12 Ekim 2010

öküz ve eşek ve keçi zamanı... bölüm 4

Öküz ve eşek ve keçilerin zamanı geldi. Paylaşmazsam darılırlar. Yapacak birşey yok. Devam diyorum. Bugün hayvan belgeseli tadında oldu...Varsın olsun... Önce öküzler...


Yolda...



Yemek bulma telaşı...




Sinmiş... Saklanıyor...



Biraz ot buldun mu...Yiyeceksin abi...

Sonra eşekler...



hüzünlü bakış...



yemek yeme telaşı...



nerde olsa dinlerim...





çalışırken...

en sonda keçilere göz atalım...


tek başına...



sağlıcakla,

ördekler balık yerken...sürü halinde gezerken...bölüm 3

Hayvanlar alemi bölümümüze ördeklerle devam ediyorum. Ördekler balığı nasıl mı yer ? Buyrun. Görelim...

yemek zamanı...




sürü halinde dolaşırlarken...


merakla onları izleyen ben...



sürü başı nereye... herkes oraya...

Tek başına dolanan ördeğe ve besili ördeklere de şöyle bir göz atıp bölümü kapatalım.


çevreye merakla bakınırken...


  renkler çok güzel durmuş...


sağlıcakla,

biraz da deve... bölüm 2

Her bölgede develer başka bir kılıkta karşıma çıktı. Kimileri  başında şapkası dinlenirken, kimileri topluca yemek yiyip, sohbet ederken, kimileri inci gibi sıralanmış yolcu gezdirirken...



                                                         dinlenme hali...

yemek ve söyleşi vakti...




yolcu katarı ...



sağlıcakla,



balığı kapan kedi... ve diğerleri... bölüm 1

Geziye önce Ege'den başladım. Yolda da tabi bir sürü ilginç hayvan manzaralarıyla karşılaştım. Onlardan bir demet sunmak istiyorum...

Önce Foça... Foça çok şirin bir balıkçı kasabasıdır. Kedi cenneti de diyebilriz. Masa altından kedi balığı kaçırırken...

tereddüt...



operasyon...


                                                      afiyet olsun...

yemek tarifi-fırında tavuk kanadı

Malzemeler;
1 kg tavuk kanadı
1 yemek kaşığı salça,
tuz, kekik, karabiber, pul biber, 3 diş sarımsak
2-3 yemek kaşığı sıvı yağ

Hazırlanışı;
Derin bir kabın içerisinde sıvı yağ, salça ve baharatları karıştırıp sosumuzu hazırlayalım. Sarımsakları da bir kaç parçaya kesip sosa ilave edelim. Ardından temizlenmiş kanatları sosun içerinde iyice karıştırıp her tarafının sosa bulanmasını sağlayalım. Kanatları yarım saat kadar sosun içinde dinlenmeye bırakalım. Bekleyemem derseniz de bırakmayın devam edin :) Sonrasında kanatları sosuyla beraber fırın tepsisine boşaltın.1 çay bardağı kadar kaynar su ilave edin. Tepsinin üzerini folyo ile kaplayıp 180 derece fırında pişmesini sağlayın, pişmeye yakın folyoyu çıkarıp üzerini kızartın. Afiyet olsun…
Not; Dilerseniz su koymadan ve folyo ile örtmeden doğrudan fırında kızartabilirsiniz…


karikatür-şimdi aklıma geldi...

başka bir kanyon:saklıkent

Ihlara vadisini anlattıktan sonra benzeri bir coğrafi yapıya sahip olan Saklıkent'i anlatmamak olmaz diye düşündüm. Sonra üzülür, kırılır.

Saklıkent'e varırken sağda harika bir manzara sizi karşılar.

                                               
                                                 Manzara...

Saklıkent'e az kala gözleme yerleri dikkat çeker. Gezintiden sonra mutlaka oturup yemenizi tavsiye ederim. Çok lezzetliler...

gözleme yerleri...


Arkasından Saklıkent'e varırsınız. Saklıkent'in kaya duvarları birbirine çok yakın. 200-300 metre tahta bir köprünün üstünde yürümeniz gerekiyor. Alttda dere bazen sakin bazen çılgın bir şekilde çağlıyor.Buralar biraz serin. Hafif ürperiyorsunuz.

tahta köprü üstü


dere çılgın...


Duvar kayaların genişlediği yer de soluklanıp, suya girebilirsiniz. Ama su buz gibi dikkatlı olun. Doğa ise görsel bir şölen kıvamında...




Yolunuzu mutlaka Saklıkent'e düşürmenizi dilerim.

Sağlıcakla,

11 Ekim 2010

sivrisinek benimle nasıl konuştu...

