27 Aralık 2010

lazanya...





Lazanya tarifiMalzemeler 200 gr. kıyma
1 paket lazanya
3 adet kuru soğan
3 adet havuç
3 su bardağı kıyılmış mantar
1 yemek kaşığı domates salçası
2 yemek kaşığı margarin
2 yemek kaşığı zeytinyağ
1 çay kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı tuz





Yemeğin Tarifi  
Kaynayan tuzlu suya 2 yemek kaşığı zeytinyağ koyun. Lazanyayı 4'er, 4'er içine atın. Lazanya yumuşayıp rengi beyazlaşınca soğuk suya tutun, sonra da süzün.

Margarini eritin, zar şeklinde doğradığınız soğan, kıyma, havuç, mantar, karabiber, tuz, salça ve 1 bardak su koyun. Hazırladığınız bu harcı 15 dakika pişirin.

Yağlanmış fırın kabına lazanyaları yan yana dizin. Üstüne beşamel sosu dökün. İkinci sıraya kıymalı harcı yayın, üçüncü sıraya beşamel sosu dökün. Dördüncü sıraya tekrar kıymalı harcı, beşinci sıraya yeni beşamel sosu koyun. Altıncı sıraya harcı, yedinci sıraya da kalan sosu dökün. 175 derecelik fırında 25 dakika pişirin. 10 dakika bekletip servis yapın.



SOSUN TARİFİ

Unu, pembeleşene kadar tereyağında kavurun. Süt ve tuz koyup karıştırarak muhallebi kıvamında pişirin. Kaşar peynirini de ekledikten sonra tencereyi ocaktan indirin

en hoş dünyası olan sensin...


Yarım somunun var mı? Bir ufak da evin?
Kimselerin kulu kölesi değil misin?
Kims...enin sırtından geçindiğin de yok ya?
Keyfine bak: en hoş dünyası olan sensin.

Ömer HAYYAM

telefonunu bile aldım...

Telefonunu bile aldım!

26 Aralık 2010

sevme sanatı...


Başka birisine kendime yetemediğim için bağlanıyorsam, karşımdaki kadın ya da erkek benim için bir cankurtaran olabilir belki ama aramızdaki bağ sevgi bağı olamaz. Çelişik gibi görünse de yalnız kalabilme yeteneği sevebilme yeteneğinin tek koşuludur.''

Sevme Sanatı / Erich Fromm

24 Aralık 2010

Artvin'de hayat başkadır...

Gönlüme Karadeniz'i dolaşmak düşünce önce Rize ve yaylalarını gezdim arkasından sıra Artvin'e geldi. Artvin'e en kolay ulaşım önce Trabzon'a uçmak arkasından da kara yoluyla  devam etmek. Artvin'e giderken ilk durağınız Cehennem Deresi  Kanyonu olabilir. Cehennem Deresi Kanyo'nuna tırmanmak en fazla 15-20 dakikayı alsa da ilk günün hamlığından hemen bacaklar tutuluyor. Ama işin iyi yanı sonraki günlere de hazırlık oluyor.


cehennem deresi kanyonuna az kala

yeşil basamaklardan içeriye giriliyor...

Karadenizin her daim insanı büyüleyen yaylalarına kavuşmak için yola devam etmeli. Yolda öküzlere dikkat... Aman çarpmayalım...

yolda öküzler...

Yaylalara varıp, yürüyüşlere başlamadan önce Yavuzköy'e de uğrayalım. Seyir yerinden etrafa bakalım...





Artvin'e kadar gelmişsin Karagöl'ü görmeden dönmek hiç olmaz. Seyir yerinden sonra Karagöle gidiyorum. Karagöl'ün etrafında ufak bir yürüyüş yapıyorum. Karagöl'ün adı nerden geliyor onu da öğreniyorum. O yöredeki ağaçlar o kadar çokmuş ki, göle ışık düşmezmiş. Bu yüzden adı Karagöl'müş. Adı Karagöl ama bana göre adı Büyüleyici göl de olabilirmiş.



İşte esas zorluk bundan sonra başlıyor. Zorluk dediğim çektiğim fotoğraflardan hangisini koysam acabanın zorluğu. Yaylalar öyle güzel ki... Bazı yaylalarda üç dört saat bazılarında ise sekiz dokuz saat yürümek gerekiyor. Yürüyüşlerde güneş kremi de lazım polar da. Yağmurluk ta lazım şapkada. Malum Karadeniz burası. Bir de bütün gün gökyüzünün altındasın. Herşeye hazırlıklı olmak gerekiyor. Diğer yaylalar kızmasın ama favorim gorgit yaylası. Doğası inanılmaz... Mutlaka ama mutlaka gidin...

Yürürken durum şu... Sabah büyük bir enerjiyle başlıyorsun... Öğle yemeği için erzağını hazırlıyorsun. Gerkeli eşyalarını çantana koyuyorsun. Arkasından yürüyüş başlıyor. Etraf öyle güzel ki. Sık sık etrafı fotoğraflamak için mola veriyorsun. Eee bu sık molalar bir süre sonra seni fazlasıyla yoruyor.  Tempo düşüyor. Yürüyüş hiç bitmez diye düşünüp bu sefer başlıyorsun tempolu yürüyüşe... Yavaş yavaş ayaklar ağrımaya başlıyor, botlar vuruyor. Ama serde delikanlılık var. Susuyorsun. Bi müddet sonra delikanlılık da kalmıyor. Yoruldum, ne kadar kaldı diye söylenmeye başlıyorsun. Şişen ve acıyan ayaklarını ilk önüne çıkan derede suya koyup dinlendiriyorsun. Çevre gene seni sarıyor. Müthiş oksijen deposu ağaçlar sayaesinde tekrar devam etme gücü buluyorsun. Yola devam ediyorsun.

