un Anna Karenina veya Virginia Woolf’un Bayan Dalloway’ın yanı sıra Muhsin Hamid’in 2007 yılında yazdığı ‘The Reluctant Fundamentalist / Gönülsüz Köktendinci’ isimli romanı da yer alıyor.

 

  Listede yer alan romanlar şöyle;

 

1- Johann von Goethe / Genç Werther’in Acıları (1787)

2- Jane Austen / Aşk ve Gurur (1813)

3- Nathaniel Hawthorne / Kırmızı Leke 1850

4- Gustave Flaubert / Madam Bovary (1856)

5- George Eliot / Middlemarch (1870)

6- Leo Tolstoy / Anna Karenina (1877)

7- Virginia Woolf / Bayan Dalloway (1925)

8- Toni Morrison / Sevgili (1987)

9- J.M. Coetzee / Utanç (1999)

10- Muhsin Hamid / Gönülsüz Köktendinci (2007)

 

İş Bulduktan Sonra...

Veda ettim

NEDEN BİR YAŞAM KOÇU İLE ÇALIŞMALIYIM?

Photo: NEDEN BİR YAŞAM KOÇU İLE ÇALIŞMALIYIM?<br />Koçluk Testimiz için aşağıdaki cümleleri okuyun lütfen ve "evet" diye düşündüklerinizi lütfen not edin.<br />1) Tatmin olduğum bir iş yapmak istiyorum.<br />2) Hayat amacımı bulmak ve deneyimlemek, kendimi gerçekleştirmek istiyorum.<br />3) Kısıtlarımdan, yarına dair korkularımdan kurtulmak istiyorum.<br />4) Hem çevremle hem KENDİMLE İLETİŞİM becerilerimi geliştirmek, daha verimli ilişkiler kurmak istiyorum.<br />5) Kendimi geliştirmek, daha iyi bir BEN olmak istiyorum.<br />6) Kararlılık, hedefe bağlılık, motivasyon, özdisiplin gibi konularda daha başarılı olmak istiyorum.<br />7) Yaşamdan, işimden, eşimden, hayallerimden keyif almak istiyorum.<br />8) Mazeretlerimi aşıp eyleme geçmek istiyorum.<br />9) Daha önce aldığım eğitimlerin, katıldığım terapilerin artık bir işe yaramasını istiyorum.<br />10) Koçluk alarak benim de hayatım değişsin, gelişsin istiyorum.<br />11) Nasıl daha iyi yaparım, görmek istiyorum.</p><p>Bu sorulardan herhangi ikisine "evet" demişseniz, muhabbetperver bir koçluk görüşmesine ne dersiniz? Koçluk Testimiz için aşağıdaki cümleleri okuyun lütfen ve "evet" diye düşündüklerinizi lütfen not edin. 1) Tatmin olduğum bir iş yapmak istiyorum.

2) Hayat amacımı bulmak ve deneyimlemek, kendimi gerçe...kleştirmek istiyorum.

3) Kısıtlarımdan, yarına dair korkularımdan kurtulmak istiyorum.

4) Hem çevremle hem KENDİMLE İLETİŞİM becerilerimi geliştirmek, daha verimli ilişkiler kurmak istiyorum.

 5) Kendimi geliştirmek, daha iyi bir BEN olmak istiyorum.

6) Kararlılık, hedefe bağlılık, motivasyon, özdisiplin gibi konularda daha başarılı olmak istiyorum.

 7) Yaşamdan, işimden, eşimden, hayallerimden keyif almak istiyorum.

 8) Mazeretlerimi aşıp eyleme geçmek istiyorum.

 9) Daha önce aldığım eğitimlerin, katıldığım terapilerin artık bir işe yaramasını istiyorum.

10) Koçluk alarak benim de hayatım değişsin, gelişsin istiyorum.

11) Nasıl daha iyi yaparım, görmek istiyorum.
Bu sorulardan herhangi ikisine "evet" demişseniz, kendinize bir yaşam koçu arayabilirsiniz yada sizi tanıyan bir insandan nasihat isteme zamanı gelmiş demektir....

Siz hiç bir sarrafın bağırdığını duydunuz mu?

İstanbul Sultanahmet Meydanı’ndaki dikilitaş üzerindeki metinde ne yazılı?

Bugün İstanbul’da dikilitaş adını verdiğimiz anıt, Eski Mısır eseri. Eski Mısır’dan çıkarılarak dünyanın çeşitli kentlerine dikilitaşlar götürüldüğü olmuş. İstanbul’daki dikilitaş ilk olarak MÖ 1547 yıllarında Firavun III. Tutmosis adına Yunanlıların Heliopolis adını verdiği Annu kentinde dikilmiş. Üzerinde Hiyeroglif yazısı ile Tutmosis’in zaferleri yazılmış. Taş ilk olarak Bizans İmparatoru Constantinus’un dikkatini çekmiş ve Mısırlılara bir mektup yazarak bu taşın kendisine gönderilmesini istemiş:

“Gemileriniz Karadeniz’e çıkarken sizleri cömertçe karşılayan ve beslenmesine yardımcı olduğunuz bu şehrin güzelleşmesine katkınız olması için bu yekpare taşı yollamanız yerinde olur.”