İstanbulda birkaç gündür hava çok kötü ve yağmurluydu .Üstelik buz gibiydi. Evi havalandırmak mümkün olmadı. Neyse bugün daha yumuşak bir hava var. Hemen pencereleri açtım. Ev havalansın, içerisi oksijen dolsun diye. Havalandırma işlemi bitince pencereyi  kapattım. Fakat odada vız da vız da vız bir gürültüdür gidiyor. Önce ses nereden geliyor anlamıyorum sesin kaynağını arıyorum. Sonra pencereye çarpıp duran kara sineği görüyorum. Bayağı büyük bir sinek. Onu kendi haline bırakıyorum ama o beni kendi halime bırakmıyor. Vız da vız vız da vız. Kafamı şişiriyor. Yanına gidiyorum faydasız. Dönüp dolanıyor perde ve pencere arasında.

İçeri kovalamaya çalışıyorum. Faydasız. Vız da vız vız da vız. Tamam yeter diye söyleniyorum içimden. Açıyorum camı. Uçup gidiyor

Sinek vız vızlarken bana aç camı aç camı aç camı diyormuş ...

Ben anca anlamışım:))))

O yoluna ben yoluma gidiyoruz. İkimiz de rahat ediyoruz.

Sağlıcakla,

Soğuk Havaların Kendini Göstermesiyle, Kışlık Giysilerin Ceplerinde Unutulmuş Paralar Piyasalara Hareketlilik Getirdi ...

Bu başlığa bir hikayeyle eşlik etmeliydim. Buyrun...

Geçen gün yazlık-kışlık dolap yaptım. O ne zahmetli iş öyle.Yazlıklar toplanıyor. Gözden geçiriliyor.Tekrar katlanıyor. Etraftakilere verilecekler ayrılıyor. Dolap bir güzel temizleniyor. Arkasından bütün yaz sesiz sakin vaktinin gelmesini bekleyen kışlıklar da aynı işlemden geçiriliyor. Verileceklere karar veriliyor. Yıkanacaklar, kuru temizlemeye götürülecekler, ütülenecekler bir tarafa ayrılıyor.Eksik varsa kafa da bir alışveriş planı yapılıyor.

Usul usul de ceplere bakılıyor. Fakat boş. Bu da boş. Bu da boş. Hepsini boşaltmışım..Bi dahaki sefere bana ders olsun diyerek.  Hayal kırıklığı içindeyim. Mecbur, dolaşıma kumbaradan değil, mevcuttan katkıda bulunucaz.

Ama yazlıkların cebine biraz para koyuyorum. Yazın sevinmek için. Geleceğe mutluluk ekiyorum.

Sağlıcakla,

Ben 4 kişiyim: 1 ben, 2 içimdeki, 3 aynadaki, 4 kalbimdeki.. Beni geç, içimdeki zaten deli, Kır aynadakini.. Ya kalbimdeki ? Paul ASTER

TCHAIKOVSKY: Swan Lake (Bolshoi Ballet, 1989)

Kavafis- Kent

Kent

' 'Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim' dedin.
'Bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet.
Her çabam kaderin olumsuz yargısıyla karşı karşıya
-bir ceset gibi- gömülü kalbim
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün
boşuna bunca yılı tükettiğim ülkede'
Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın
bu şehir arkandan gelecektir.
Sen gene aynı sokaklarda
dolaşacaksın. Aynı mahallede koşacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda. Başka
bir şey umma-
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
öyle tükettin demektir
bütün yeryüzünde' 
 
Konstantin Kavafis

Ihlara vadisi

Aslında ıhlara vadi mi ? yoksa kanyon mu ? emin değilim. Bence kanyon daha doğru bir tanımlama... Kanyon; iki tarafı  düz , sert ve dik kaya duvarlardan oluşan bir doğa harikası. Fakat bu diklik insanların yerleşimine engel oluyor... ( bildiğim kadarıyla tabi ki...)

vadi o kadar keskin hatlı değil... o yüzden vadilerin eteklerine yerleşebiliyorsunuz... Vadilere de kanyonlara da aşığım. İkisi de olur yani...

Ihlara vadisine uzun zamandır gitmek istiyordum. Kendimi orada bulunca çok sevindim. Ihlara vadisinin inanılmaz görüntüsü aklımı başımdan aldı. Uzun süre yukarıdan seyrettim.


Ihlara vadisi...


Başka bir açı...

Yukarıdan manzaraya doyunca yavaş yavaş aşağı inmeye başlıyorum. Vadinin tam ortasından bir dere geçiyor. Bu da ortamın yeşillenmesine yardımcı ağlıyor. Vakit dere kenarında olma vaktidir...



Dere kenarı...Ana giriş

Dere öyle uzun ki...Ana girişten başlıyorsunuz birkaç kilometre yürüyebiliyorsunuz. 


Dere kenarı...Orta giriş...

Yürüyüş çok keyifli geçiyor. Yeşilliklerin arasında olmakta, şırıl şırıl su sesini dinlemekte harika... Bu coşkuyla kendimi ağacın güvenli gövdesine bırakıveriyorum...



                                                  Ağaca teslimiyet...


Sağlıcakla,



Uzun İnce Bir Yoldayım - Barış Manço

karikatür-evlenme teklifi