Nihayet hedefe vardığındaysa  mutlusun. Yaylada ikram edilen çay, dünyanın en lezzetli çayı. Birde yayladaki amcalar soruyor. Araba mı bozuldu niye yürüdünüz... Hahah... Nasıl anlatılır ki... Biz İstanbul'dan buraya yürümeye geldik diye... Zor ...çok zor... Oturunca iyice yorgunluk çöküyor,insanın kalkası gelmiyor. Ama güneş çekildi hava da soğumaya başladı...En iyisi artık kalakmak...

Yürüdüğümüz yaylalarda neler mi var? Yaylalarda öküzler var, küçük göller var, yeşilin her tonu var, küçük dereler var, sisli bulutların dağlara çöküşü var... Var da var... Hepsi ayrı bir doğa harikası... Buyrun bakalım...

öküzler...


küçük göller...

yeşilin her tonu



daha büyük göller...

yaylada ben


hedefe varış...

Tabi bu yörede arıcılık çok meşhur. Yaylalarda gezerken karşımıza sık sık arı kovanları çıkıyor.

arı kovanları

Ya kendimi benden alan derelere ne demeli... Saatlerce oturup suyun akışını seyrediyorum. Su akar... Ben bakarım... Ben bakarım... Su akar... Su  vahşi. Hemde nasıl vahşi. Deli gibi çağlıyor... Sudaki kayalar ise tam tersi. Hareketsiz duruyorlar... Suyun o şiddetli akış hızına rağmen öylece yerlerinde duruyorlar. Suyun tek yapabişldiği onları kayganlaştırmak...Hadi bakalım...



uzaktan dere akışı 


biraz daha yakın...


daha yakın...


en yakın...


Bu coşkun akışı bir süre daha seyrettikten sonra İstanbul'a dönmek üzere yola çıkıyorum. Ne diyeyimki... Bu güzellikleri görmek bir daha nasip olsun demekten başka... Sağlıcakla,

merry christmas... best wishes come to you from me.

Enya era enigma carmına burana vangelis mono 16 infanatti

Carl Orff - Carmina Burana

Pencerelerimizi temiz tutabilmek dileğiyle.



Genc bir cift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine tasinmislar. Sabah kahvalti ya...parlarken, komsu da camasirlari asiyormus. Kadin kocasina ' Bak, camasirlari yeterince temiz degil, camasir yikamayi bilmiyor, belki de dogru sabunu kullanmiyor.' demis. Kocasi ona bakmis, hicbir sey soylememis, kahvaltisina devam etmis.

Kadin, komsusunun camasir astigini gordugu her sabah ayni yorumu yapmaya devam etmis.

Bir ay kadar sonra, bir sabah, komsusunun camasirlarinin tertemiz oldugunu goren kadin cok sasirmis 'Bak' demis kocasina ' Camasir yikamayi ogrendi sonunda, merak ediyorum, kim ogretti acaba ?'

'Ben bu sabah biraz erken kalkip penceremizi sildim' diye cevap vermis kocasi.

Hayatta da boyle degil midir ?

Baskalarini izlerken gorduklerimiz, baktigimiz pencerenin ne kadar temiz olduguna baglidir. Birini elestirmeden ve hemen yargilamadan once zihin durumumuza bakmak ve 'iyi' olani gormeye hazir olup olmadigimizi farketmek guzel bir fikir olabilir ...

Pencerelerimizi temiz tutabilmek dileğiyle.

kuşlar dalları sever... kanatlar uçmayı... m.g.

23 Aralık 2010

INSAN PSIKOLOJISINI YONETME

INSAN PSIKOLOJISINI YONETME
Yaşlı bir adam emekliye ayrilir ve kendine bir lisenin yaninda kucuk
Bir  ev alır. Emekliliğinin ilk bir kac haftasini huzur icinde gecirir ama sonra  ders yılı baslar. Okulların açıldığı ilk gun, dersten cikan ogrenciler yollarının  üzerindeki  her çöp bidonunu bagirip, cagirarak tekmelerler.  Bu çekilmez gurultu günler sürer ve yaşlı adam bir onlem almaya
Karar verir. Ertesi gün çocuklar gürültüyle evine doğru yaklasirken, kapısının  onune çıkar onları durdurur ve:
"Çok tatlI cocuklarsiniz, cok da egleniyorsunuz. Bu nesenizi
Sürdürmenizi  istiyorum sizden. Ben de sizlerin yasindayken ayni sekilde
 Gürültüler çıkarmaktan hoslanirdim, bana gençliğimi  hatırlatıyorsunuz.
Eğer her gün buradan geçer ve gurultu yaparsaniz size her gun 1
 Dolar vereceğim" der. Bu teklif çocukların çok hoşuna gider ve gurultuyu sürdürürler. Birkaç gün sonra yaşlı adam yine cocuklarin onune cikar ve onlara  şöyle der:
"Çocuklar enflasyon beni de etkilemeye basladi bundan boyle size
 sadece  50  sent verebilirim."
Çocuklar pek hoşlanmazlar ama yine devam ederler gurultuye.
Aradan birkaç gün daha geçer ve yaşlı adam yine karsilar onlari:
"Bakin" der, "Henuz maasimi alamadim, bu yuzden size gunde ancak 25
 Sent  verebilirim, tamam mı?"
"Olanaksız bayım" der içlerinden biri, "Gunde 25 sent icin bu isi
Yapacağımızı sanıyorsanız yaniliyorsunuz. Biz isi birakiyoruz."
ADAM SIGORTA SEKTÖRÜNDEN EMEKLI BIR YÖNETICI