Dikilitaş’ın İstanbul’a ne zaman gönderildiği tam olarak bilinmiyor. Bilinen, taşın kente geldikten sonra uzun süre yerde yatması. İmparator Thedosius başa geçtikten sonra bu dikilitaş’ı hatırlamış. Birçok zafer kazanan imparator, belki bu zaferlerini anlatması için Mısır krallarının yaptığı gibi bir dikilitaş dikmek istiyordu. Kadırga limanından hipodroma kadar olan mesafede özel bir yol hazırlatılarak taşın bugünkü yerine taşınması üç gün, burada bir kaide üzerine dikilmesiyse 32 gün sürmüştü. Belki bu sırada belki de daha önce taşınırken alt kısmındaki hiyerogliflerden biri zarar gördü.

Taş, 390 yıllarında Bizans İmparatoru Theodosius’un emriyle Hipodrom’a dikildi. Kaidedeki kabartmalar üzerinde I. Theodosius, oğulları, karısı, Arkedios, Honorios ile İmparator II. Valantinianos görülür. Ayrıca Hipodrom sahneleri ve anıtın dikilişini gösteren tasvirler de vardır.Pembe granitten yekpare yapılmış 19,6 , kaidesiyle birlikte 24,87 metre yüksekliğinde olan taşın dört yüzündeki metinse dilimize yaklaşık şöyle çevriliyor:



Kuzeybatı cephesi:

“18. sülaleden Yukarı ve Asaği Mısır’ın sahibi 3. Tutmosis, Tanrı Amon’a kurbanını sunduktan sonra Horus’un yardımıyla bütün denizleri ve nehirleri hükmü altına alarak hükümdarlığının otuzuncu yılı bayramında bu sütunu daha nice zamanların getireceği bayramlar için yaptırdı ve dikti.”

Kuzey cephesi:

“Gizli ve kutsal ismin her tecellisine mazhar olan tanrı Amon’a kurbanını büyük bir acz içinde sunduktan sonra, ondan yardımlar dilenerek güneyin dostu, dinin nuru iki tacın (Aşağı ve Yukarı Mısır) sahibi, kudretli hükümdar ülkesinin sınırlarını Mezopotamya’ya kadar götürmeye azmetti.”

Güneydoğu cephesi:

“Güneşin doğduğu sırada sahip olduğu altın renkleri dünyaya yayan Horus’un verdiği kuvveti, serveti, kuvvetli sevgi, saygıyı taşıyan ve Aşağı ve Yukarı Mısır’ın tacına sahip olan ve bizzat Güneş tarafından seçilmiş olan firavun, bu eseri babası Ra için yaptırdı.”

Güney Cephesi:

“Tanrı Horus’un lütfuna mazhar olan ve Güneş’in oğlu unvanını taşıyan Aşağı ve Yukarı Mısır’ın hükümdarı olan firavun, kudret ve adaletle bütün ufuklara nur saçtı. Ordusunun önüne geçti. Akdeniz’de dolaştı, bütün dünyayı mağlup etti. Sınırlarını Naharin’e kadar yaydı. Mezopotamya’ya azimle gitti, büyük savaşlar yaptı.”

Dikilitaşın kaidesinde yer alan yazılarsa Doğu Roma İmparatorluğunda adet olduğu üzere Grekçe ve Latince yazılmış. Grekçe yazı bir anlatıcı ağzından şöyle diyor:

“Devamlı bir suretle yerde duran bu taşı dikme cesaretini İmparator Theodosius gösterdi ve yardımına Proclus çağrıldı. Bu şekilde otuz iki günde yerine dikildi.”

Latince metinse taşın ağzından yazılmış:

“Önceleri direnmiştim; fakat yüce efendimizin emirlerine itaat ederek, yenilen tiranlar üzerinde zafer çelengini taşımam gerekti. Her şey Theodosius ve onun kesintisiz sülalesine boyun eğiyor. Bana da galip geldiler ve reis Proclus’un idaresi altında otuz günde yükselmeye mecbur oldum.”

NAR ve NAR EKŞİSİNİN FAYDALARI..

Photo: NAR ve NAR EKŞİSİNİN FAYDALARI...(SAHTE NAR EKŞİLERİNE DİKKAT) Her tarafta hakiki nar ekşisi diye satılan fakat % 99'u glikoz ve sitrik asitten oluşan sahte nar ekşilerine dikkat edilmeli. ¨ Şeker Hastalığına iyi gelir,¨ Dişeti kanamalarına iyi gelir,¨ Kellik tedavisinde oldukça etkilidir,¨ Tansiyonu yüksek olanlar için faydalıdır,¨ Tansiyonumuzu olumlu bir şekilde düzenler,¨ Kalbimizi korur düzenli çalışmasına destek olur,¨ Enfeksiyona karşı vücut direncini korur ve artırır,¨ Enerji verir, yorgunluğu giderir,¨ İdrar söktürücü etkisiyle toksin atılımını sağlar,¨ Bağışıklık sistemini güçlendirir hastalıklara karşı korur,¨ Kolesterol ve kan şekerimizi regüle eder artmasını engeller,¨ Bağırsak parazitlerinin düşmanıdır, iyi bakterilerin artmasını sağlar,¨ İshali (diare) önler, tedavide destek sağlar,¨ Ciltte olumlu katkısı vardır, pürüzsüz görünüm sağlar,¨ Cilt enfeksiyonlarında olumlu katkısı vardır,¨ Böbrek yaralarına karşı tatlı narın bol bol yenilmesi;¨ Göz ağırısına karşı ekşi nar taneleri, mercimek ve gül suyundan oluşan karışımın göz kapakları üzerine yarım saat konması;¨ Göz kaşıntısında nar usaresinin pişirilerek süzüldükten sonra hazırlanan ılık sıvının sürme şeklinde göze sürülmesi;¨ Dış basura karşı ekşi nar ile sirkeden, kellik tedavisinde ise ekşi nar ile zeytinyağından oluşan bir terkibin kullanılması;¨ Kalp çarpıntısına karşı nar tanelerinin dövülerek damıtılmış suyla şurup halinde içilmesi;¨ Romatizma ağrılarının hissedildiği eklem ve uzuvlara nar şırası sürüldüğünde, ağrı kesici özelliği bulunmaktadır. ¨ Bayılmalara karşı nar şerbeti içilmelidir. Tatlı nar suyu, ses kısıklığı ve zatürreye karşı şifalıdır. ¨ Narın meyvesi ve suyunun yanı sıra çiçekleri ve kabuğu da yararlarıdır. Nar çiçeği bağırsak yara ve iltihaplarını iyileştirir. Boyun tutulmasında nar çiçeği lapası boyna konursa şifalı gelir. ¨ Narın kabuğu çay gibi demlenerek içildiğinde, mide ve bağırsak hastalıkları ile ishal ve dizanteriye karşı oldukça faydalı olmaktadır.




 Her tarafta hakiki nar ekşisi diye satılan fakat % 99'u glikoz ve sitrik asitten oluşan sahte nar ekşilerine dikkat edilmeli.

¨ Şeker Hastalığına iyi gelir, ...

¨ Dişeti kanamalarına iyi gelir,

¨ Kellik tedavisinde oldukça etkilidir,

¨ Tansiyonu yüksek olanlar için faydalıdır,

¨ Tansiyonumuzu olumlu bir şekilde düzenler,

¨ Kalbimizi korur düzenli çalışmasına destek olur, ¨

 Enfeksiyona karşı vücut direncini korur ve artırır,

¨ Enerji verir, yorgunluğu giderir,

¨ İdrar söktürücü etkisiyle toksin atılımını sağlar,

¨ Bağışıklık sistemini güçlendirir hastalıklara karşı korur, ¨

 Kolesterol ve kan şekerimizi regüle eder artmasını engeller,

¨ Bağırsak parazitlerinin düşmanıdır, iyi bakterilerin artmasını sağlar,

¨ İshali (diare) önler, tedavide destek sağlar,

¨ Ciltte olumlu katkısı vardır, pürüzsüz görünüm sağlar,

¨ Cilt enfeksiyonlarında olumlu katkısı vardır,

¨ Böbrek yaralarına karşı tatlı narın bol bol yenilmesi;

¨ Göz ağırısına karşı ekşi nar taneleri, mercimek ve gül suyundan oluşan karışımın göz kapakları üzerine yarım saat konması;

¨ Göz kaşıntısında nar usaresinin pişirilerek süzüldükten sonra hazırlanan ılık sıvının sürme şeklinde göze sürülmesi;

¨ Dış basura karşı ekşi nar ile sirkeden, kellik tedavisinde ise ekşi nar ile zeytinyağından oluşan bir terkibin kullanılması;

¨ Kalp çarpıntısına karşı nar tanelerinin dövülerek damıtılmış suyla şurup halinde içilmesi;

¨ Romatizma ağrılarının hissedildiği eklem ve uzuvlara nar şırası sürüldüğünde, ağrı kesici özelliği bulunmaktadır.

 ¨ Bayılmalara karşı nar şerbeti içilmelidir. Tatlı nar suyu, ses kısıklığı ve zatürreye karşı şifalıdır.

¨ Narın meyvesi ve suyunun yanı sıra çiçekleri ve kabuğu da yararlarıdır.

 Nar çiçeği bağırsak yara ve iltihaplarını iyileştirir. Boyun tutulmasında nar çiçeği lapası boyna konursa şifalı gelir. ¨ Narın kabuğu çay gibi demlenerek içildiğinde, mide ve bağırsak hastalıkları ile ishal ve dizanteriye karşı oldukça faydalı olmaktadır.